Köşe Yazarları

UBP karışır mı..?

UBP’de Kurultayla başkanlık koltuğuna oturan Ersin Tatar’ın ardından bu kez de Parti Meclisi, “ikinci adamı” seçmek için sandık başına gitti. 114 üyenin oy kullandığı Genel Sekreterlik seçimini Hasan Taçoy, Dursun Oğuz’un 50 oyuna karşılık aldığı 64 oyla kazandı.

Genel Sekreterlik seçimini biraz daha irdelersek göreceğiz ki aslında bu seçim son kurultayın devamı niteliğindeydi.

Hasan Taçoy seçimlere merkezin ve Onursal Başkan Eroğlu’nun desteğini de alarak gitti.

Dursun Oğuz ise eski Genel Başkan Özgürgün ve ağırlıkla Türkiye kökenli üyeler tarafından desteklendi.

Az bir farkla da olsa Özgürgün’ün adayı Oğuz seçimi kaybetti. Bu da demek oluyor ki, yeni dönemde UBP’de Derviş Eroğlu eski gücünü yeniden kazandı.

Hatırlayacaksınız kurultay öncesinde yaptığı açıklamada her hangi bir adaya destek vermezken, “taban değişim istiyor” diyerek aslında Özgürgün dışındaki diğer adayları işaret etmişti. Ve Genel Sekreterlik seçiminde de ta başından beri yaptığımız nabız yoklamalarında, Taçoy’a destek verdiğini, bunu çok da gizlemeden yaptığını gördük. Böylece, Özgürgün’ün parti içindeki etkisini de tamamen sıfırlamış oldu…

Seçim sonuçlarının ardından Dursun Oğuz’un “oy veren, vermeyen herkese teşekkür etmesi” beklenen bir şeydi. Ancak vücut dili hiç de öyle demiyordu. Özellikle de seçime bir gün kala bilinçli olarak “ Dursun Oğuz aday olmazdan önce kendi dönemindeki mali açığın hesabını versin” yönündeki bel altı söylemler bu seçimlerin nasıl sonuçlanacağının işaretiydi…

Genel Başkan Ersin Tatar’ın da Hasan Taçoy’u desteklediği yönünde duyumlar var.

Taçoy’un iyi bir örgütçü olduğu konusunda herkes hemfikir. Ancak Tatar’ın Taçoy’u desteklemesinin nedenlerinden birisinin de, olası bir UBP hükümetinde Taçoy’u kabine dışı bırakmak istemesi olarak değerlendiriliyor. Hasan Taçoy’un Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı yaptığı dönemde hakkında birtakım iddialar ortaya atılmış ve dönemin Başbakanı İrsen Küçük tarafından bakanlık görevinden alınmıştı. O dönemi birebir yaşayan Ersin Tatar, şimdiden Taçoyu’un önünü kesmek ve olası bir hükümette bakanlık talebini önlemeyi düşünmüş olabilir…

Gelelim Dursun Oğuz’a…

Genel Sekreterliği döneminde başarısız olduğu söylenemez. Özgürgün’le girdikleri her seçimden  başarıyla çıktılar. Hepsi bir yana, parti içindeki Türkiye kökenli oyların dağılmasının, başka bir partiye gitmesinin de önüne geçti. Özellikle de Türkiye kökenli oylara oynayan YDP’nin son seçimlerde UBP tabanından pek fazla oy almamasında Dursun Oğuz’un etkili olduğunu söylersek yanlış olmaz.

Dursun Oğuz’un seçim sonrası Tatar ve Taçoy’la birlikte elini kaldırması sizi kandırmasın.

Dursun Oğuz, bu seçimi nasıl kaybettiğini, kaybetmesi için kimlerin nasıl kulisler yaptığını çok iyi biliyor.

Oğuz’a destek veren, yaklaşık %45 oranındaki 50 Parti Meclisi üyesinin bundan sonraki tavrı ne olacak.

Özellikle de Türkiye kökenli oyları UBP çatısı altında tutmak eskisi kadar kolay olacak mı?

Böyle fırsatları kollayan ve son seçimlerde DP tabanından aldığı oylarla Meclis’e giren YDP, eminim UBP içindeki bu krizi kendi leyhine kullanmak için bu fırsatı değerlendirecektir…

Parti içindeki Türkiye kökenli oylar üzerinde büyük söz sahibi olan Dursun Oğuz bu yenilginin ardından sessizce kaderine razı olup oturacak mı, yoksa bazı kararlar alıp yoluna öyle mi devam edecek, onu da ilerleyen günlerde göreceğiz…

Ve son bir söz de Genel Başkan Tatar’a. Bugün, kazanmasına destek olanlara ödediği bu diyet borcunun, ilk kurultayda karşısına daha güçlü bir rakip olarak çıkacağını hiç unutmasın ve şimdiden tedbirini almaya baksın. Katıldığı bir tv programında ne demişti Taçoy, “taban şimdilik genel başkan olmamı değil, genel sekreter olmamı istiyor”…

 

NOT: SEVGİLİ OKURLAR BİR HAFTALIK BİR ARA VERİYORUZ. PERŞEMBE’YE BULUŞMAK ÜZERE…

 

 YERİN KULAĞI VAR

HALA TARTIŞIYORUZ:

Aradan 35 yıl geçmesine rağmen hala daha “KKTC’nin kurulmasını” tartışıyorsak, bir yerde yanlış yapıyoruz sanırım… Aradan 35 yıl geçmiş ama hala bakıyorum da bırakın vatandaşı, siyasiler bile KKTC’nin ilan edilmesinin doğru mu, yanlış mı olduğunu taratışıyorlar. Kimi “o günkü şartlar devlet kurmamızı mecbur etti” derken, bir diğeri “KKTC’nin ilanında görünürde hiçbir kazanım olmadığını” söylüyor. Eminim dünyada kuruluşundan 35 yıl sonra hala tartışılan bir başka devlet yoktur…

 

OKTAY MESAJINI VERDİ:

Cumhuriyet Bayramı’nda Türkiye’den Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay dışında bir devlet yetkilisinin geldiği açıklanmadı. Aslında Oktay, devletin en üst ve bizim açımızdan da en önemli temsilcisi. Çünkü Kıbrıs konusu kendisine bağlandı. Bayram konuşmasında da mesajını verdi; “KKTC’de büyük çaplı altyapı projelerinin hayata geçirilmesine ve ekonomik kalkınma programlarının uygulanmasına devam edilecektir. Bunların yanı sıra, ekonomik yapının ve mali sisteminin güçlendirilmesi zaruridir”. Almamız gereken mesajlar var içinde…

ANLAMAK İSTEYENE:

Rum basını bizim taraftan gelen haberleri genelde çarpıtır. Ama dün baktım, başlıklar, verilmek istenen mesajları birebir yansıtıyor. Sade bir Rum vatandaşı bunları okuduğunda, en azından bir fikri olur. Alithia: “Rumlar Bizim de Eşit Hak ve Söze Sahip Olduğumuzu Anlamalı” (Akıncı’nın konuşmasından)… Politis gazetesi: “Rumların Eşitlikle İlgili Açıklamaları Yanıltıcı”… Haravgi gazetesi: “Çavuşoğlu: Kıbrıs Denizindeki Çıkarlarımızı Koruyoruz”…

TATAR’A KAYINÇO DESTEĞİ:

Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz UBP Genel Başkanlığına seçilen Ersin Tatar’ı ziyaret etmiş. Ticaret Odası gibi bir örgütün başkanı olarak “Ya ana muhalefet olarak 4’lü koalisyona destek verin ya da erken seçimi bir seçenek olarak düşünün” demesi tuhaf. Yeni başkanın eniştesi olması bir yana, iş çevrelerinin şu dönemde bir seçim ekonomisini göze alması inanılır gibi değil. Ticaret Odası tarihinde hiç bir dönem, siyasette bu kadar taraf olmamıştı…

 ACI TABLO:

Cumhurbaşkanı Akıncı açıkladı. 1974 Barış Harekatında toplam 838 şehit verilirken, 1983’ten bugüne yani 35 yılda trafik kazalarında 1595 kişi hayatını kaybetmiş. Trafikte kaybettiğimiz canlar savaşta kaybettiklerimizin iki katı neredeyse. Demek ki bu işler yollara hız kamerası takmakla, pusu kuran polislerle olmuyormuş. Düzgün ve aydınlık yollar yapmayı başarmalıyız… Ve cezaları da artırmalıyız.  Başka yolu yok.

 BİZ NE KADAR AĞAÇ DİKECEĞİZ?:

Güney’de Trodos’a 2500 fidan dikilmiş. 2500 ağaç, yaklaşık 500 ton civarında karbonun salınımını bertaraf edecekmiş. Ağaç dikme mevsimi başladı. Orman Dairesi her yıl belli oranda bir faaliyet gösterir. Bu yıl acaba biz de halkı da içine katarak, böyle geniş bir kampanya yapamaz mıyız diye düşünüyorum. Yoksa bu da mı ekonomik krize takılır? Güney’de uluslararası kuruluşlardan sponsorluk alarak yapılmış. Abur cubur, birilerini zengin etme amaçlı projeler yerine, keşke bizden de böyle projeler gitse. Emin olun onay alırdı…

 

 ZİRVEDEKİLER

Ahmet Okan:“Ayrılık gerçekleşmiştir bugüne kadar, diğerleri de olmadığına göre geriye birleşme kaldı! İyi düşünmek lazım. Kunduracılar birleşemez çünkü kunduracılar kalmadı. Dülgerler birleşemez çünkü dülgerler kalmadı. İşçiler birleşemez çünkü işçiler kalmadı. Ne mavnacılar var, ne hamallar, ne şamişiciler, ne lokmacılar, ne demirciler, ne kalaycılar, ne ciğercler, ne seyyar satıcılar hatta ne de kasaplar kaldı komşu. Çalışan sınıfın tekmili birden yok oldu. Geriye doktorlar, patronlar, avukatlar, öğretmenler kaldı bir de yeni nesil ki aslında onlar da yokturlar adadan tüymekteler fasılalar halinde”…

 

DİPTEKİLER

Gereksiz Tartışmalar: Her yıl bugünlerde, bir tartışmadır gider. “Adı ‘federe’ kalsaydı”, “ne gerek vardı” falan. Bu aslında, o günün koşullarını bugünden yargılamak. Ben de sorarım, öyle kalsaydı, olumlu yönde ne değişecekti? Rum tarafı “Aman adında federe var” diye uzlaşmacı mı olacaktı? Boşversenize, hiç bir işe hizmet etmez bunlar. Ha ille de birbirinize saldırmaksa niyetiniz, onu anlarım. O da bir işe yaramaz ya, neyse. Galiba sorunumuz, bugünü ve en önemlisi yarını görememek…

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı