Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SUCUOĞLU HÜKÜMETİNİN E BİR DE BU YÖNDEN BAKTIK! (VE BELEDİYELER SORUNU!)

Tabi ki popülizm yapmadan memleket gerçekleriyle  ulusal çıkarları gözetecek bir “yönetim erki” ne kadar “acı reçeteli” olursa olsun.. Ne kadar etki tepkilerde kınanıp  eleştirilirse eleştirilsin..                                              EĞER  sorunları ortadan kaldıracak uygulamalar   Devletin kalkınmasını gerçekleştirecekse… Milletçe sıkıntılara katlanmak, bu nedenle  fedakârlıklarda bulunmak  bir vatan borcu olabilir…                                           Kaldı ki Kıbrıs Türk halkı böylesi fedakârlık dönemlerini  çok yaşadı söz konusu  “borcunu” da  kat katıyla ödedi..

DOLAYISIYLA Sn. Sucuoğlu’nun  yeniden ödetmesine gerek yoktur.                                             Fakat   halkın mevcut Sucuoğlu Koalisyon Hükümetine yönelik olumsuz tepkisine ve şikâyetlerine karşın; “inada murat” tedbirlerle,  özellikle mali yönden “Devleti  düze çıkarmak” kulpunun takıldığı  çabalarına;  sözünü ettiğim o geçmişin değerlendirmeleriyle  yaklaşamıyorum!”

HATTA bu nedenle, Başbakan Sucuoğlu’nun toplum katlarında “aykırılık” olarak değerlendirilip olumsuz tepkilere neden olan  son “icraatlarına” bakarken,  “neyi kanıtlamaya çalışıyor” diyorum!                                                                                                                ***

MESELA: Çok dirayetli olduğunu ve kendinden öncesi Başbakanlara benzemediğini mi?

MESELA “Devlet” söz konusu oldu mu halkın tepkisine karşın  ödün vermeyecek kadar  vatansever olduğunu mu?

HALK tepkisini değil, KKTC’nin bekasını düşündüğünü  mü?

YOKSA her şeyden önce ulusal kurtuluşlar için ulusal fedakârlıklar yapılması gerektiğine mi inanıyor?

YADA Ankara’ya ne kadar kararlı olduğunu göstermek için mi?                                                                           ANKARA’nın  yardımlarını harcarken  Kıbrıs Türk halkının  dayanılmaz pahalılığa katlanacak kadar fedakâr olabileceğini mi ispat etmeye çalışıyor?..

KISACA Başbakan Sucuoğlu bir “halk kahramanı” mı? Yoksa “halk kahramanlığına soyunan yeni nesil politikacı mı?                                                                           Yoksa hâlâ mesleğinden kaynaklı alışkanlığıyla toplumu hasta, kendini de  tedavi edici reçeteleriyle  kurtarıcı doktor olarak mı görmekte?

***

ÇÜNKÜ:  Artık dünyasal dediğimiz sorunları da yanına alan ve sonuçta  KKTC’i sosyoekonomik yönden çok daha olumsuz etkileyen böylesi bir dönemde  ne kalkınma yollarında ileriye taşınma söz konusu olabilir ne de yıllardır dillere yapıştığınca “yenileşmelerle iyileştirmeleri”  sağlayacak  reformlar gerçekleşebilir..

YA NE OLABİLİR? “Vaziyetler bir süre daha idare edilir! (Kaldı ki geçen yılların tecrübesiyle sabittir..Gelip giden yönetici takımlarının   en  iyi bildiği iş  “vaziyetleri idare etmekti!” Ki  geçmişe yönelik bu serzenişime karşılık çelişkiye düşmüş olsam da  “şimdi tam zamanıdır” diyorum!”                                                                      TA Kİ Rusya Ukrayna savaşı sonlansın..          Dünyadaki petrol ve tahıl krizleri dinsin… Pandemi azıcık gevşesin         VE TAM ZAMANIDIR:  “turizm mevsimi” açıldı, bu konuda  çalışmalar başlatılsın..                                              Turizmin  ihtiyaçlarına yönelik başta tarım ürünleri olmak üzere öteki sektörler devreye sokulsun. Devlet planlamasıyla birlikte çalışmalar başlatılsın…

***

FAKAT  NE YAPILMASIN? BELEDİYELERİN BİRLEŞTİRİLMESİNDEN VAZ GEÇİLSİN!             Ki uzun süredir Belediyelerin birleştirilmesinden yana olanlardandım..    Fakat şimdi görüyorum ki Devletin böylesi olağanüstü bir dönemde, ülkede pahalılık aldı başını gider, dünyada savaş tamtamları çalar, hangi ülkenin hangi ülkeyle dost olduğu bile artık bilirsizleşirken;  “Belediyeleri  birleştireceğim” diye yeni bir sorun yaratmanın ne devlete hükümete  dolayısıyla ne de Belediyelerle KKTC’e bir yararı olacaktır..                                                   ***

HA DİYORSA ki Sucuoğu,  Belediyeleri birleştirme şu kadar zaman ertelendi, işte şimdi biz gerçekleştireceğiz!..”

Gerçekleştir mi gerçekleştiremez mi bilmiyorum ama “tartışmalı kavgalı olacaksa!..                                                Dünyayı da saran bu mali ve ekonomik kriz döneminde olacaksa..                                                                   Ülke kaynakları hâlâ devreye sokulmamış, “ekonomi” lafı dillendirmelerden  öte işlevselliği yakalayamamış  böylesi kısır ve alengirli bir devrede olacaksa…                                                                                              BİR yandan devletin battığından söz edilirken Belediyelerdeki bu “ayırmalar ve yeniden birleştirmeler” nedeniyle kat katı  mali kaynağa, kat katı memura, çalışana, yeni bir sisteme geçilirken “yeni bina” ve araç gereçlere ihtiyaç olacaksa…

KISACA devlete daha çok parasal külfetler yükleyecekse…

Boynunuzu bu rizikolu uygulamanın altına koymayın! Altından kalkamazsanız memleketi yeni bir ekonomik kaosa sürüklersiniz.                                                        Kİ öncelikle Ankara’ya gidip danışmanızda, parasal kaynak tedarik etmenizde de büyük yarar olacaktır..

***

BAŞA  DÖNÜYORUM:  “Devlet” soyut bir kavram değildir.  Vatanı ve vatandaşları.. Dini ve ırkı ile kültürel harsı.. Geçmişi ve tarihiyle somut bir  olgudur.

Devleti yönetenlerin bu bütünselliği koruyarak oluşturdukları siyasetlerin hataya tahammülleri yoktur..

Ne var ki işte KKTC  bu  “hatadan”  kurtulamadı! İspatı da çok basit ve görünürdür. Şöyle ki  Devlette gelip giden “hükümetleriyle ne bir devamlılık vardır dolayısıyla istikrar vardır!

Bu nedenle cicim bicim hazırlanan plan ve programlara karşın devleti yüceltecek uygulamalar hâlâ ilkel cemaat hiyarerşisini gözetmekten öte geçememiştir.  Doğrusu talihsiz bir vakadır bizde Devlet!