Köşe Yazarları

GOCAGARI İLAÇLARI NAMIDİĞER TIBBİ BİTKİLER

Herkese selamlar sevgiler… Tek bir cümle ile özetleyecek olursam, doğrudan doğruya bitkinin kısımlarının veya onlardan elde edilen etkili maddelerin dahilen veya haricen insan ve hayvanlarda görülen hastalıkların tedavisinde kullanılan bitkilere Tıbbi Bitki denir.


Açıkca şunu söyleyebilirim ki, geleneksel tedavi yöntemlerinde kullanılan doğal ilaçların en önemli kaynağı bitkilerdir. Sevindirici olan şu ki, eczanelerimizde satılan bir çok ilacın içeriği gün geçtikçe daha doğal bir hal almaktadır. Bu da demek oluyor ki artık daha rahat ve  daha az yan etki ile gereken durumlarda ilaç kullanmaktan kaçınmamalıyız. Tıbbi Bitkilerin ilaç olarak kullanımı insanlık tarihi kadar eskidir. Aslında bir bitkinin özsuyunu yarasına süren ve bu uygulamanın olumlu sonuç verdiğini gören ilk insanla birlikte başlamıştır. Nenelerimiz dedelerimiz bitkilerin iyileştirici gücü olduğunu biliyorlardı; örneğin bitkilerin çiçek, meyve, tohum, sap, yaprak, kök, kabuk gibi değişik organ ve parçalarını çiğneyerek, tadından ve kokusundan onların şifalı veya zehirli olup olmadığını anlamaya çalışan insanlarmız vardı.

 

İnsanlar, içinde yaşadıkları doğal bitki ve hayvan topluluklarını (flora ve fauna) iyi gözlemleyerek; örneğin maymunların, gorillerin ve şempanzelerin; belirli hastalık ve rahatsızlık problemleri karşısında tükettikleri bitkileri hafızalarına not etmişler, kendileri de benzer durumlarda onları taklit ederek bu bitkilerden yararlanma yollarını aramışlardır. Yanı sıra toplayıcılık yaparken, deneme ve yanılma yoluyla tıbbi değerini keşfettikleri bitkileri sadece toplamakla kalmamışlar, diğer önemli kültür bitkileri gibi onları da kültüre almışlardır. Ve günün sonunda, toplama veya kültür yoluyla ürettikleri tıbbi bitkilerden, bazı basit yöntemlerle içlerinde bitkinin  etken maddelerini taşıyan ilk ilaçları da elde etmeyi başarmışlardır. Böylece bitkiler insanların hem temel besin kaynakları, hem de ilk ilaç kaynakları olmuştur.

Bir dergide okumuştum, 1970’li yıllarda yapılan bir araştırmada dünyada 21,000 kadar tıbbi bitki olduğu rapor edilmekle birlikte, 2000’li yıllarda yapılan araştırmalara göre dünyada yayılış gösteren mevcut 422,000 kadar çiçekli bitki türünden yaklaşık 72,000 kadarının tıbbi değer taşıdığı söylenmekteydi.

Dünya pazarlarına sunulan tıbbi ve aromatik bitki droglarının neredeyse %99’dan daha fazlası doğadan yabani olarak toplanmaktadır. İşte bu nedenle, yoğun ve kontrolsüz toplamalar sonucu tıbbi bitki türleri arasında %20’den fazlasının geleceği tehlike altında olduğu bildirilmektedir.

Bunu da belirtmeliyim ki, dünya genelinde tıbbi ve aromatik bitkilerin babası Macaristan’dır. Tıbbi bitkilerinin üretiminin artırılması, dünya pazarlarında tıbbi ve aromatik bitkilere olan talep her geçen gün giderek artmaktadır. Türkiye tıbbi ve aromatik bitkilerin dış satımında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olup, birçok tıbbi bitkinin dış satımını yaparken, aynı zamanda birçok bitkinin de dış alımını gerçekleştirmektedir. Ülkemize bakacak olursak, farklı iklim ve ekolojik koşullara sahip olması, floranın çok sayıda bitki türü ve çeşitliliği içermesi bakımından doğadan toplanan ve kültürü yapılan tıbbi ve aromatik bitkiler açısından büyük bir ekonomik potansiyele sahiptir. Fakat ne yazık ki her konuda olduğu gibi bu konuda da farkındalığımızın yüksek olduğunu söylemem pek mümkün değil.

 

Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin kullanım alanlarını sizler için kısaca şu şekilde özetledim;

 

KEKİK: Baharat olarak özellikle et yemeklerine, pizzalara, çorbalara, salatalara ve soslara katılır. Türk kekikleri Akdeniz mutfağına özgü yemeklerde kullanılır. Güçlü antimikrobiyal etkisinden dolayı özellikle üst boğaz enfeksiyonlarına ve ağız yaralarına karşı kekikten faydalanılır. Bu amaçla, üzerine bir damla kekik yağı damlatılmış kesme şeker yenerek veya sıcak çayla birlikte içilerek kullanılır. Halk ilacı olarak mide ve baş ağrılarına karşı da kekikten faydalanılır.

ADAÇAYI: Anadolu’da çoğu adaçayı türünden kuru yaprak olarak başta çay ve baharat olarak yararlanılır. Adaçayı yağı, antiseptik ve antibiyotik etkisi çok güçlü olan bir uçucu yağdır. Bu nedenle özellikle boğaz enfeksiyonları, diş iltihaplanmaları ve ağız yaraları için yapılan ilaçların katkı maddesidir. Adaçayı yaprakları ve uçucu yağı  halk hekimliğinde yatıştırıcı, ağrı kesici, ter kesici, balgam söktürücü, soğuk algınlığını önleyici, adale ağrılarını giderici, midevi ve dezenfektan başta olmak üzere pek çok amaçlar için yaygın şekilde kullanılır.

 

BİBERİYE: Taze ya da kurutulmuş yaprakları koku ve tat vermek amacıyla et, balık, sebze yemeklerine ve çorbalara katılır. Biberiyenin uçucu yağı (Oleum Rosmarini) özellikle parfüm, kozmetik ve aromaterapide çok değerlidir. Biberiye uçucu yağından cilt bakım kremleri ve losyonları hazırlanır. Doğal parfüm yapımında diğer uçucu yağlarla karıştırılır. Dinlendirici, sakinleştirici ve kas gevşetici aromatik banyo sularına, selülit ve karın çatlaklarını önleyici masaj yağlarına, nefes açıcı ve ağız kokusunu giderici ağız sularına katılır.

 

DEFNE: Yaprakları ve meyveleri baharat olarak ve bütün organları geleneksel tıpta ilaç olarak değerlendirilir. Örneğin meyvelerinden elde edilen çay, kadınlarda regl ağrılarını dindirmek ve doğum yapmayı kolaylaştırmak için kullanılır. Kabuk ve yapraklarından yapılan çaylar böbrek ve solunum rahatsızlıklarında, yapraklarından ve meyvelerinden damıtılan defne yağı ve defne suyu ise mide ağrılarının ve sindirim sorunlarının giderilmesinde kullanılır.

 

FESLEĞEN: Hem taze, hem de kurutularak kullanılan fesleğenin özellikle Akdeniz ve Uzakdoğu mutfağında özel bir yeri vardır. Pizza, salata, sos, çorba, sirke ve peynir aroması gibi çeşitli gıda maddelerinin yapımında kullanılmaktadır. Bana sorarsanız makarnaların vazgeçilmezi. Özsuyu sinek böcek ısırıklarına iyi geliyor. Ayrıca tohumu öksürüğü kesiyor ve uykusuzluklara bire bir. Yaprağı ise mide krampı ve sindirim sorunları için biçilmiş kaftan.

 

KİMYON: Özellikle pastırma ve sucuk yapımında kullanılan baharatlara karıştırılmaktadır. Baharat dışında, meyveleri sindirim kolaylaştırıcı, gaz söktürücü, spazm giderici, idrar ve safra arttırıcı, balgam söktürücü, soğuk algınlığı giderici, üst solunum yolu enfeksiyonlarını giderici olarak kullanılmaktadır.

 

NANEDünyada en yaygın kullanılan baharatlardan birisidir. Baharat olarak özellikle çorbalara, salatalara, kızartmalara ve sıcak yemeklere iştah açmak, çeşni ve lezzet vermek için katılmaktadır. Eczacılıkta esas olarak antiseptik, anastezik, serinletici, ferahlatıcı, yatıştırıcı, gaz söktürücü, bulantı kesici, ishal önleyici ilaçların yapımında kullanılmaktadır.

PAPATYA: Yağının tıbbi ve aromatik değeri çok fazladır. Papatya çiçeklerinden hazırlanan infüzyonlar orta derecede yatıştırıcı ve sindirimi kolaylaştırıcıdır. Papatyadan elde edilen ekstreler kozmetik ürünlere katılır. Saç besleyici ve renk açıcı etkisi vardır. Papatya yağı parfüm, kozmetik, alkollü ve alkolsüz içecekler, şekerlemeler, dondurma, ekmek ve gıda ürünlerinde kullanılır.

Adaçayı, ardıç, biberiye, çöven, defne, ıhlamur, ısırgan otu, kantaron, karabaşotu, kuşburnu, mahlep, meyan kökü, mersin, oğul otu, papatya, salep, sumak, tarhun ve yabani kekik ile bazı soğanlı, yumrulu ve rizomlu bitkiler doğadan toplanan önemli bitkilerdir. Kültürü yapılarak üretilen tıbbi ve aromatik bitkiler ise kekik başta olmak üzere adaçayı, thyme, nane, rezene, papatya , biberiye, anason ,dereotu, ekinezya, fesleğen, kimyon ,hardal, haşhaş, kapari, keten, kırmızıbiber, kişniş, lavanta, safran, susam,  ve yağ gülüdür. Evet çoğu tanıdık ve belki de çoğunu evde tüketiyoruz. Bu elbette sevindirici…

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı