Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TERK EDİLEN KİMLİK

Çamaşırlar görünmesin diye evin iç avlularına serilirdi dolayısıyla sokaklar balkonlardan sarkıtılmış veya bir evin dış mekanına serilmiş çamaşır görüntülerinden uzaktı.

Birçok ev sokak sekilerine bitişik olduğundan çeşitli çiçeklerin yetiştirildiği teneke saksılar bu sekilere sırayla kondurulurdu, bir kapıdan bir kapıya; herkesin sınırı diğer kapıda biterdi ama teneke saksılar birbirlerine omuz vermiş olurlardı.

Kapı ve pencerelerin rengi genellikle yeşildi…

Kadim kentlerin renkleri vardır.

Lefkoşa’ya iki renk hakimdi.

Biri yeşil diğeri mavi.

Yeşili Türk Müslümanlar, maviyi Ortodoks Rumlar kullanırdı genellikle yoksa bunu birlikte kullananlar da yok değildi.

Venedik döneminde yapıların çoğu sarı taştan yapıldığından kentin ana renginin bu sarı taşların renginden ibaret olduğunu söylemek mümkündür.

Ayasofya (Selimiye) Meydanı’nda bir tarafı Kirlizade Sokağı’na bakan Venedik evine (Taş Müze) ve Turunçlucami Sokak’taki aynı döneme ait eve bakılacak olursa, dönemin Lefkoşa’sına hakim olan renk anlaşılabilir, ki bunun yanına Ayasofya gibi dev bir yapıyı ve irili ufaklı kiliseleri de eklediniz mi resim daha iyi oluşur…

Alsancak Sokak.
Alsancak Sokak.

Bunlar eskidendi, günümüzde herhangi bir rengin genişleyen Lefkoşa’ya hakim olduğunu söylemek mümkün değildir. (Beton yapılar genellikle beyaz görünse de…)

Kent kişiliksiz, çarpık, ne olduğu belli olmayan kimliksiz bir görünümdedir.

İdadi Sokak’ta yeşil panjurlu evler.
İdadi Sokak’ta yeşil panjurlu evler.

Kuşkusuz sadece rengiyle değil, diğer fiziki özellikleriyle de herhangi bir özellik ve kişilik yansıtmamaktadır.

O eski dönemlerin kent kimliği, rengiyle, yapılarının özellikleriyle hatta müziğiyle birlikte terk edilmiştir.

Ortaçağdan kalma bir ev. (Taş Eserler Müzesi.).
Ortaçağdan kalma bir ev. (Taş Eserler Müzesi.).

Kadim kent Lefkoşa’ya önem veriliyorsa (verildiği kadar), kimliği nedeniyledir.

O kimlikten kaynaklı günümüze kadar uzanan bir kültür devam etse de, beton yapıların arasında ve insanlar birbirlerine yabancılaşarak eriyip gitmektedir.

Ki buna bile dayanamayıp son kalan kültürel kırıntıları da başkalaştırmak isteyen çabalar yok değildir…

Taş Eserler Müzenin penceresinden Ayasofya’ya uzanan Zühtüzade Sokak.
Taş Eserler Müzenin penceresinden Ayasofya’ya uzanan Zühtüzade Sokak.

(Günceler fotoğraflar: A. Okan)