Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

“Suyun yönetimi kritik”

Michael Mason ve Rebecca Bryant, Türkiye–Kıbrıs Su Temin Projesi’nin Su Teknolojisi ve Sürdürebilirliği İklim Değişikliği’ne etkisini araştırdı ve raporlaştırdı

 

İYİ SU YÖNETİMİ OLUMLU YANSIR: Rapora göre Türkiye’den gelen suyun düzgün bir biçimde su yönetiminin sağlanması durumunda, Su Temin Projesi’nin olumlu değişiklikler ve getirileri olacağı ifade edildi

 

“SU KITLIĞI ÇATIŞMASI OLABİLİR”: Raporda birçok uzmanın öngörüsüne göre su kıtlığının günümüzdeki şartlarda sürmesi durumunda su kıtlığının çatışma ve siyasi huzursuzluğa neden olacağı belirtiliyor

Bertuğ TOPAL

Michael Mason ve Rebecca Bryant Kuzey Kıbrıs’ta Su Teknolojisi ve Sürdürebilirliği İklim Değişikliği ve Türkiye–Kıbrıs Su Temin Projesi konusunda bir rapor hazırladı. PRIO’nun katkılarıyla hazırlanan sunumda Kıbrıs’ta su teknolojisi ve sürdürülebilirliği ile iklim değişikliği ve su yönetimi konularına değinildi.

Raporun özet bölümünde Doğu Akdeniz bölgesinin her geçen gün ölçülebilir derecede daha sıcak ve kuraklaştığı, Suriye ve Irak gibi ülkelerde devam eden savaşların da bölgedeki bu çölleşme sürecine katkıda bulundukları ifade ediliyor.

Su kaynaklarının gittikçe azaldığı dönemde, devletlerin var olan kaynaklarını idare etmek için baraj yapımı gibi çözümlere başvurduğu ifade edilirken, bunun da komşu ülkeleri olumsuz etkilediğine değinildi.

Eser geniş mülakatlar sonucu ortaya çıktı

Raporun araştırması Mayıs ve Temmuz 2016’da yapılmış olup, birincil olarak toplamda 21 hükümet çalışanı, ilgili kuruluş temsilcileri, sivil toplum kurumları temsilcileri ve özellikle mimarlar ve çevre mühendisleri odaları üyeleri ile geniş çaplı mülakat yapıldı.

 

“Su kıtlığı çatışması olabilir”

Raporda birçok uzmanın öngörüsünün durumun böyle sürmesi durumunda su kıtlığının çatışma ve siyasi huzursuzluğa neden olacağı belirtiliyor. Kıbrıs’ın da bu gelişmelerden eşit derecede etkilendiği kaydedilen raporda “Çünkü ada ikiye ayrılmış olmasına rağmen, kaynakları bölünmüş değildir. Örneğin Güzelyurt (Morphou) bölgesinde, Trodos Dağları’ndaki eriyen karlar akarsu ve bahçeleri beslerken, bir yandan Lefkoşa’nın eğimli altyapısı, kanalizasyon suyunun güneyden kuzeye akıtılmasına ve bu nedenle de kuzeyde işlem görmesini gerektirmektedir. İki toplumun da eriştiği yeraltı akiferleri iki bölge için de elzem kaynaklardır. Bunun yanında, adanın her iki kısmında görülen nüfus artışı, turizm ve diğer sektörlerin gelişmesi kısıtlı olan bu kaynakların aşırı kullanımına neden olmaktadır. Bu demektir ki, iklim değişikliği Yeşil Hat’ın iki tarafını da eşit derecede ve karşılıklı olarak alakadar eden bir problemdir” denildi.

 

“Birbirlerinin hassasiyetlerini göz önünde bulundurmuyorlar”

Rapora göre iklim değişikliği karşısında sürdürebilir bir geleceğe hazırlanmanın Kıbrıs’ın en büyük ve birincil sorunlarından biri olduğu kaydediliyor. ‘Birbirini tanımayan iki ayrı yönetimi olan, bölünmüş bir ada olan Kıbrıs için, eşgüdümlü ve ortaklaşa gayret isteyen bir soruna karşı işbirliği olanakları çok kısıtlıdır’ denilirken her iki yönetimin de, iklim değişikliğine karşı kendi planını yapmakta ve bunu yaparken diğer tarafın girişimlerini veya hassasiyetlerini göz önünde bulundurmakta eksikliği olduğu belirtildi.

 

Türkiye’den gelen su iklim değişikliği sorununa karşı yarar sağlar mı?

Tek taraflı yapılan planlama örneği olarak Türkiye’nin Toros Dağları’ndan gelen yeraltı su kaynaklarının, 80 km’lik denizi aşarak, su temin projesi ile kuzey Kıbrıs’taki bir baraja taşınıp, oradan da çiftliklere ve evlere dağıtılmasının verildiği raporda, yenilikçi bir proje olan bu su temin projesinin, iklim değişikliği sorununa karşı hazırlanmaya ve çözmeye yönelik potansiyelini ölçen bir ön değerlendirme olduğu kaydedildi. Raporun özet kısmında şöyle ifadelere yer verildi: “Raporu hazırlarken sorduğumuz sorulardan birkaç tanesi şöyledir: Bahsi geçen bu su temin projesi sürdürülebilir bir çevresel gelecek yaratabilir mi? Temin edilen suyun aşırı kullanımını önlemek için ne gibi tedbirler alınabilir? Bu yeni kaynağı sürdürülebilir kılmak için, Kıbrıs gibi bölünmüş bir ada için ne gibi düzenleyici mekanizmalar mevcuttur?”

 

İyi su yönetimi olumlu yansır

Raporun sonuç bölümüne göre Türkiye’den gelen suyun düzgün bir biçimde su yönetimi sağlanması durumunda, Su Temin Projesi’nin olumlu değişiklikleri ve getirileri olacak.

Raporun özet bölümü şu şekilde son buluyor: “Sürdürülebilirlik için yönetimin gerektirdiği öncelikler ve görüşler, su özelleştirmesi hakkında yapılan müzakerelerde öne çıkanlardan çok daha farklıdır. Rapor, hem bu yeni doğal kaynağın yönetimine dair sorunlar ve olasılıkların bir değerlendirmesini yapmakta, hem de özelleştirme sorusunun ötesinde ve adanın güneyi ile olası bir işbirliğini öne çıkaran tavsiyeler vermektedir. Bu çalışma ayrıca siyasi ve çevresel açıdan hassas bölgelerde önceden yapılan araştırmalara dayanarak, iklim değişikliği yönetiminde yapılabilecek işbirliğine dair önerilerde bulunmakla birlikte, bunun adanın genel bölünmüşlüğüne karşı bir işbirliğini de teşvik edebileceğini belirtmektedir.”