Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sorun Sadece Garanti Ve Hidrokarbon Yatakları Değildir!

“Müzakereler olayı” gitgide can sıkıcı olmaya başladı. Onca çabasına karşın Eide de umutsuzluğunu  ortaya koyarken “meramımı anlatamıyorum” diyor “çünkü çok büyük görüş ayrılıkları var!” Hangi konularda?

Garantiler konusunda bir, Doğu Akdeniz’deki gazın paylaşımı sorunu iki!

Bakın TC ile KKTC ortak açıklamalarına, müzakerelerin mihenk taşına vurdukları (şimdilerde) sadece bu iki sorundur. Ne Rum’un Kuzey’e nasıl döneceğini söylüyorlar ne yönetim konusunu tartışıyorlar! Ne de haritayı hatırlatıyorlar.

Açtılar mı ağızlarını konuşmak için “Türkiye’nin garantisi olmazsa olmaz” diyorlar bir, hidrokarbon diyorlar iki!

FAKAT: Kıbrıs sorunu sadece bunlardan ibaret değil ki! Bu ki sorun aşılasa ve Rum tarafının istediği gibi  bir çözüm aşamasına gelinse nasıl bir sürprizle karşılaşacağımızı  var mı bilen?

Yani Hasan’dan Ayşe’den, Umut Emmi’den  42 yıldır oturduğu evini, köyünü, kentini “hadi bakalım buraya kadar” deyip terk etmesi istenilecek de  sorun mu olmayacak?

Eldeki yüzde 35 toprağı yüzde 29’a çekeceksiniz de bazan yüzde üçlük bir alana bile bir iki köyün   sığdığı gerçekte hiç mi sorun olmayacak?

Veya nüfusun azlık çokluğuna göre Temsilciler Meclisi oluşturacaksınız da sorun mu çıkmayacak?

İkamet hakkında yüz bini aşkın Rum Kuzey’e gelip malını mülkünü isteyecek de  hiç mi sorun yaşanmayacak?                               BUGÜN biri Rum diğeri Türk iki müzakereci masada oturup konuşurlarken bile birbirlerine tahammül edemedikleri yerde kavga edip kaçarlarken, yarın iki kurucu devlet temsilcileri ayni federal sistemin ahkâmlarında bir araya gelecekler de hiç mi sorun olmayacak?..

TUHAF İŞ! Sanırsınız ki  her bir konu pişirildi kortarıldı, bir kaldı üzerinin şerbeti! Yok ki öyle bir olay!  Bakın bizim Meclis’e! Hem de biz bize diz dize! Bizzat milletvekillerinin kendileri tekvacıdır yarattıkları arbede ile bozuk dillerinden!

YARIN olası çözümde böyle bir meclisi Rum’la paylaşacağız da önce  “yeri nerede” sonra hangi “saygıyla sağlıkta!” Denecek ki Koskoca Avrupa’da 27 ülke nasıl paylaşıyorsa öyle işte!  Öyle değil çünkü artık yazmaktan usanıp bıktık Rum için bu ada “Helenizmin bir parçasıdır,” bırakın Türkiye ile Türkiyeliyi, yerlisi olan  Kıbrıs Türk halkı ile bile paylaşmaktan nefret etmektedir!

BU NEDENLE: Sorun sadece garantörlük ve hidrokarbon yatakları değildir demiş olalım!                                 **********

HATALARIMIZIN CEREMESİNİ ÖDÜYORUZ!                     Bu memlekette pek çok siyasi ve sosyoekonomik hatalar yapıldı. Bazılarının faturasını halk ödedi! Bazıları devlete pahalıya mal oldu! Bazıları gelip geçti ama delip de geçti!

“PUAN” olayı bunlardan biridir. Salt Güney’den  Kuzey’e göç edenlerin  bıraktıkları mallarına karşılık ayni değerde mal almalarına olanak sağlamak  için icat edildi!                            Fakat çok geçmeden o büyük hatalardan biri daha yapıldı: Puanlar siyasallaştı! Seçimlerde kullanılan “oy” kaparozlama aracı haline getirildi! Satılığa çıkarıldı!  Ellerden ellere dolaştırıldı! Ve Güney’den gelen yurttaşların  hakları çiğnenirken, Kuzey’de “puan zengini” bir yeni “mütegallibe” sınıfı yarattı!

NE DİYORDUK? Bağırıyorduk! Kuzey’den Güney’e  mülkünü bırakarak göç eden Rum sayısı 150 bindi. Güney’den Kuzey’e gelenler tutun ki 50 bin kişi! Geride TC’den kaydırılan nüfusun bile dolduramadığı boş evler, ekilip biçilmeyi bekleyen topraklar vardı.

İşte büyük rezillik “tahsislerin” kaldırılarak yerine puanların ikame edilmesiyle başladı! Her seçim arifesinde çarşaf listeler yapıldı İskân Dairelerinde askılandı! İnsan kuyrukları kapılardan taştı! Dileyen  görücüye çıkarılan irili ufaklı toprak parçalarını  dilekçesine yazdı talibi oldu! Ama asıl ve daha büyük rezillikten dolayı dileyen dilediğini alamadı! Sınıfı geçenler aldı sadece! Kimler mi?

       Başbakan bakan yakınları! Bürokratlar! Önde gelen partililer! Seçim dönemlerinde partisi için koşturanlar! Parası olduğu için puan satın alıp “puan mafyasına” dönüşenler!

       BİTTİ Mİ? Hayır! Puan devri kapandı ama şimdi “kiralamalar” kulpu takılarak yeni bir “kaparozlama” devri başladı. Vakıf  malları bile öyle deve oluyor giderlerken!

EVET! devlet becerimiz yoktu! Acemiydik! Gerekli denetimleri yapabilecek çapta ve yetenekte değildik! Mala mülke açtık! Yetişmekte olan evlatlarımıza daha iyi gelecekler bırakmak istedik! SeÇim kazanmak için bilmeden  hata yaptık belki! Belki aklımız kesmedi! Fakat:

Hiç mi utanma arlanmamız, memleketi yağma ederken sızlayacak vicdanımız yoktu! Yoktu vallahi!                                                                                             **********

       KISACA TAKILDIĞIM!  (DENKTAŞ VE ESEN SEÇİM RÜZGÂRI)                                                 Geldi geçti ama yazayım, hatıra kalır! Geçtiğimiz Meclis toplantısında “baba-oğul” Denktaşlar’ın arazi olayı ateşli ateşli tartışılırken CTP milletvekili Şahali “Denktaş’ın ülkeye mal olmuş önemi bir isim olduğunu, Denktaş adının istismar edilmesine karşı olduğunu” söyledi.

Ne kadar güzel olurdu Rahmetlik yaşarken de CTP camiasının bu takdirlerine mazhar olsaydı! Oysa ne oluyordu? Mağusa’daki Rauf Raif Denktaş Kültür ve Sanat Sarayı’nın önündeki “Denktaş” adını bile silip atmaya çalıştılardı!                                                                   ERKEN SEÇİM HAVASI: Nerden anladık estiğini? Gençlere arsa dağıtmalarından… Esnafa yüzde 7 faizle 80 bin TL’e kadar kredi sağlama kararından… Tam arifesinde TC’den belediyelere külliyetli miktarda para pompalanmasından… Siyasi partilerin yavaştan yavaştan  topluluk olan yerlerde sohbet toplantıları yapmalarından… Ve havayı koklayan “birlik, derneklerin”  tam zamanıdır diyerek tehditleriyle isteklerini yoğunlaştırmalarından!                                            TABİ anketler de başladı. Birinci parti Halkın partisidir deniyor. İkincisi UBP üçüncüsü CTP… Bu sıralama seçimde de gerçekleşirse yazık olacak HP’li Özersay’a çünkü ya UBP ya CTP ile Koalisyon yapmak zorunda kalacak! Kalacak ki “kurtların arasında bir kuzu misali!” İnşallah ilk ve son seçimi de olmaya!