Köşe Yazarları

Tarih her zaman tanıktır!







Gelecekleri göremez bilemezsiniz..




Fakat “elan” planladıklarınız, takvimleştirdikleriniz ve tasavvur ettiklerinizle diyebilirsiniz ki “gelecek şöyle veya böyle olacaktır.”



Basit bir yargı ama Hükümetler de Devletler de plan ve programlarını o “gelecekleri” görmek için gerçekleştirirler!

KKTC bu “mantığın” dışında bir devlet değildir.. Gelip giden tüm Hükümetler  “bugünün” ötesinde klasik ifadesiyle “yarınların” huzur ve istikrarı  için planladılar  icraatlarını!

FAKAT öncelikle siyasi istikrarı gözettiler!  Dolayısıyla “geleceklerde” çok daha fazla muhtaç olacağımız “güvenliğimiz” ve şimdilerde moda ifadesiyle “bekamız” tabi!

GEÇİTKALE Hava alanında konuşlandırılan İHA bu yargı ile bakıyorum. Çünkü  eğer böyle bir  olay gerçekleşmemiş olsaydı Rum tarafında İsrail’in kullandığı denilen İHA’ların da olduğuna kim bilir daha kaç zaman aldırmayacaktık!

Nitekim “silahlanıyoruz” diye kendimizi  eleştirirken, Rum tarafının “boyuna posuna” çok bol gelen silahlanmasıyla ittifak halinde olduğu ülkelerle oluşturduğu askeri üslerini görmüyoruz! Bu silahlanma ile askerleştirmenin, Türkiye’ye yönelik misilleme ve gelecekte olası “çatışmalara” yönelik olduğunu da düşünmek istemiyoruz!

Oysa bin 800’lerden beridir “Enosis” peşinde koşan bir Rum toplumudur sözünü ettiğimiz! Yani:

EOKA’nın yaratıcısı!. Akritas planının yapıcısı!.. 1963 Kanlı Noel’in sorumlusu!. 1974’de Enosis için gerçekleştirilen  askeri darbenin mimarı!. Başta Annan planı olmak üzere Tüm çözüm planlarının başarısızlıkla sonuçlanmasının tek suçlusu!…

Sicili böylesine “kanlı” olan  bir Rum toplumudur sözünü ettiğimiz! Yarınlar eğer “barış ve güven” vaat etmiyorsa bunun tek sorumlusu Rum tarafıdır..

BUNA karşın “sen, o, sizler, onlar” Güney’e tırnak kadar eleştiri getirmeden Türkiye’yi kıyasıya eleştirirken hiç mi vicdanlarınız  sızlamaz?

Kİ sorayım: “Kaçınız bir Rum ailesiyle dost oldunuz? Ayni masada yeyip içtiniz, güldünüz eğlendiniz? Karşılıklı sirtaki oynadınız yada halay çektiniz?

Kaçınız taşındınız Güneye? Çocuklarınızı  kaç taneniz  Güney’deki Rum okullarında okutmaktasınız?…

OYSA “barış” işte budur! Ama bu “barışın” güneydeki  bütün kapıları  Türklere kapalıdır!” Açmaya çalışırsanız tek kelimelik ifadeyle yazıyorum, sizi öldürürler!

Ki Türkiye’nin güvenlik şemsiyesi altında olmasaydık (tarih de tanıktır) Enosis uğruna daha çok Türk kanı akıtacaklardı!

*****

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNE DOĞRU

Ve bitti! Bundan sonra ne Hükümet icraatlarının sorgusu suali önemlidir ne KKTC’nin “sosyoekonomik” sorunlarıyla uygulanması gereken plan ve programları!

Yat kalk Allah “Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine anketler, tahminler, “birinci turda kim sandıktan Cumhurbaşkanı çıkacak” bile değil;  “2. tura kalanlardan hangisinin kazanacağı tahminlerini konuşup yazacağız!

Nitekim daha “birinci turda” kazanacakların tahminleri bile yapılamadan  Tatar ile Akıncı”nın ikinci tura kalacağı ilan edilmekte!

ÖYLEYSE hadi biz de bir yerinden “olaya” duhul eyleyelim bakalım ne görmekteyiz. Şöyle ki:

Artık biliyoruz ki CTP’li Erhürman da Cumhurbaşkanları adaylarındandır Başbakan Tatar da. Tabi yardımcısı  Özersay’la “Cumhurbaşkanlığı adaylıkları” konusunda nasıl uzlaşacağı şimdilik sır!

…KKTC’de liderlik vasıflarını dirayetleriyle önce partilerine sonra da halka yansıtan “politikacılar” çok yetişmedi.. Yetişenler de zaten “Cumhurbaşkanı” oldulardı..

Yani Cumhurbaşkanları adayları için partisinin salt “sayısal büyüklüğü” yeterli değildir. Öyle olsaydı Cumhurbaşkanları hep UBP’den olurdu!

Oysa Sn. Akıncı gibi TDP’den olan da var..

NÜMÜZDEKİ Cumhurbaşkanları seçimlerine de bu yargımla bakıyorum. Ancak ondan önce şunu hatırlıyorum:

Son dönemlerde  toplum “iki genç politikacıyı hem sevdi hem çok tuttu!”

Biri CTP Başkanı Tufan Erhürman diğeri de Ersin Tatar..

Her ikisi de genç kuşak temsilcileri ve  henüz “politikanın” ta başındalar!

Fakat kısa sürede partilerine “liderlik” vasıflarını kabul ettirmekle kalmadılar.. Başbakanlıklarına karşın seçmenleri tarafından yadırganmadan “Cumhurbaşkanı” adayları olarak  öne itildiler…

NEDEN ama?  Ki ne Erhürman ne Tatar Başbakanlık dönemlerinin “mutlak” denecek “başarılarına” sahip değillerdi! Hatta birinin “halef,” diğerinin “selef” olduğu gerçeklerde bırakın KKTC’i uçurmayı biri yerinden bile kıpırdatamadan giderken, diğeri geldi de hâlâ kıpırdatmayı başaramadı, belli ki işler nanay!

O halde neden Başbakanlık” yapmış her iki genç Politikacı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde anketlere sığdırılamıyor, taşıyorlar adeta!

Başında vurgulamaya çalıştıydım. Gençliklerinin dinamizmini halkın önüne sermesini bildiler..

Masa başı makam politikacısı olmadılar..

İKİNCİ neden ise Kıbrıs sorununa ve Türkiye’ye yönelik “siyasi tutumları!”

İLK defa Erhürman’lı CTP ile Tatar’lı UBP Kıbrıs siyasi sorunuyla Türkiye’ye yönelik tutumlarında politikalarını çok  açık seçik ve anlaşılır bir samimiyetle ortaya koydular..

İlk defa KKTC’de “ayrı Devletten yana olanlarla, Federasyonu savunanlar” bu kadar açık seçik halkın karşında yerlerini aldılar.

(Ha Annan Planı da referanduma böyle gittiydi ama “Türkiye’nin federal sistemi desteklemesi sayesinde!”)

Şimdi ise Türkiye’nin Federasyon tezini ne kadar savunduğunu bilmek mümkün değil.

Yani yavaştan yavaştan Kıbrıs siyasi sorununa yönelik çözüm şekli de saflaşmalara karşın tutun ki billurlaşıyor!

 









Başa dön tuşu