Köşe Yazarları

Türkiye’de kredi hacmi geliştirme kararı ve Yeni Ekonomik Program 2020-2022 hedefleri


Geçen haftaki yazım, Vergi mükelleflerinin 2018 yılı için Maliye Bakanlığına verdikleri Gelir ve Vergi beyanları üzerine olmuştu.

5325 Kurumlar Vergisi mükellefi ve 20,200 ü aşkın Şahsi vergi beyanı içinde, esas bankalar ve çok az sayıdaki vergi rekortmeni haricinde, ada çapında büyük faaliyet gösteren ve geniş bir iş hacmine sahip mükelleflerin, iş hacimlerine göre çok cüzi ve gülünç denecek vergi beyanlarının kamuoyundaki yarattığı tepkiyi değerlendirmiştik. Bu hafta da yazılı ve görsel basın dahil gündemi devam eden konu olarak, halkın genelinin zihninde yer etmiş adaletsizlik duygusunun da gittikçe yayılmasıdır. Özellikle Kurumlar Vergisi gelişen ekonomik potansiyele göre, tam tersi düşme eğilimine girmiş ve gittikçe bütçe finansmanındaki yeri küçülmektedir. Öyle ki Toplam bütçe finansmanı içinde % 3-4’lere düşmüştür. Vergi beyanları aynı zamanda ülkesine olan sahiplilik duygusuyla da ilgilidir.  Devlet kazançtan gelir sağlayamazsa ülkeye nasıl hizmet götürecek?  düşündürmesi gerekir.Bu beyanların çoğunluğu Kayıt dışılık göstergesidir. Yıllardır her yıl artarak devam eden kayıt dışılığın üzerine gidilmesi, devletin devamlılığı ve kalkınması, bozulan dengelerin düzelmesi, suçların azalması, huzur ve sükûnu için şarttır.  Hükümet Yetkililerince bu yönde yapılan açıklamalar ışığında buna inanıyoruz.

TL Faiz ve Kredi Hacmine yönelik TCMB kararı, Ve YEP;

Vergi konuları dolayısıyla geçen hafta yazımda belirttiğim üzere bu güne bıraktığım, faiz, kredi hacmi  ile YEP konularına değineceğim.

KKTC ekonomisine etkileri dolayısıyla, Türkiye’de TL’sının döviz kurlarına göre özellikle son aylarda dengeli bir seyir takip ettiğini ve ekonomide ılımlı bir toparlanma olduğu görülmektedir. Paralel olarak enflasyonda da bu yıl her ay bir düşme olduğunu görüyoruz. Nitekim Eylül sonu itibariyle Türkiye’de yıllık enflasyon geçen yılın %25’lerinden % 9.26’ya düştü. Enflasyon seyrinin dikkatle izleneceği de her vesile ile yetkililerce beyan edilmektedir.

Geçen aylarda arka arkaya TCMB politika faizlerini % 24’lerden % 19.75 ve % 16.5’a düşürdüğünü ve sonrasında piyasada ve finans kuruluşlarında, faizlerde paralel düşüşler olduğunu gördük. Devamında kredilemede hareket oldu. Ayrıca TCMB, geçen hafta aldığı kararla kredi hacmini arttırmak amacıyla, kredilemede %10-20 artış hedefini tutturan bankalara yasal karşılıklarının %10’unu geri verecek. Yasal karşılıklara verdiği %13 faizi de 4 Ekim’den sonra % 8’e indirecek.  Ancak kredilemede öngörülen %10-20 artışı tutturan bankalara iki puan artışla %10 faiz, tutturmayanlara ise ‘sıfır’ faiz uygulayacağını açıkladı. Kamu bankaları esasen bu karara uydukları cihetle hem yasal karşılık oranı hem de faizler açısından avantajlı olacak. Diğer bankalar da maliyetleri artacağı cihetle haliyle bu karara uymaya yönlenecek.

TCMB’nın yıl sonuna kadar faizlerde hızlı bir düşüşe geçmeyeceği mesajını geçenlerde yaptığı bir açıklamada belirtti. Çünkü dünyada faizlerde genelde bir düşüş var. Ancak bu ülkelere göre Türkiye’deki enflasyon oldukça halâ yüksek. Dolayısıyla enflasyonla faizlerde bundan böyle daha ihtiyatlı gidileceği mesajları veriliyor. Çünkü her ikisinde de düşüş sağlandı ve kurlarda bir hareket olmadı ise de, ekonomideki dengelerin sağlanmasına kadar, ihtiyatlı bir gidişe dikkat çekilmektedir. Bu arada TL faizlerinde düşüşten sonra %2.5 kadar döviz mevduat hesaplarında bir artış oldu. Ancak dışticaret açığının azalması ve cari açığın azalmasıyla dış finansmandaki ihtiyaç ve borç da azaldı. Dış döviz finansman ihtiyacının 230 milyar$’dan 170 milyar$ dolara düştüğü haberleri olumlu sonuçlardır.

Enflasyon, faiz, cari denge ve büyümenin, dengeli olmasının hedef alındığını,  Yeni Ekonomik Program 2020-2022’de konan öngörülerden görüyoruz. Çünkü ani büyüme hedefi için uygulanabilecek önlemler, mevcut durumda ekonomiyi sürdürülebilir istikrarlı hedeften saptırabileceği düşüncesi ağır basmış görünüyor. Birinci hedef, büyüme’den ziyade dengelerin oturması ve istikrarın korunmasıdır.

Yeni Ekonomik Program’da;  -Enflasyon hedefi; 2019 sonunda %12, 2020’de %8.5, 21’de% 6 ve 22’de %4.9 olarak hedeflendi. Bunda çok özet olarak, Para ve maliye politikalarında eşgüdüm, mal ve hizmetler piyasasında kur değişkenliğini azaltıcı önlemler, gıda üretimi artışı için sulama projeleri, seracılık teşviki, Hâl ve Perakende Yasasının geçirilmesi, kazanç vergilerinin kazanana göre tahsili hedefleri öngörülüyor.

-Faizlerin daha yavaş, ve gerek içte ekonomik ve finansal durum ve gerekse küresel gelişmelere ve koşullara göre tespit edileceği anlaşılmaktadır.,

-Cari Denge, 2018’de cari açık 57milyar$ iken, Temmuz2019’da iç ve dış çeşitli nedenlerle(sayarsak uzun sürer), 4.4 milyar$’a düşmüştür. Halen2019 hedefinde cari dengenin GSYIH’ya oranı’nın %0.1, YEP’te ise 2020’den sonra 3 yılda sırayla % -1.2, -%1.08, ve %0.0 öngörüldü.

Bütçe açığı hedefi; 2020’den itibaren %2.9,  % 2.5, % 2.6 hedeflendi. 2019’da malûm Bütçe açığı, kur, fiyatlar, iç ve dış siyasi faktörler ve seçim yılı olması hasebiyle beklenenin üzerinde gerçekleşti.

Büyüme hedefi; 2019 yılında gerçekleşmesi öngörülen %0.5’ e karşılık, YEP döneminde 2020’den itibaren 3 yıl, her yıl için %5 gibi bir büyüme öngörüldü. Çok özet olarak bu hedef için, ölçülü ve sektör odaklı kredi politikaları uygulanacağı, kapasite artırıcı ve cari açığın düşmesine yardımcı olacak yatırımlara öncelikli teşvik verileceği, istihdam teşviklerinde revizyona gidileceği, ve halen % 12.9 olan işsizlik oranının % 9.8’e düşürüleceği öngörülürken, tarım alanında işsizliğin azaltılacağı (istihdam artışı)öngörüldü. Ayrıca vurgulanan dolarizasyona olan bağımlılığın azaltılması önlemlerinin alınacağı-ki bunda ara ithal malları imalatına gidilmesi ön planda olacağı gibi, döviz borçlarının azaltılması için herhalde arttırılması öngörülen ihracatın karşılığı dövizlerin ülkeye düzenli  gelmesinin takibi de diğer hedeflenen önlemlerle birlikte en önemlilerinden olacaktır..  Nitekim geçen 2018 yılı Ağustos ayındaki kur fırlamasında dövize olan acil ihtiyaç dolayısıyla çıkarılan KHK ile 6 ay için bu dövizlerin getirilmesi öngörülmüştü. Sonrasında yeni bir karar çıktı mı bilmiyorum, muhtemelen devam ettirilmiş veya ettirilmesi önemli hedef olur. Diğer bir önlem sermaye piyasalarının derinleştirilmesi ve tamamlayıcı emeklilik sisteminin kurulması olarak öngörüldü ki bu da ülkede fon birikimi için önemli bir gelişim olacaktır.

Planda ayrıca projeler itibariyle neler öngörüldüğü listelenmiştir. Hayırlısı olsun. Hedeflenen gelişmelerin KKTC ekonomisine de çok yönlü katkı sağlayacağı kanaatindeyim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı