“Kıb- Tek ayda 30 milyon TL zarar ediyor…”
Bu cümlenin sahibi Başbakan Ömer Kalyoncu.
Kurum bir şekilde düzelir…
Nasıl mı?
Ayda 30 milyon TL “tüketicinin sırtına yüklenerek…”
Bu da “zam” demek.
Zaten, Kıb- Tek’te zam yapılacağına yönelik bir hayli işaret var.
Kurum Yönetim Kurulu Başkanı diyor ki:
“Yasa bana zararına elektrik sataman diyor. Ben bu suçu işlemeycem…”
Yani, “harcamaları ayarlamasam da, giderle geliri dengeleyecek faturaları hazır ederim…”
Manası bu.
Kuruma onlarca istihdamı yaparak, sadece bu istihdamlarla aylık 600 bin TL yeni yük bindiren de bu yönetim. Unutmadık.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat da, “ayda 30 milyon TL açığı” gördükçe, “zam kaçınılmaz” diyor.
Haliyle, icrayı yapacak olan Ömer Kalyoncu.
O da, “Ayda 30 milyon TL açık var” diyor.
Gelinim sana söylerim, kızım sen anla.
Mesaj tüketiciye.
Fedakarlığı tüketici yapacak
Tablo bu.
Ayda 30 milyon TL açık.
Fedakarlığı halk yapacak.
Fatura gelecek, biz ödemeyeceğiz ve sorgulamayacağız.
Bizden istenen ve beklenen bu.
Maalesef, kurum iyi yönetilmiyor.
“Özelleştirmeyiz” cümlesi üzerinden oluşan bir statüko var.
Aha yemin ederim…
“Kıb- Tek özelleşecek” diye adım atılsın, eylemde en önde pankartı ben açacam.
“Ayda 30 milyon TL zarar eden” bir kurumu zaten kim neden alsın, ne yapsın.
Kurumda, “özelleştirme” üzerinden karşı cephe yaratıp kavga başlatanlar, bu konuda kimsenin fikir üretmesini, öneri yapmasını, eleştirmesini istemiyor, ağır bir üslupla buna yanıt veriyor.
“En pahalı elektrik bizde” diye bir haber yaptık.
“Hamamböcüsü” fotoğrafı ile “Aha gene meydana çıktılar” mealinde bir eleştiriye maruz kaldık.
Kıb-Tek’e ihtiyacımız var.
Elektrik otoritesine ihtiyacımız var.
Ama daha da güçlü…
Ne yaptığını bilen…
Tüketicinin ensesinde boza pişirmeyen…
***
Ercan örneği var
“Ercan devlet Havaalanı özelleştirildi…”
Özelleştirildi de ne oldu?
Ne yeni bir apron var…
Yeni yeni bir terminal binası…
Sadece “işletme mentalitesi” değiştirildi, mevcut bina makyajlandı.
Üzerine de “onlarca” istihdam yapıldı.
Ama sadece “işletme mantığı” değiştiği için, yılda 50 milyon Euro civarında kar ediyor.
İşletmelerin kendi kazançları ayrı.
Kıb-Tek özelleşmesin.
Ama işletme mantığı değişsin.
“Faturayı dayarım tüketiciye, kurum batmaz” mantığını ben kabul etmem.
Neden dünyanın en pahalı elektriğini ödeyeyim ki?
Bu kurumun değer kazanması gerekiyor.
Daha profesyonel yönetilmesi gerekiyor.
Türkiye Yunanistan’dan, Bulgaristan’dan elektrik satın alır, Yunanistan’a elektrik satar.
Enterconnect denen sistem “ucuz elektrik alımı yapma” ve “arz güvenliğini sağlama” üzerine kurulu.
Bunun için de kablo şart…
Bunu salt “özelleştirme” olarak algılamak da neyin nesi?
Dünyayı yeniden mi keşfedeceğiz, anlamadım…
İnsanlar yöntemini bulmuş.
Ya ucuz üretirsin, ya ucuz üretenden alırsın.
Kuralları da sen belirlersin.
“Kabloya KKTC elektrik otoritesi Kıb- Tek hakim olacak şekilde” bir uygulama artık kaçınılmaz.
Hem ucuz üretimin yolunu ararsın, hem ucuz üretirsin.
Aslolan tüketici değil mi?
Nerde insana duyulan saygı?
***
Hakaretlerin nedeni nedir?
.jpg)
Maalesef, Kıb- Tek’te örgütlü El- Sen ve El- Sen etrafından “kötü bir saldırı” var.
Bu konuda kelam eden herkese saldırı var.
En ağır şekilde.
Havadis de bundan nasibini aldı.
Neden?
Aslolan insan.
Neden üç kuruşluk işe beş kuruş ödeyelim ki?
Kimin hakkı var vatandaşa bu yükü yüklemeye?
Havadis olarak bu konuda “halk daha ucuz elektrik alsın” kavgasına devam edeceğiz.
“Özelleştirilsin” deyenle de kavga edeceğiz.
Kimsenin kuşkusu olmasın.
“Özelleştirme isten” diyenin karşısında da artık susmayacağım.
Çünkü bunun üzerinden baskı yaratarak konunun sağlıklı tartışması engelleniyor.
Aslolan Kıb-Tek’ten hizmet alan 300 bin kişi mi?
600 Kıb- Tek çalışanı mı?
Elbette her ikisi de…
Ancak, 600 kişi adına birileri “arabayı atın önüne” koyarsa, buna da tepki göstermek kaçınılmazdır.
Bakınız…
Faturanızdaki her 50 kuruşta, 7 kuruş personel gideri var…
Şu anda öngörülen zam 6 kuruş.
6 kuruşla bitse iyi.
Şimdi “en düşük akaryakıt ücreti” ödenmesine rağmen böyle.
Yarın akaryakıt yükselince ne olacak?
Fedakarlığı faturayı ödeyen halk yapacak…
***
Personel ne yapacak peki?
.jpg)
“Personel maaşlarını tartıştırmam” diyor sendika.
“Kurumları yönetenler batırır, personel değil” de diyor.
Ama unutulmasın ki, KTHY batınca, sadece personel mağdur oldu. Biz istediğimiz ülkeye uçmaya devam ediyoruz.
Kıb- Tek batarsa yine personel mağdur olacak. Haliyle vatandaş elektriksiz kalmaz.
Çalışan da kötü yönetenin yanında durmak zorunda değil. Gerekirse fedakarlık da yapacak.
Yapacak ki kurumu yaşasın…
Kurum çok sayıda emekli ödüyor. Daha da artacak.
Şu anda personel maliyeti kişi başına 10 bin TL’nin üzerinde.
Buna emekliler de dahil, bu ayrımın altını çizmekte fayda var.
100’ün üzerinde yeni istihdam yapıldı, tamamı partizanca.
Kurumda halen daha çok sayıda açık var.
Bilgisayar uzmanı.
Yazlım uzmanı…
Halkla ilişkiler uzmanı…
Kurumun parası “partizanca istihdamlara” gitti.
Şimdi debelenip duruluyor.
Halkın tepkisine rağmen yeni istihdam yapılacak.
Zam da yapılacak.
Ya da bu kurum batak…
El- Sen, “Maaşları ve özlük haklarını tartıştırmam” deye dursun…
Halka bu yükü yükleyip, “600 çalışanın çıkarını toplumsal çıkarın önüne” koymak doğru değil.
Halk 6 kuruş zam ödeyecek, ama;
– KIB-TEK çalışanlarının asli maaşları devlette aynı baremde çalışanlardan %3 ile % 40 arasında daha fazla olacak.
Halk 6 kuruş zam ödeyecek, ama;
– Asli maaşlarına ilaveten tüm çalışanlara ek menfaat olarak asli maaşlarının %18’i kadar ilave maaş ödenecek.
Halk 6 kuruş zam ödeyecek, ama;
– Tüm çalışanlara 500 TL aile yardımı yapılacak.
Halk 6 kuruş zam ödeyecek, ama;
– Tüm çalışanlara 715 TL elektrik yardımı yapılıyor. Bu miktar 6 ayda bir enflasyon oranında artırılıyor. (“Bu yardımı almıyoruz” yalanı da sıktı. Bu paranın nasıl ortaya çıktığını herkes biliyor)
Diğer ödeneklere hiç girmiyorum.
Merak edenler, alsın toplu iş özleşmesini okusun.
Toplu İş Sözleşmesini okumasının ardından, “Ben bu zammı öderim” diyen vatandaş varsa, adımı değişeceğim.
El- Sen, tüm sorumluluğu halka yüklemek yerine, ben “3 kuruş- 3 kuruş” paylaşmaya hazırım.
El- Sen de, çalışanlar da “toplumsal fedakarlığa” bir katkıda bulunsun…
600 kurum çalışanı önemlidir.
Kıb- Tek de özelleşmeyecek…
Ama, 300 bin kişiyi…
Üretimi…
Özel sektörü de bir düşünün.
Orta ölçekli bir restoran ayda 5 bin TL elektrik parası öderse, bilin ki ilk çalışan durduracak… Zamla bu rakam 7 bin TL’ye çıkacak ya… Gene personel durduracak.
Evet, Kıb- Tek personeli önemlidir.
Ama herkes önemlidir.
O zaman, sadece “tüketici” değil, herkes fedakarlık yapsın.
***
Kalyoncu ne dedi, ben ne anladım?
Kendisine de söyledim.
Ömer Kalyoncu ile röportaj yapmak zor.
Gazeteci arkadaşlarım bilir.
Meclis kürsündeki “polemik” hali, maalesef röportajlarda yok.
Başbakan oldu, daha da ketum bir hal aldı.
Birçok soru sordum röportajda…
Cumhurbaşkanı ile…
Parti içi muhalif kesimlerle…
Geçmiş hükümetle…
Sivil toplumla…
Muhalefetle…
Kimseyle polemik yaratmamaya özen gösteren açıklamalar yaptı.
Ancak, “cümleleri bir yere getirip durdu” diye hissettiğim kısımlar vardı.
Birçok konuda, “Kalyoncu’nun söylediklerinin aksine” manalar çıkardım.
Mesela…
“Akıncı da benim işime karışmasın” demedi…
“Cumhurbaşkanı ile polemik konusunda şunu söyledi:
“Cumhurbaşkanı ile herhangi bir konuda istişare etmekten rahatsız olmam. Ama Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı’dır görevleri bellidir, hükümet hükümettir görevleri bellidir. Ben görüşmecinin nasıl görüştüğü meselesine karışma hakkımı kendimde görmem. Ve bir şey söyleyeceksem de ona uygun ortamda söylerim.”
Bu cümlenin üzerine, “Cumhurbaşkanı da benim işime karışmasın diyor musunuz?” diye sordum. Çünkü, “Ben cumhurbaşkanının işine karışmam, o da bizim işimize karışmasın. Bir şey söyleyecekse de medya önünde değil, benimle direk bağlantı kursun. Eğer düzeltmiyorsak, bizi halka şikayet etsin” diye anladım ben söylediklerini.
Ama, ısrarlı sorularıma rağmen, kendi pozisyonunu anlattı…
Karşıdan ne beklediğini anlatmadı…
Kooperatif ve DAÜ
Bir başka konu…
Kooperatif Merkez Bankası’nda kaybolan 3 milyon TL, Şeker Sigorta’da gelişen olaylar ve kurultay öncesi yapılan istihdamlar toplumun gündeminde. Kamu vicdanını yaraladı.
DAÜ’de ise, “yurt yapımları” üzerinden bir sıkıntı var. Yönetim Kurulu üyesi olarak atananlar, yatırımcılarla ortak iş yapar oldu. Sadece DP’li üyeler değil, CTP’li üyeler de tartışılıyor.
BRT başka alem… LAÜ başka alem… Limanlar başka alem…
“CTP’li üyeleri ne yapacaksınız?” diye sordum…
İşte cevabı:
“Parti bir karar alarak partinin yürütme organlarında görev alanların devlet kurumlarının yönetimine girmeyeceğini belirtti. Bu kararı uygulamaya koyacağız. Yanlış yapan biri varsa onu da görevden alacağız. Uyumsuzluk gösteren biri varsa onu da görevden alacağız. Bu net bir durumdur. Bu kurumların özerk hale getirilmesi için de belli bir çalışma başlatılıyor.”
Peki, bu söylemlerden ne anladım:
“İlçe başkanı, belediye başkanı, belediye meclis üyesi gibi görevleri olanlar, müsteşar, müdür görevlerini ifa edenler kurumlarda görev almayacak. LAÜ’de Lefke Belediye Başkanı, DAÜ’de Mağusalı Belediye Meclis üyeleri görevde olmayacak. Ötesi, Güzelyurt İlçe Başkanı Doğan Şahali Kooperatif Merkez Bankası Yönetim Kurulu Başkanı görevini bırakarak Güzelyurt İlçe Başkanlığı’na devam edecek…”
Ayrı karede
Kısa bir mola
Genel Müdürümüz Başaran Düzgün duymasın ama, 28 Ağustos’a kadar yokum…
Yani memlekette yokum.
Mersin’e gidiyorum.
Oralarda olacağım bu yıl yine…
Niyetim, her gün yazmak.
Ama “sefer” hali…
Ola ki yazamazsam…
Beni merak etmeyin…
Görüşmek üzere…
































