CTP ile UBP arasında kurulan ve toplumun çok şey beklediği koalisyon icraat konusunda, şimdilik ortak hareket etmeyi başardı başarmasına da, partilerin içerisindeki uyum, ne yazık ki hükümetteki kadar iyi gitmiyor.
CTP’de, son kurultayda yaşanan değişim ile sular şimdilik durdu gibi görünüyor ama, olağan kurultaya kadar nelerin olabileceğini kestirmek şimdilik imkansız gibi. Olası bir başarısızlıkta, “gurvada” bekleyen muhalif kanadın, Genel Başkan Talat’a karşı bir muhalefet başlatacağını da göz ardı etmemek gerek…
Diğer taraftan hükümetin diğer ortağı UBP için ise, CTP kadar iyimser konuşamayız ne yazık ki. Yaklaşan kurultayda, birden fazla adayın yarışacağı şimdiden kesinleşti… Genel Başkan Özgürgün’e rakip olacak olan adaylar, özellikle CTP ile yapılan ortaklık ve parti içinde yaşandığı iddia edilen “antidemokratik uygulamalar” üzerinden vurmaya çalışıyorlar.
Rakipleri böyle bir starteji benimserken, ne yazık ki Özgürgün de, adeta bunlara çanak tutan işler yapıyor. Yani sizin anlayacağınız kendi bindiği dalı kesiyor Özgürgün…
Özellikle de hafta sonu Genel Yönetim Kurulu toplantısında yaşananlar sadece parti de değil, hükümette de yaşanabilecek bir krizin ilk habercisi oldu. Adaylıklarını açıklayan Ersin Tatar ve Nazım Çavuşoğlu’nun, hiçbir gerekçe gösterilmeden GYK üyeliğinden alınması, birçok partilinin tepkisine neden oldu. Ancak Özgürgün görevden almalarla ilgili olarak, “Başkanlık kontenjanından atadığım Tatar ve Çavuşoğlu, beni ve hükümeti eleştiriyor. Onları atadığım gibi alma hakkım da var. Onu kullandım” dedi.
Bu gerekçe haklı olabilir. Üstelik, başkanın otoritesini göstermesi, disiplini sağlaması bakımından gerekli de olabilir. Ancak, böylesi bir ortamda, rakiplerinin elini güçlendirecek malzeme sağladığı da bir gerçek. Aksine Özgürgün, Tatar ve Çavuşoğlu’nun adaylıklarının parti içi demokrasi kurallarına göre normal olduğunu söyleyip, böylesi bir harekete teşebbüs etmeseydi, belki de çok daha fazla puan kazanırdı. Ama Özgürgün şu an için belki de haklı olduğu bir konuda, bu hareketi ile haksız duruma düşmüş oldu…
Bu konunun artçı tepkileri, yakında partiyi sarsmaya başlayabilir. Bunu ancak Özgürgün’ün izleyeceği tutum belirleyecek. Geçmişte de, dönemin Genel Başkanı İrsen Küçük’ün, “Ben yaptım oldu” mantığı ile atılan adımlar ve sonrasında yaşananlar hala daha hafızalardaki yerini koruyor. Hatta mahkeme koridorlarına uzanan o çekişmeler, partinin önce küçülmesine, sonra da oylarının düşmesine, Genel Başkan ve Başbakan olarak İrsen Küçük’ün sandıktan çıkamamasına neden olmuştu. Yine benzer bir sürecin yaşanması, sadece UBP için değil, ülke için de önemli sıkıntılar yaratacağı kesindir…
O nedenle Özgürgün, bir sonraki adımı düşünerek hareket etmeli, elinde bir stratejisi olmalı.
Olayın diğer yönüne bakarsak, Tatar ve Çavuşoğlu’nun, bu kararlarının arkasında, bazı taleplerinin yerine getirilmemesi olduğuna inanıyorum. Düşünün bir kere, partiniz şu an iktidar ortağı, son seçimlerden vekil sayısı yarı yarıya azalmasına rağmen, şartlar sizi öyle veya böyle iktidara taşımış. Yapılacak onca iş, bekleyen onca sorun varken, sırf beklentileriniz yerine gelmediği için, hükümeti bozacak şekilde ciddi suçlamalarla hem üyelerinize, hem de topluma, bazı mesajlar vermeye çalışıyorsunuz. Peki ama, CTP-UBP hükümetinde bu iki arkadaş bakanlık koltuğuna oturtulsalardı, bugünkü gibi çıkıp olmadık iddiaları ortaya atacaklar mıydı, yoksa “yaşasın koltuk” deyip, susup oturacaklar mıydı…
Şimdi ben açıklayacakları vizyon, misyon, şu bu masallarına nasıl inanayım ki.
Sonuç olarak UBP, hafta sonu yaşanan bu gelişmelerle yeni ve tehlikeli bir sürece giriyor. Kurultaya kadar olan iki buçuk aylık sürede çok ilginç gelişmeler yaşayacağımızı daha şimdiden söyleyebiliriz…
Öyle görünüyor ki, bu konu Genel Başkan Özgürgün ile, Ersin Tatar ve Nazım Çavuşoğlu’yla sınırlı kalamayacak. Havuza atılan taş misali, halkalar daha da yayılacak. Hele de pusuda bekleyenler olduğu sürece…
Aday olmak demokratik bir hak.. Ama sırf koltuk için olduğu görüntüsü, o bildiğimiz hastalığın tezahürü gibi geliyor bana…
YERİN KULAĞI VAR
GENCAY EROĞLU GÖREVDEN ALINIYOR MU:
Gençlik Dairesi Müdürü Gencay Eroğlu’nun görevden alınması için düğmeye basıldığı iddia ediliyor. 2010 yılında UBP’nin ikitdar döneminde bu göreve atanan ve Bakanlar Kurulu kararı ile birçok imtiyaz elde eden Gencay Eroğlu, CTP-DPUG hükümeti döneminde de bu görevi sürdürmüştü. Yeni hükümette Gençlik Dairesi’nin CTP kanadına geçmesiyle birlikte Gencay Eroğlu’nun görevden alınmasına karar verilmiş. Şimdi gözler, Eroğlu’nun yerine kimin atanacağına çevrildi…
HÜKÜMET ZAMMA SICAK BAKMIYOR:
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, elektrik kurumunun talep ettiği 6 kuruşluk zam kararına destek verirken, özellikle hükümet kanadının, bu zammı hayata geçirmemek için arayış içerisine girdiği iddia ediliyor. Kurumun bozulan mali yapısının düzelmesi için talep edilen zam kararının alınmasının, toplumda yaratacağı tepkinin hem hükümet, hem de parti içerisinde de krize neden olacağına inanan yetkililer, zam dışında bazı çalışmaların yapılmasına karar vermiş…
TOPLUMSAL KIRILMA YAKIN:
Hep diyoruz ya, “Türkiye hapşırsa, biz grip oluruz”… Bu kez grip değil resmen zatürre olduk. İki kusur aydır Türkiye’de kurulamayan hükümet ve yaşanan anarşi, dövizi rekorlara taşıdı. Olayların dışında ama, göbekten bağlı olduğumuz Türkiye’deki krizin artçıları bize kadar geldi. Ev, araba, kira gibi işlemlerin döviz üzerinden yapıldığı ülkemizde, vatandaş çaresizce, hükümetten çare bekliyor. Hergün borcuna borç ekleniyor ve ödeyemez duruma geliyor. Ve ne yazık ki, hükümetin de bu konuda elini oynatmaya ne niyeti, ne de gücü var…
KALDIRIN O ZAMAN:
Her dönem en çok tartışılan, ama her dönem iktidarların bayıla bayıla uyguladığı üçlü kararnameler konusu yeniden ısıtılıp toplumun önüne sürülüyor. Mecliste bulunan vekillerin tümü de, üçlü kararnamenin kısman, hatta tamamen kaldırılması yönünde beyanatlar verirler, ama iş uygulamaya geldi mi de, yıllardır binbir bahane ile işi geçiştirirler. Şimdi önlerinde yeni bir fırsat var, altlarında geniş bir taban desteği, bu defa değiştirsinler, ellerini tutan mı var…
NE BEKLERDİNİZ:
Son yılların sorunlu partisi UBP’de bir kez daha kurultay krizi yaşanıyor. Genel Başkan Özgürgün, kendi kontenjanından atadığı ve kurultayda rakibi olan Tatar ve Çavuşoğlu’nu MYK üyeliğinden alınca ortalık karıştı. Siz hem aday çıkacaksınız, hergün de sizi atayan Genel Başkan aleyhine söylemedik laf bırakmayacaksınız, sizi görevden alınca da demokrasiden bahsedeceksiniz. Keşke o sizi almadan siz istifa etme erdemini gösterebilseydiniz…
KAYALP’TEN ARTER’E SUÇLAMA:
Mağusa eski belediye başkanı Oktay Kayalp, Başkan İsmail Arter’in, son dönemde belediyeye yapılan istihdamlar arasındaki bir kişinin, yüz kızartıcı suçu olduğunu ve herhangi bir kamu, kurum ve kuruluşuna istihdam edilemeyeceğini iddia ederek, “Belediyeye 1 günlük geçici alsan bile temiz kâğıdı lazımdır” dedi. Son dönemde yaptığı istihdamlarla eleştirilen Arter’in, Kayalp’in bu iddiasına ne cevap vereceği merak ediliyor. Ya bu iddiaları yalanlayacak veya susup unutulmasını bekleyecek…
ZİRVEDEKİLER
Gizem Çeliker Akandere: “Her gün yeni bir döviz artışı var mı korkusu ile yaşar oldu bu ülke artık…gece yatıp sabah ilk iş ‘stg kaç oldu bugün’ diye bakar olduk… Yurt dışında okuyan gençler geri dönme ikileminde, ev/araba almaya niyetli kişiler vazgeçme durumunda, özel okulda okuyan çocuklar karne alamama krizinde… Daha ne olması gerek, ‘Reform hükümetimizin’ REFORM yapması için? Radikal kararlarla elini masaya vuracak bir siyasi erk istiyoruz… Dövize direkt müdahale yapılamayacağı açık ve net ortadadır, ancak TL kazanan bir ülkenin TL borçlanma ve harcama yapmasını sağlamak bu kadar zor olmamalı…”.
DİPTEKİLER
Mehmet Kral: “Casinolarla ilgili ciddi kararların üretilmesi ve vatandaşların casinolara giriş yasağının kaldırılması gerektiğinin altını çizerek, kısa vadeli seyahat acentelerine teşvik verilmesi ve serbest dolaşımın olması gerektiğini vurguladı. Orta vadede eğitime önem verilmesi gerektiğini belirten Kıral, ara aleman sıkıntısını üniversitelerin çözemediğini kaydetti…”
































