Köşe Yazarları

TOPRAK ANADAN ÖZÜR DİLİYORUM

Yeniboğaziçi Belediyesi ülkemize cittaslow kavramını öğreten, kazandıran ve ilk sakin şehir olan Belediyedir. Aslında bu paye ona Cittaslow Başkenliği ünvanını da kazandırmıştı o zaman. 


Yeniboğaziçi Belediyesi ülkemize cittaslow kavramını öğreten, kazandıran ve ilk sakin şehir olan Belediyedir. Aslında bu paye ona Cittaslow Başkenliği ünvanını da kazandırmıştı o zaman.  Cittaslow olurken en büyük gücümüz kurulan slowfood birliğimiz SLowfood Salamis’ti. Kağıt, kalem işi sadece önceliğiydi bu olayın. Aslında bu bir felsefedir. İnsanca yaşam felsefesi.  Kimisi burun kıvırdı buna kimisi ise sadece siyasi güç sğlamak için kullandı.

Dünyadaki örneklerine bakacak olursak doğal tohumlara sahip çıkan, köylüyü, işçiyi destekleyen, insanların canlıların yüksek kazancından öteye yaşamak için tarım yaptığı, kimyasala, GDO’ya karşı olan bir duruş bu. Yani bizim 40 yıl önceki aç gözlü olmaktan uzak halimizi hedefliyor. Hani bahçelerimizi kanserlere neden olan ilaçlarla çekinmeden ilaçlamazken, hani tohumları şeytanlaştırmamışken, hani köylünün masum, temiz, dürüst mahsulleriyle beslenirken, yani bu kadar kirlenmemişken olan yaşamımızı hedefliyor bu felsefe kısaca.

Cittaslow oldu Yeniboğaziçi, Slowfood oldu ve ne oldu? Yine masa başında, yine siyasi değişimle sekteye uğradı.  Cittaslowun başına ona inanmayan insanlar gelirse insanlık için tek bir adım atılamaz. Sadece bir yerin başkanı yapar. Bizim bölgemizde de ne yazık ki cittaslow hala kendini arıyor. 4 yıl boyunca Slowfood birliği ile nerdeyse çalışmamış, bunun bir felsefe, insani bir oluşum olduğunu unutan bir yönetim olmuştur.  Bu bir yarış değildir.  İnsanlık için, çocuklarımız, bölgemiz için ufacık bir adım bile kaç tane insan hayatına dokunacaktır, keşke bunun bilincinde olsak.

Geçtiğimiz hafta tüm dünyada cittaslow oluşumlarında TOPRAK ANA’YA SAYGI günü düzenlendi. Tam da gökten yağan rahmet Ciklos mevkiinde çocukları yutarken ve toprağın, balçığın altında hayalleri , umutları tükenirken… Slowfood birliğimizi kurduktan sonra başkanlığı devrettiğim ve bu yolda neredeyse bir nefer bir don Kişot gibi çalışan arkadaşım Umut Kurşun aradı bu etkinlik için. Benden yeniden, yani 4 yıldan fazla bir süreden sonra Slowfood için birşeyler söylememi istedi. İçim boşalmıştı sanki. Bu felsfeyi, insanların attığı her iyi niyetli adımı siyasetin pis çarkları içinde yitirmiş birisi ne diyebilirdi ki? Yıllarca verdiğimiz mücadelenin aslında bu ülkede bir hiç olduğunu, pek çok kişinin doğayı, insanı, sanatı bir sıçrama aracı olarak gördüğünü, bu oluşumları da kendilerine rant sağladığını bizzat öğrenmiş birisi olarak konuşmak içimden geçmedi.  “Ne konuşacağım” dedim arkdaşıma. “Daha geçen gün bu ülkede 4 tane genci yutmadı mı toprak, su…” İnsan eli ile yapılan hatalar kaç tane insan yaşamına mal olmamış mıydı?

Umut Kurşun “Toprak Ana’dan özür dileyebilirsin” dedi.

Bu cümle o an beni bir kurşun gibi vurmuştu sanki. İçimdeki sözcükler değil sadece, o saklı isyan da su yüzüne çıkmıştı. Bu düzenin çarkına çomak sokmak için kendinde güç bulan o insan yeniden saklandığı yerden kafasını uzatmıştı. Yorgunluklar, yıpanmalar, insanlara olan güvensizlik, yarışlar, kavgalar arasında  her şeye rağmen insanlık için kendime hala bir umut ışığı taşıyordum.

“Tamam” dedim. “Konuşacağım”. Toprak Ana’ya saygı gecesi düzenledi Slowfood Salamis Birliği o gece. 4 yıldan sonra ilk kez belki de bu kadar barışçı ve doğru bir düzelmdeydi. Bu da Yeniboğaziçi Belediyesi’nin cittaslowa inanan başkanı Mustafa Zurnacılar’ın destekleri sonucunda oldu. Oluşum için ilk adımlar atıldı. O gece tohumlarla ilgili müthiş bir film göseriminin sonrasında kürsüde konuştum. Bu 4 yıllık bir dönemin özetiydi belki de. Daha çok hepimizi, bölgeyi temize çekmek gibiydi.  Sevgisizliğimizle, yarışımızla, hadsizliğimizle, bitmek bilmez para hırsımızla toprak anaya ihanet ediyorduk. Toprak anaya tohum verdiğimizde bize yiyecek sunuyordu, ekmek veriyordu. Yaşam sağlıyordu. Nefesti, yağmurdu, gezmeydi, umuttu, hayaldi, gelecekti. Biz ise tanrı gibi ona hükmetmeye çalışıyorduk. Tohumları kopyalayıp doğanın dengesini bozuyorduk. Hastalıklara insanlarımızı kurban veriyor ama bundan da ders almıyorduk.

Bu dağınık bir dönemin, karışık bir dönemin bir iç dökümüdür. Ülkenin siyasi pislenmişliği altında kalan iyi niyetli çalışmaların bir isyanıdır.

Güzel günlere olan umudumun cılız da olsa bir filiz vediğini görüyorum.

Toprak anaya özür borcumuzu ona layık birer insan olarak yaşamakla gerçekleştirebileceğimizi biliyorum.  İnsanlıktan, atalarımızdan, toprak anadan bu sevgisiz dünyanın bir ferdi olarak özür diliyorum.

 

———————————————————————————————————————————————

SLOWFOOD SALAMİS BİRLİĞİ BASIN BİLDİRİSİ:

Ülkemizde yaşanan   üzücü sel felaketi , doğal afetler nedeniyle  hafta sonu kutlama iptal edilerek  Yaşanan doğa olayları nedeniyle doğadan  ve  TOPRAK ANA dan özür dilenerek TOPRAK ANAYA SAYGI GECESİ   düzenlendi  .

Yerel tatların ve gıdaların tüketicilerle buluştuğu, toprağın, tohumun bereketinin konuşulduğu bir gün olan Toprak Ana Günü   Toprağımıza, tohumumuza yerel gıda ve kültürümüze sahip çıkma günü sayılan bugünde   bu yıl  SAKİNŞEHİR YENİBOĞAZİÇİ BELEDİYESİ’nin katkıları ile de TOHUMUNA TOPRAĞINA SAHİP ÇIK sloganı  bölge okullarından çocuklarla  Sakinşehir Yeniboğaziçi Tohum Bahçesinde  tohumlar  toprak ve su ile buluşturuldu    ve GDOlu tohumlar ve tarım ilaçları  nedeni ile  yok olan Arılara dikkat çekmek için   çocuklarla birlikte Arıların sevdiği çiçekler ekildi .

Yine Yeniboğaziçi Belediyesi işbirliği ile yapılan TOPRAK ANAYA SAYGI GECESİ    etkinliğinde  ise   Cittaslow Ofisi – Sakin Yaşam Kulübünde YERYÜZÜ ÖZGÜRLÜK   TOHUMLARI  Belgesel film gösterimi yapıldı , Şiirler okundu .  Toprak anamızı en güzel anlatan  ünlü halk ozanı Âşık Veysel’den  “Bir çekirdek verdim dört bostan verdi… Başın yardım tırmık ile bel ile… Yine beni karşıladı gül ile…”  KARA TOPRAK şiiri çevre dostu HERDAİM DOSTLAR grubundan YUSUF ÖRS tarafından okundu  .

 

Üreten, besleyen, canlılara hayat veren toprak anamız artık yorgun. Artık bizi gül ile karşılayacak dermanı da pek kalmadı. Bizler insanoğulları ve insan kızları onu bayağı yorduk. Doğadaki her varlığı bizlere, insana sunulan birer kaynak olarak gördük ve onları hovardaca tükettik. Ve bunun sonuçlarını da bugün en ağır biçimde yaşıyoruz. Tüketim alışkanlıklarımız doğanın ekolojik döngüsünü bozdu. Bugün bir iklim yıkımı gerçeği ile karşı karşıya  olduğumuz belirtilerek   SLOW FOOD SALAMİS kurucu başkanımız Bedia BALSES   ile TOPRAK ANA dan özür dilendi. Slow Food  Salamis lideri Umut Kurşun  ise  Yerelde kalkınma ,  sağlığımız ve çevre için   endüstriyel tarıma karşı geleneksel tarımın  desteklenmesini ve yerel tohumun önemini anlattı .

Gecenin sonunda  köy kadın dernekleri ve slow food gönüllerinin yaptığı yöresel lezzetler ikram edildi.

 

Bu yıl düzenlenen etkinlikte  toprağımıza ,tohumumuza ,yerel gıda ve kültürümüze sahip çıkma adına YEREL MUTFAK  ,ÇEVRE ve KÜLTÜR SANAT dalları olmak üzere  üç ayrı kategoride TOPRAK ANA SLOW FOOD 2018  ödülleri verildi .

YEREL MUTFAK  dalında TOPRAK ANA SLOW FOOD ödülü yöresel lezzetlerin sunulduğu  MERGİZ’İN MUTFAĞI  ‘ na verildi .

ÇEVRE dalında TOPRAK ANA SLOW FOOD  bölge toprağına doğasına ormanına  sahip çıkan Bedi’s Ormanı mücadelesi ve Yeryüzü Tohumları İnsiyatifine verdikleri destek ile YENİBOĞAZİÇİ KADINLAR DERNEĞİ ‘ne  verildi.

KÜLTÜR SANAT dalında ise bölgemizde geçmişin değerlerin taşıyan YEŞİLÇAM ve AİLEM resim sergisi ve TOPRAK ANA etkinlik posterimizi çizen değerli hocamız  GÜLAY NALKIRAN’ a verildi .

Toprak Ana günü aynı zamanda “Carlo Petrini 1986 yılında hazır ve hızlı yeni usul, endüstriyel ve geleneği olmayan gıdaya karşı Uluslararası Slow Food direniş hareketinin başlangıcını da simgeliyor.

“Beraber hazırlanıp yenen yemeklerin kıymetine ve getireceği berekete inanıyoruz” denilen açıklamada, toprağın bereketini kutlamak için düzenlenen “Toprak Ana Günü”nün 2009 yılından bu yana her yıl Aralık ayında kutlanmaktadır.

 

SLOW FOOD SALAMİS BAŞKANI

UMUT KURŞUN

——————————————————————————————————————————————————

ZAMANA ASILI SATIRLAR

“Biz, Dünya halkları ve ulusları: Hepimiz, ortak bir kadere sahip birbiriyle ilişkili ve birbirine bağımlı varlıklardan oluşan, parçalanamaz ve canlı bir topluluğun, Toprak Ana’nın parçası olduğumuzu biliyoruz; Toprak Ana’nın yaşamın, gıdanın ve öğrenmenin kaynağı olduğunu ve iyi yaşamamız için ihtiyaç duyduğumuz her şeyi sağladığını minnetle kabul ediyoruz; Kapitalist sistemin ve her çeşit yağma, sömürü, istismar ve kirlenmenin, bugün bildiğimiz yaşamı iklim değişikliği gibi olaylarla riske atarak, Toprak Ana’ya büyük yıkım, bozulma ve parçalanma getirdiğinin farkındayız; Birbirine bağımlı varlıkların oluşturduğu bir topluluk içerisinde, yani Toprak Ana’da, bir dengesizliğe yol açmadan sadece insanların haklarını tanımanın mümkün olmadığına ikna olduk; İnsan haklarını garanti altına almak için Toprak Ana ve tüm varlıkların haklarını tanımak ve savunmak gerektiğini ve bunu yapan kültürlerin, uygulamaların ve yasaların var olduğunu söylüyoruz; İklim değişikliğine ve Toprak Ana üzerinde tehditlere neden olan yapıların ve sistemlerin dönüşümü için belirleyici, kolektif eylemlerde bulunmanın aciliyetinin bilincindeyiz…”

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı