Uzun yıllar Kanal T televizyonunda birlikte çalıştık. 10 yılı aşkın bu birliktelikte onu yakından tanıma imkanınan da sahip oldum. Biraz asabi, deli dolu ama, kalbinde kötülük olmayan, ülkesini çok seven, siyasi görüşü ne olursa olsun, insanlarla iletişim kurabilen birisi olarak tanıdım kendisini. Dünyaya bakışı da hiç bir zaman at gözlükleriyle olmadı. Akılcı, mantıklıydı.
Son kurultayda da hak ederek koltuğu Özgürgün’den devraldı. İlk günlerdeki performansıyla UBP’de bazı şeyleri değiştirebileceğine inandım. Öyle de oldu, UBP’nin şaibeli hesaplarını gündeme taşıyarak, bazı geleneklerin değişeceği mesajını verdi…
Ama bu umut kısa sürede yerini “acabalara” bıraktı. Belli ki UBP içindeki statüko Tatar’ı da etkilemeye başladı. Hele son günlerde yaptığı açıklamalar, tanıdığı Tatar’ın yapacağı konuşmalar değil. Belki bir yerlerden mesajlar aldı veya oralara mesaj vermek için konuşuyor ama, yanlış yapıyor…
Örneğin Lefke ziyareteinde Cumhurbaşkanı Akıncı’yla ilgili söyledikleri;
“Spehar’a bize tuzak kurmamaları uyarısında bulundum. Bu işleri öğrendik artık. Akıncı ve onun gibilere meydanı bırakmayacağız. Kıbrıs halkının haklı sesini gündeme getireceğiz. Sayın Akıncı da duysun, artık meydan boş değil. Akıncı’nın oyu da temsil ettiği kitle de yüzde 10’u geçmez. BM bizim de tabanımızın sesini dinlemek zorundadır”…
Bu sözler, bir siyasi parti başkanının değil, kabadayıların sarf edeceği sözlerdir. Hele de eğitimiyle, dünya görüşüyle ersin Tatar’a hiç uymayan bir jargon.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bu ülke seçmeninin yüzde 60 oyunu alarak o koltukta oturmaktadır. Ve 2019’a kadar da sadece bizlerin değil, kabul etseniz de, etmeseniz de savunduğumuz devletimizin başıdır.
Ve ne büyük bir rastlantıdır ki, Sayın Eroğlu da aynı günlerde Akıncı’ya yönelik benzer eleştirileri yapıyor. Belli ki 2019 seçimlerine yönelik bazı senaryolar yazılmaya başlandı. Tatar da, bu senaryoların “baş oyuncusu” rolünü üstelenmiş gibi…
Sarf ettiği bu sözler, ana muhalefet lideri olarak anlayışla karşılanabilir. Buraya kadar söylediklerini sırf partililerine şirin görünmek adına yaptığını düşünebiliriz. Ancak, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’a “KUDRETCİK” diye hitap etmesini anlamakta zorlanıyorum. Yarın belki de bu “KUDRETCİK” dediği siyasinin kapısını çalarak ortaklık teklif edecek. O da, demez ya, “hade barra ERSİNCİK” derse ne olacak?…
Aslında ülkenin en büyük partilerinden birisinin başkanı olarak sarf ettiği bu kelimeler için gülünmesi gereken kendisidir. Ama belli ki etrafındakilerinin gazına fena geliyor. Bol keseden sallamaya, temsil ettiği partiyi küçük düşürmye devam ediyor. Bakın yine Lefke ziyaretinde döviz ve havayla ilgili söylediklerine; “Seçildim, dolar düşecek dedim, düştü. Şimdi bereketli yağmurlar yağıyor. Bunlar UBP iktidarının ayak sesleridir”…
Vah ki ne vah. Bunları latife olsun diye söylemişse tamam da, öyle olduğunu hiç sanmıyorum…
Belli ki erken havaya girmiş veya etrafındakilerin “goflamalarına” kapılmış.
Sonuç olarak bilgi ve deneyimlerine saygı duyduğum, kurultayı kazanmasıyla birlikte UBP’de birçok değişimi gerçekleştirebileceğine inandığım Ersin Tatar bu davranış ve söylemleriyle sadece benim değil, kendisini umut görenleri de hayal kırıklığına uğratmıştır.
Unutmasın ki, kılavuzu karga olanın burnu… …
Bizden hatırlatması…
YERİN KULAĞI VAR
51 BİN KONUT BOŞ:
Devlet Planlama Örgütü verilerine göre, KKTC’de toplam konut sayısı 136 binmiş. Ancak son sayımda 85 bin civarında konutta yaşam olduğu tespit edilmiş. Kaba hesapla 51 bin konut boşmuş. Bu rakamlara göre hala 10 kat, 20 kat binalar için kavga veriyoruz. İyi de bunlar kimler için? Bizim içinse fazla, yok eğer başkaları içinse dikin 50 katlı binalarınızı çünkü onlar için az…
VURGUNUN DENETİMİ?:
Başbakan Tufan Erhürman, Kasım ayında Ticaret Dairesi’nin denetimlerinde 45,064 TL ceza kesildiğini açıkladı. Denetimin her türlüsü güzel de, bu cezaların kaçta kaçı vurgunla ilgili? Bizim Ticaret Dairesi denetimlerinin güçlendirilmesiyle beklentimiz, fahiş fiyat uygulamasına son vermesiydi. Var mı böyle bir sonuç? Daire’nin web sitesine de baktım, tek bir haber yok…
BU DA BİR ERDEM:
UBP milletvekili Nazım Çavuşoğlu, Meclis’te yaptığı konuşmada,“Padişahlık dönemi kapandı” demiş. Doğrudur, yıllarca bu ülkeyi saltanat anlayışıyla yönettiklerini, iktidarları döneminde çıkardıkları emirname değişiklikleriyle talan ve vurguna neden olduklarını en sonunda kabul ettiler. Geç bile olsa bunları itiraf etmek de bir erdemdir Sayın Çavuşoğlu…
EL BİRLİĞİYLE BATIRDILAR:
Dün KTHY’nin kuruluş yıldönümüydü. Eminim hepimiz onu çok arıyoruz. Hele de bilet fiyatlarının tavan yaptığı bu günlerde. Meclis’te KTHY’nin nasıl ve kimlerin batırdığı konusunda sonuçsuz kalan bir kaç da araştırma komite kurulmuştu. Halbuki araştırmaya hiç gerek yoktu. Batıranlar bugün hala Mecliste. UBP’si, CTP’si, DP’si, hepsi de bu batışa çanak tuttular…
AFLASTOKSİN, SÜTTE KANSER:
57 ton süt, aflatoksin içermesi nedeniyle imha edilmiş. Aflatoksin ne, küflenmeyle oluşan zehirli ve kanserojen bir madde. Hatta buna “sütte kanser” deniyor. Bakan Şahali, üreticinin yemleri doğru şekilde depolamamasından kaynaklandığını, bu son olayın “münferit” olduğunu ve kendilerinin denetimleri sürdürdüğünü söylüyor. Bu da gıdalardaki pestisit kalıntılarına benzemesin. Örneklemeyle tahlil yapar, yakaladığınızı imha edersiniz, ama örnekleme yapmadıklarınız, piyasaya sürülür. Korkunç bir durum, çok dikkatli olmakta fayda var…
DÜNYA YENİDEN ŞEKİLLENİYOR:
Kendimizi dünyanın merkezinde sanarız ya, oysa geleceğimiz bizden onbinlerce mil uzakta şekllenir hep. Ukrayna-Rusya krizini duyup geçiyoruz şimdilerde. Oysa gerisinde, kurulacak yeni ittifaklar var. Dünya eski dünya değil. Sadece kısa bir alıntı, durumu izah edebilir; “ABD-Ukrayna ortak bildirisi: ABD ve Ukrayna, Kuzey Akım 2, TürkAkım’ın ikinci ayağı gibi Ukrayna’nın ekonomik ve stratejik istikrarına darbe vuran Rus doğalgazı projelerinin durdurulması için birlikte çalışmanın önemini vurgularlar”. Aynı şekillenme Doğu Akdeniz’de de yaşanıyor. Gerisini siz düşünün…
ZİRVEDEKİLER
Sarı Yelekliler: Fransa’da akaryakıta yapılan zamlarla sokağa dökülen halk, bize çoktan unuttuğumuz kitlelerin gücünü hatırlattı. Yaklaşık 20 gün süren eylemlerden sonra akaryakıt vergisi 6 ay ertelendi, doğal gaz ve elektrik zammı donduruldu. Bizde artık nostaljik olan s“Birlik, Mücadele ve Dayanışma”nın en güzel örneğini verdiler…
DİPTEKİLER
Ata Atun (Milli Gazete): “Bugün, ‘Üç beş Maronit’ten bir şey olmaz’ diyenler, takas ve tazminatla birlikte, ‘iade’ tuzağına düşüleceğini ve bu uygulamanın ‘emsal’ teşkil ederek, Kıbrıs Türklerinin ellerini zayıflatacağını ve Kıbrıs Türklerinin yeniden evinden barkından edilmesine kapı açacağını idrak edebilmeli… İyi niyet göstergesi olarak ortaya konan en küçük adımı dahi atmayan Rumlara bir jest olmaktan öte, KKTC’nin toprak bütünlüğünün iğfali aynı zamanda.”…
































