Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TİCARET ODASI NİYE VERGİ YÜZSÜZLERİNDEN BAHSETMEZ?

Ticaret Odası da bir çok kurum, kuruluş gibi bir yıl sonu değerlendirmesi yapmış.

Döviz krizi ile ekonomik büyümenin, halkın alım gücünün düşmesiyle de iç talebin gerilediği, ticari faaliyetlerin olumsuz etkilendiği asıl vurguları. Önce, zorda olduklarını söylüyorlar.

Çare olarak gördükleri de, kısıtlı kamu kaynaklarını doğru hedeflere yöneltmek ve etkin bir şekilde kullanmak…

Kamunun borcunun 30.4 milyar TL ve yurt içi milli hasılaya oranla yüzde 124 olduğunu da özellikle vurgulamışlar.

“Özellikle kamudan kaynaklanan maliyet artışları ile ciddi bir mücadele verilmesi kaçınılmazdır” diyorlar.

Kısaca kamunun yükünü azaltın önerisi var.

Türkçesi, ‘Bütçe gelirleri memur maaşına gidiyor, yatırıma pay ayrılmıyor. Bunu düşürün’ dür…

Bu konuda kimse farklı düşünmüyor.

Kamunun bizzat siyaset eliyle devlet gelirlerini yutar hale geldiği, ancak istenen verimi vermekten de uzak olduğu hepimizin malumu.

Gösterdikleri ikinci çare, Türkiye’den kaynak akışının sağlanması.

Tam da bu noktada ben de kendilerine sormak isterim.

Bu devletin bütçesinde 500 milyon açık var. Tamam.

Ama 440 milyon da ödenmeyen vergi var.

Yani devlete 440 milyon lira takan yüzsüzler var.

Bir Ticaret Odası, devlete akıl öğretirken, ‘kamunun yükünü azalt, Türkiye’den para bul’ derken, kendileriyle direkt bağlantılı olan bu vergi konusunda neden bir şey söylemez?

Herkes vergisini bir tamam ödese, bugün bunları konulur muyduk?

Bu vergi kaçağının önemli bir kaynağı, Ticaret Odası’nın üyeleri değil midir?

Keşke o değerlendirmenin içinde bir cümle de bu konuya değinselerdi.

Meslek örgütü olarak, vergisini ödemeyeni deşifre edebilselerdi.

Onların söylemediği ve asla söylemeyeceği bir başka gerçek, bu verginin yüzde yüzü de toplansa, kaçağın yine var olacağı gerçeğidir.

Yasalar, dehşet oranda vergi muafiyetleri sağlıyor. Memur, ücretli tıkır tıkır vergisini öderken, ticaret erbabı, bin türlü yolla vergi oranını zaten düşürüyor.

Dolayısıyla bu ülkenin ciddi anlamda vergi reformuna ihtiyacı var. Biz zaten kimin ne vergi ödediğini ya da ödemediğini listelerde görüyoruz. Bir uyarı da Ticaret Odası yapsaydı.

Büyümenin de, kalkınmanın da, yatırımlara pay ayrılmasının da çaresi bu aslında.

Ama bunlar hiç dile getirilmez. Öyle olunca da ne kadar şikayet eder görünseler de, herkes bulunduğu yerden memnundur görüşü ortaya çıkar. Hele de ekonominin içinden gelen insanlar, önceliğin ne olduğunu hepimizden daha iyi bilirler. Ama bu yanlış sistemin devamını sağlayan siyasete de sonuna kadar destek verirler.

Gerçek çözümlere gidilmesi gerektiğini ağızlarına bile almazlar.

Eşyanın tabiatına aykırıdır, değil mi?

YERİN KULAĞI VAR

“KKTC’DE CİDDİ BİR MAFYA VAR”:

Bu ülkede çok büyük paralar dönüyor diyoruz, suç oranının ve suça bulaşma oranının ciddi şekilde arttığını söylüyoruz, bizi sermaye düşmanı ilan ediyorlar. İşte ben söylemiyorum, Türkiye’nin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu rakam veriyor; “KKTC’de sanal bahisin boyutu 50 milyar lira”….  Yasa dışı işler, yasa dışı başka sektörleri tetikliyor, biz vatandaşlar olarak, hükümetler olarak sadece seyrediyoruz. Soylu bunu da “Kıbrıs’ta oluşan ciddi bir mafya var” şeklinde yorumlamış. “KKTC suç mahalli” diye bir başlık atılsa, yanlış mı olur?

ÇARESİZMİŞ:

Türkiye bloke edilen parayı serbest bırakmamış, hükümet çaresizmiş… Var oluşunu Türkiye’den gelecek kaynağa bağlayan bir hükümet tabii ki çaresiz kalır. ‘Sen önce kendi içindeki kaynakları kullan’ demezler mi adama? Ama bunu yapacak hükümet bu değil. Bu hükümet ancak da memura, çalışana yüklenebilir. Bakın, yılbaşı üstün Başbakan da, Maliye Bakanı da müjdeyi verdi, devletten alacağı olanlar avucunu yalayacak. Onların çok kazanandan çok vergi almak, “muafiyet” adı altındaki kıyaklara son vermek politikası yoktur. Göreceksiniz, 2020’de çok kazanan daha çok kazanacak, devlet de vatandaş da daha çok acı çekecek…

BİZ HAZIRIZ, YA SİZ?:

Yol yapmak, okul, hastane yapmak için para yok. Bulunan  çare, elini vatandaşın cebine atmak. Çıkıp, “toplum olarak elimizi taşın altına koymalıyız” diye büyük laflar da ediyorsunuz ama, her yıl partilere dağıttığınız milyonlarca liralık katkıyı hiç gündeme getirmiyorsunuz. Tamam biz vatandaş olarak elimizi taşın altına koymayı kabul ediyoruz da, siz her yıl aldığınız o milyonların kaçta kaçını bağışlamayı düşünüyorsunuz, açıklayın da bilelim…

GÖRELİM BAKALIM:

Başbakan Tatar, bir yanda parasızlıktan dem vururken diğer yandan her alandaki eksikliklerin, aksaklıkların giderilmesi için plan ve projelerin tamamlandığını, sağlık, ulaştırma, enerji, tarım, turizm, eğitim, haberleşme, bilgi transferi konularında atılması gereken adımları atmak üzere hazırlıklarını tamamladıklarını belirtti. Aynı Başbakan, devlete iş yapanları ödeyemeyeceklerini de açıkladı. Peki o zaman bu muhteşem projeler türküyle mi hayata geçecek?

İŞTE BU İLGİNÇ:

Güney Kıbrıs ve Yunanistan ilişkilerinin göründüğü gibi olmadığı, Yunanistan basınında “Kıbrıs meselesi yetti artık” ifadelerinin yer aldığı; Güney Kıbrıs’ın kendi iç siyasetine oynayacak diye Yunanistan’ı maceralara sürüklediği ifadelerinin sıklıkla yer aldığı haber veriliyor. Haberin kaynağı hükümet yanlısı Alithia gazetesi.  Özellikle Anastasiadis’in Lahey’e başvurma kararının Yunanistan’ı çileden çıkarttığı anlaşılıyor…

GÜNEYDE DOMUZ GRİBİ:

Domuz gribi yine hortladı. Limasol’da 27 çocuk tedavi altında. Karşılıklı geçişler son hız devam ederken, gribin buralara da sirayet etmesi hiçden değil. Var mı bir öngörümüz? Ya da bir tedbirimiz? Daha doğrusu, Sağlık Bakanlığı olayın farkında mı?

ZİRVEDEKİLER

Mustafa Besim (ekonomist): “Oy verenler, siyasette değişimi talep etmezlerse bu sistem değişmeyecektir. Vatandaşın, mevcut statükodan memnun olmuş bir hali var. Hep şikayetçidir ama değişim için bir uğraş, çaba göstermiyor. Bu da çok sağlıklı bir durum değil…”. Mustafa Besim, bu sütunlardan sürekli yakındığım bir gerçeği kısaca özetlemiş.

DİPTEKİLER

Yine Bölücülük: Seçimler yaklaşırken, YDP bilindik propagandasını daha yüksek sesle dile getirmeye başladı. Erhan Arıklı, “KKTC’de sağ ve sol ideoloji yok. KKTC’yi savunanlar ve KKTC’yi ortadan kaldırıp federasyon kurmak isteyenler var” demiş. Ben de diyorum ki, YDP’yi işte bu söylem bitirecek. Bu ülkede bölücülük mayası tutmaz. Radikal söylemler radikal cevaplar alır. Kimsenin KKTC’yi yıkmaya niyeti falan yok. Olan da varsa o da radikaldir, onun da yeri YDP’nin yanı.