Köşe Yazarları

TEKNOKRAT BİR HÜKÜMET OLSAYDI…







Şu anda bir teknokrat hükümete her zamankinden çok ihtiyaç vardı.




 



Vakalar deli gibi çoğalırken, hastane ağzına kadar dolarken, döviz kriz boyutunu aşmış, çılgınlığa dönüşmüşken, siyasi gaile gütmeyen, acil olanı yapabilecek bir teknokrat hükümete…

 

Bir Türk lirası 0,11 Afgan Afgani’si  olmuş, biz burada karma oy kalksın mı kalkmasın mı diye tartışıyoruz.

 

Bir hafta sonra maaş ödemesi var, kasada para eksik, adam atıyoruz, adam alıyoruz, utanıp sıkılmıyoruz….

 

“Bir teknokrat hükümet böyle bir durumda ne yapabilirdi” demeyin, bunları yapmazdı en azından…

 

Denetim yaparlardı denetim. Fiyatlara denetim yaparlardı, hastalığın yayılmasını önleyecek denetim yaparlardı.

 

Dövizin farkını depodaki fiyatlarına yansıtan fırsatçının tepesine binerlerdi, korkusuzca…

 

Halkı rahatlatma adına KDV indirimine giderlerdi…

 

Kira stopajında indirime giderler ya da belki döviz borçları için, geçmişte Ahmet Uzun’un takır takır yaptığı gibi bir uzlaşmaya giderlerdi…

 

En önemlisi, 2 senedir toplanmayan, göz yumulan vergileri toplarlardı…

 

Belki geliri trilyonları bulanlara özel bir vergi getirirlerdi…

 

Kumar baronlarına zaten komik olan vergileri bağışlamazlardı…

 

Kaçağa, kayıt dışılığa göz yummazlardı…

 

Mesela, devlette tasarrufa giderlerdi. Yine geçmişte yapıldığı gibi RHA kullanımını kısıtlarlar, izaz ikram kalemlerini kaldırırlardı. İşte gördünüz, 2 aylık seçim hükümeti Kıb-Tek’te yüze yakın atama, terfi yapmaya kalkmış. O Kıb-Tek ki, her ay 50 milyon lira zarar ediyor, toplam borcu 500 milyon liraya ulaşmış. Ayıp değil mi, günah değil mi? Bu durumda, bari utansaydınız partizanlık yapmaktan…

 

Bir teknokrat hükümet atama yapmazdı, oraya buraya arka kapıdan adam sokmazdı, kamunun giderlerini artırmazdı.

 

İnsanların elinden, üstünde ürünüyle arazilerini almaz yandaşa vermezdi…

 

Şu meşhur mimar gibi istisnai vatandaşlıkları iptal ederlerdi belki.

 

Bunların hepsi yapılabilecek olan, yapılması gerekenler.

 

Atla deve değil…

 

Ama tek şartı var, seçim öncesi popülizm yapmamak, seçimden korkup ona buna kıyak geçmemek.

 

İşte gördünüz, Faiz Sucuoğlu’nun hiç de böyle bir niyeti yok.

 

Hem partisinin geleneğine uygun biri olduğu için, hem de bu ülkenin kendi kaynaklarına dönmesi gereğine inanmadığı için… O şimdi nasıl eder de Ankara’nın gözüne girerim diye uğraşıyor. Başka bildiği bir şey yok…

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

 

İLK İCRAAT ZAM VE ATAMA:

İnsanlar saat başı fakirleşirken, hükümetin ekonomide ilk icraatı, benzine 34 kuruş birden zam. Bu da  piyasada iğneden ipliğe zam demek. Vaka sayısı 3002ü geçmiş, sağlıkta tek icraat, özel kalem müdürü ataması. Bu kafalardan daha başka ne beklenebilir ki? Sıkıştık, bastırıldık, yoksullaştık, yok oluşa doğru sürükleniyoruz, adamların yaptıklarına bakın. Yazıklar olsun hepinize…

 

NE OLDU ŞİMDİ BAŞINIZ GÖĞE Mİ ERDİ?:

Özel Kalem Müdürleriniz 2 ay daha kalıverse ne olacaktı ki? Düşmanınız mıydılar? Altınızı mı oyacaklardı? Muhteşem icraatlarınıza androş mu koyacaklardı? Yahu onlar da sizin partinizin adamlarıydı. En azından verdiğiniz “tek atama yapmayacağım” sözüne sadık kalsaydınız. Gördük anladık, Sucuoğlu’nun da sözüne güvenilmezmiş…

 

UYSAYDINIZ, ELİNİZİ TUTAN KİMDİ?:

Erhan Arıklı’dan sonra Dursun Oğuz da aynı şeyi söyledi, “Biz protokollere uymuyoruz”. Hatta arkasından Nazım Çavuşoğlu da tekrar etti. E, uysaydınız kardeşim. Bundan önce de sizdiniz, şimdi de sizsiniz. Kimi suçluyorsunuz ki? ‘Benim bakanlığım’ diye başlamayın sakın, kaç yerde bakanlık yaptınız, sonuçta o Bakanlar Kurulu’nun parçasısınız. Türkiye’den para gelmemesinin sebebi buysa, hepinizin günahı. O zaman çıkın seçimde de halka söyleyiverin bunu lütfen. “İtiraf ediyoruz, biz yaptık” deyin…

 

ACİL İHTİYACIMIZ ORTA VADELİ PLAN MI:

Ticaret Odası orta vadeli program tartışması başlatmış. Bugünün sorunu orta vade midir? Acildir, acil. Hani niye elinizi taşın altına koymazsınız? Dövizi bahane edip, saat başı depodaki malın fiyatını değiştiren üyelerinizle toplanın,onları uyarın, denetleyin.  Ötelediğiniz KDV’lerinizi ödeyin, ödemediğiniz kurumsal vergilerinizi ödeyin, karılarınıza aldığınız lüks araçların vergi muafiyetinden fedakarlık edeceğinizi açıklayın. İşiniz boş. Zaten bu durumda sermayeden gelecek planın hiçbirimize faydası olmaz. Ben buna inanır, bunu söylerim…

 

ÜLKEYE YAZIK ETTİK:

70 yıldır yaşadığım ülkeyi tanımakta zorlanıyorum, biz ne ara bu hallere düştük. Sevgi ve saygının olduğu ülke, bugün nefret tohumlarıyla besleniyor. Görmediğimiz, duymadığımız şeyleri görüyor ve duruyoruz. Bugün oy uğruna ülkeyi suç cennetine çeviren, nüfus değişimine göz yumanlar memnun olabilirler ama, yarın onlar için de çok geç olacak. Bu kafayla gittikleri sürece, günü gelince bir kenara atılacaklarını bilsinler…

 

SENİ KAALE BİLE ALMIYORLAR:

Ersin Tatar, “Talat ve Akıncı 5’er yıl Cumhurbaşkanlığı yaptı, Rum tarafıyla onlar bile anlaşamadı” diyerek kendince çözümsüzlük formülünü haklı çıkarmaya çalışıyor. Bari onlar çözüm için masaya oturup çabaladılar. Sen onu da yapmadın. Dünyanın karşı çıktığı “iki ayrı devlet” diyerek bizleri yalnızlığa mahkum ettin. “Onlar” dediklerin Talat ve Akıncı’yı herkes muhatap alıyordu ama seni ve söylediklerini kaale bile almıyorlar…

 









Başa dön tuşu