Köşe Yazarları

Tepkilerin doğru ifade edilmesi gerekir








2019’un enflasyon oranı yüzde 11.66,




Türkiye’de ise, yıllık enflasyon, her zaman olduğu gibi bizden yüksek, yüzde 11,84…



Bu ne anlama gelir, “Türkiye KKTC’den pahalıdır”… Olabilir mi böyle bir şey…

Ama Aralık ayı enflasyon rakamlarına bakalım, KKTC’de 1.33, Türkiye’de 0,74…

Nasıl bir ters orantı. Aralık’ta bu memlekette fiyatlar Türkiye’ye göre daha fazla artmış, ama yıllıkta düşük.

Rakamlar her açıklandığında, dilimizin döndüğü kadar, bileninden, uzmanından aldığımız değerlendirmelerle onlarca defa yazdık.

Bu işte bir sakatlık var.

Sakatlığın sebebi de açık. Bir kez daha yazalım, yıllık HP endeksini düşük tutmak.

Bütçenin yüzde 78’i maaşa gider diye abartarak söylenen bir efsane, özel sektörü kızdırır ama diğer yandan, hiç de doğru olmayan uygulamalar için hükümetlerin elini güçlendirir.

İşte 2020 rakamları açıklandı. Personel Giderleri toplam bütçe hacmi içinde %32.7…

Bunun yanında, asıl gider % 46.6 ile cari transferler. Emekli maaşları birinci sırada, sosyal sigortalara katkı ikinci sırada. BRT’si var, batmış Toprak Ürünleri Kurumu var, hatta hastanelere ilaç malzeme alımı ile öğrenci taşımacılığı da var.

Bu ikisini toplayıp, toplumu birbirine kırdıran bir anlayış hakim.

Bugünlerde bakıyorum, köşe yazarları da aynı konuyu işliyor. “Yatırıma para yok, memura var”…

Hayatını özel sektörde kazanan ve devletle ilişkisi ilk kez emekli olduktan sonra başlayan biri olarak, kamunun yükünün belki de yarı yarıya fazla olduğunun ben de farkındayım. Hatta 2009’dan sonra bir anda 27 bin kişinin daha istihdam edilmesine en fazla tepki gösterenlerdenim.

Ama şu anda öyle bir öngörüm var ki, geçmişte “göç yasası” denilen kadar olmasa da, memur maaşlarına elleme hazırlığı vardır.

Hiç olmazsa, Hayat Pahalılığı konusunda.

Sivil itaatsizlik için yola çıkanlar var bugünlerde. Hani “yol yoksa seyrüsefer de yok” diyenler. İlk kez sivil toplum kendisi örgütlendi. Güzel bir şey. Ama onları uyarmak isterim. Bu tür sivil itaatsizlik eylemleri sonuç almaz. Meseleye daha geniş bakmak lazım.

Eylemleri bugün yapmayı düşündükleri çerçeveyle sınırlı olursa, hükümet sırf o yolları yapsın diye, başka haklara el atacak.

Geçenlerde ‘yol için kaynak istihdam fonundan karşılanacak’ gibi söylemler çıktı, sonra yalanlandı ya; o bir nabız yoklamasıydı. Düşündüler, sonra halkın tepkisiyle geri adım atıldı.

Ya da “zamları geri alın” diyen sendikalar. Yöntem yanlış.

Eğer toplum tepki gösterecekse, devletin içine düştürüldüğü çaresizliğe tepki göstermelidir.

Gelirlerini artırmada seçtiği yollara tepki göstermelidir. Yani hep vatandaşın sırtına yüklenerek nereye kadar?

Mesela, çok kazanandan çok vergi almamasına…. Toplaması gereken vergiyi toplayamamasına, dahası yüzsüzleri vergi affıyla affetmeye hazırlanmasına… Biliyorsunuz değil mi, bütçe açığı 500 milyon, toplanmayan vergi 440 milyon… O parayla Sayın Atakan ne yollar yapardı.

En büyük bütçe açığına sebep olan KDV’deki kaçağın denetlenmemesine tepki gösterilmeli.

Toplum tek bir konuya odaklanmalı ki, düşünmek zorunda kalsınlar.

Bizim de düşünme vaktimiz geldi. Bu sistem her yıl açıklarla devam edecek. İzlenen yol yol değil. Radikal dönüşümler şart oldu. Sadece bu hükümete yönelik değil, KKTC’nin geleceği için, KKTC’yi yönetmeye talip olan herkes için.

İşte önümüzde daha da gerileyeceğimiz, daha da fakirleşeceğimiz bir yıl var. En azından elimizden geleni yapmalıyız…

YERİN KULAĞI VAR

TATAR YÜZSÜZLERİ AFFEDİYOR:  

Geçmiş dönemin Maliye Bakanı Zeren Mungan’ı “vergi affı mali yapıyı bozdu” diye eleştiren dönemin muhalefet milletvekili Ersin Tatar, dün eleştirdiği “vergi affını” UBP-HP hükümeti olarak Meclise sevk etmeye hazırlanıyor. En korkunç gelişme bu. Bütçe açığı kadar vergiyi toplama, yüzsüzleri affet, sonra da vatandaşa harç, vergi bindir. Bu kadar vahşi kapitalizmi dünya görmedi. Tepki gösterecek olanlar, neredesiniz?

 

YDP’DEN ŞARTLI DESTEK SÖZÜ:

YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın, hükümeti bozup, “erken seçim” kararı alması kaydıyla cumhurbaşkanlığı seçimlerimde parti olarak Ersin Tatar’a destek verme sözü verdiği iddia ediliyor. Bunun bir parti kararı mı, yoksa Arıklı’nın kendi düşüncesi mi bilmiyoruz ama, bir erken seçim kararı almak için belli sayıda milletvekilinin onayı gerekiyor ki, UBP ve YDP’nin sayısı buna yetmiyor. Önemli olan Tatar’ın bu teklife ne cevap verdiği. Çünkü, ortağı ile sıkıntı yaşadığı bir gerçek…

 

SEÇİME YÖNELİK Mİ:

Anayasa değişikliği dediğin, önce mutabakat gerektirir. Bırakın muhalefete sormayı, birlikte hazırlanmalı. Sonuçta ya Meclis’te üçte iki çoğunluk isteyecek, ya da referandum. Yargı’nın sorunlarını herkes kabul ediyor. Ancak böyle bir çalışmanın, daha geniş, diğer birçok anayasal sorunun giderilmesini de içermesi gerekiyor. Nitekim muhalefet de bunu söylüyor. Sanki bu öneri, seçime yönelik gibi duruyor…

 

AL BİR SEÇİM PROJESİ DAHA:

Her özel sektör çalışanına 200 lira verecekmiş hükümet. Bunu sağlayacağı fonun kapasitesi belli, para akışı belli. Hiçbir kriter getirmeden yapılacak böyle bir uygulama sürdürülebilir mi? Kısa sürede fonun tükeneceği açık değil mi? Niyet belli, seçim öncesi oy artırma projesi. Sonrası, varsın bitsin…

 

PLANINIZ BATSIN:

Yıllar sonra Mağusa, İskele, Yeniboğaziçi için hazırlanan İmar Planı memleketi birbirine düşürdü. Rant kavgası doruk noktasına ulaştı. UBP’li Hasipoğlu Planın, 30 Aralık tarihinde Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında, belediye başkanlarının da hazır olduğu toplantıda onaylandığını ancak bunun İçişleri Bakanlığı tarafından değiştirilerek 31 Aralık’ta yeniden yayımlandığını iddia etti, 3 belediyenin onayı olmayan 31 Aralık tarihli açıklamanın yok hükmünde olduğunu, Planı’nın Belediye Meclislerinin onayı alınmadan Birleşik Kurul’da onaylanamayacağını belirtti. Biz de tahmin etmiştik. Ancak “Başbakanımız karar verecek” sözü de en az bunun kadar yanlıştı.

 

NE YAPTINIZ?:

Hasan Taçoy, “Enerji politikalarında, son derece cesur, çemberin dışına çıkan ve bu alandaki statükoyu ortadan kaldıracak bir yönetim tarzı izledik” diyor. Ben de soruyorum, ne yaptınız? Muhalefet ettiği yıllarda “yeni santrale gerek yok” diyen Taçoy’un, sıkışınca sendikayla yeni santral için imza atması mı? Sonra yine bundan cayıp, konuyu ortada bırakması mı? Hangi olumlu adım atıldı? İnsanlar güneş enerjisine yatırım yapmaya başlayınca, sistemin yetmezliği ortaya çıktı, ne yaptınız? Birkaç ay elektriğe zam yapılmaması mı? Okkalısı yolda değil mi? Vaz geçin Allah aşkına…

ZİRVEDEKİLER

Sami Özuslu: “Aslında hükümetin bittiği belli, geriye sadece ilanı kaldı. Belki zorlamayla bir süre daha devam eder, ama ‘üç vakti’ aşmaz. Eli kulağındadır. Her ne kadar Ankara ‘oturun oturduğunuz yerde’ dese de, hem UBP, hem HP o koltuklarda daha fazla oturacak gibi görünmüyor. Ülkede hiçbir iş –ama hiçbir iş- doğru düzgün gitmiyor. ‘Ankara’dan bolca para alacağız’ lafı hayal oldu. Zırnık bile koklayamadıklarını kendileri söylüyor. Hatta 4’lü koalisyonun mirasını yediler geçen 7 ay boyunca…”.

 

 DİPTEKİLER

ABD Kıbrıs’a Yerleşiyor: ABD’nin Güney Kıbrıs’ta açık deniz, liman, kara güvenliği konusunda bir güvenlik eğitim merkezi kuracağı haber veriliyor. İddialar, ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun, bu anlaşmayı imzalamak için geleceği yönünde.  Önce eğitim merkezi, arkasından üs… ABD bunu hep yapıyor. Sıra Kıbrıs’ta… ABD’nin İngiliz üsleriyle yetinmeyeceği, Güney Kıbrıs’a tümüyle yerleşme niyetinde olduğu anlaşılıyor. Anastasiadis de zaten söyledi, EastMed ya da Mısır’la ilişkilerin temelinde, “ABD’nin bölgedeki rolü” ve “güvenlik mekanizması oluşturma” meseleleri var…

 

 





Başa dön tuşu