Kuralları güçlüler koyar, sonra da o kurallara uygun kanunlar yaparlar. Gel zaman git zaman, kendi koydukları kurallara, yaptıkları kanunlara işlerine gelirse uyarlar, gelmezse uymazlar. En sonunda oturur olayların kendi açılarından tarihini yazarlar ki dünya āleme ibret olsun.
Günümüzde en güçlüler Amerika, Çin ve Rusya’dır. Bunların arasında kozunu henüz paylaşmayan Çin’dir. Gerçi “Bir devlet iki sistem” ilkesiyle kendisine devredilen Hong Kong’u kısa sürede bir devlet tek sisteme dönüştürmede bir mahzur görmedi. Ama bu bir şey değil. Yarın Tayvan’ı silâh zoruyla ele geçirmeye yeltenirse seyreyle sen gümbürtüyü.
Amerika ve Rusya’nın günahları az değil. Kendi yaşamımda olanları ve anımsadıklarımı sıralıyayım. Amerika, Komünizm’in önünü kesmek için Kore’de ve Vietnam’da epey insanın ölümüne neden oldu. İslâm terörünü haritadan silmek için Afganistan ve Irak’ı işgal etti.
Afganistan’da 20 yıl savaştıktan sonra ülkeyi Taliban’a teslim ederek tabanları yağladı. Hem de ne yağlama. Talibanlar emperyalist Amerika’yı ülkeden kovdular ama Afganlar bugün açlıktan ölme tehlikesi ile karşı karşıyalar. Nereden baksan, iki ucu kirli bir değnek.
Kitlesel silâhları yok etmek için Irak’ı işgal ettiler. Kitlesel silâh bulamadılar ama Bağdat müzesini yağmaladılar. Amerikan askerleri nereye el atacaklarını iyi biliyorlarmış. Irak’ı üçe böldükten sonra pılıyı pırtıyı toplayıp gittiler.
Arka bahçesi saydığı Latin Amerika’da yaptıklarını sıralamaya kalkışsam sütunumda yer kalmaz. Ancak seçimle iş başına gelen Allende’yi deviren Pinochet’i anmamak olmaz. 17 yıl boyunca Şilililere kan kusturan diktatörü desteklediler; kimsenin de gıkı çıkmadı.
Rusya’yı Sovyetler Birliği’nin bir devamı olarak kabul edersek, ki öyledir, Kızıl Ordu, 1979 yılında oradaki Marksist yönetime yardım etmek bahanesiyle Afganistan’a girdi. 10 yıl orada gerillalarla savaştıktan sonra gerisin geri ülkelerine döndüler. Tahminlerinin ötesinde can kaybı verdiler. Afganların kaybı 1.5 milyon olduğu tahmin ediliyor.
Kızıl Ordu’nun Macaristan ve Çekoslovakya maceralarını es geçersek, Rusya Abhazya ve Güney Osetya’yı Gürcistan’dan kopararak onları bağımsız ülkeler olarak tanıdı. Bunlar da KKTC gibi tanınmayı bekliyor. Gerçi bunların en az yarısını harita üzerinde zor bulabileceğiniz Venezuela, Nikaragua, Vanuatu, Nauru gibi ülkeler tanımıştır.
20 Ağustos 1996 günü Rus güçleri, Çeçenistan/Çeçenya’nın başkenti Grozni/Coharkale’yi yerle yeksan ettikten sonra Çeçenler ile bir anlaşma yapıp kentten çekildiler. Grozni, Ukrayna kentlerinin başına gelebilecekler için bir örnek olarak alınabilir.
Daha sonra Kırım’ı işgal edip Rusya’ya bağladı, Ukrayna’nın Donetsk ve Luhansk bölgelerini işgal edip onları bağımsız ülkeler olarak tanıdı. O yetmedi şimdi de Ukrayna’nın tümünü işgal etmekle meşguldür.
Neymiş efendim? Ukrayna’da Neonazi varmış. Elbette vardır ama hangi ülkede yoktur ki? Rusya’da yok mu?
XXXXX
Clinton’un savunma bakanlığını yapan William Perry, 2016 yılında Kırım ve Donbas’la ilgili olarak bir konferansta yaptığı konuşmada şöyle diyordu: “Son yıllarda yapılan eylemler dolayısıyla suçun çoğu Putin’e yüklenebilir. Ancak ilk yıllardaki eylemlerdeki suçların çoğunu Birleşik Devletler’in hak ettiğini söyleyebilirim. Bizi gerçekten yanlış yola yönlendiren ilk hatamız NATO’nun genişletilmesi ve Rusya’ya sınırı olan Doğu Avrupa ülkelerine üyelik statüsü verilmesiydi.
“O günlerde Rusya ile işbirliği yapıyorduk ve onlar da NATO’nun ille de bir düşman olmayabileceği fikrini benimsemeye başlamışlardı. Ancak NATO’nun sınırlarına dayanmış olmasından çok rahatsız olmuşlar ve bize güçlü bir ihtarda bulunmuşlardı.”
Rusların bu hassasiyetinin göz ardı edildiği kesin. Amerika ve Avrupa Birliği’nin hiç umurunda olmadı. Üstelik Ukrayna ve Gürcistan’a NATO üyeliği verileceği söylendi. Bu Putin’in kırmızı çizgisinin aşıldığı noktaydı.
XXXXX
Ben bir yıl süreyle Kiyef’te yaşadım ve bu kentle ilgili çok güzel anılarım var. Taras Şevşenko Üniversitesi’nde bir yıl Rusça eğitimi aldım. Ukraynalıların ne denli güzel insanlar olduğuna tanık oldum. Rusça öğretmenim meraklı olduğumu fark edince dersten sonra birkaç saat kalıp bana Puşkin’in ve Lermandof’un şiirlerini anlamama yardımcı oluyordu.
Şimdi o kentin acımasızca bombalandığını gördükçe içim paralanıyor. İnşallah üniversite binalarını ve içinde konser dinlediğimiz, opera ve bale izlediğimiz opera binasını bombalamazlar.
Putin geçenlerde Batı’yı “yalan imparatorluğu” olarak niteledi. Haklı olabilir ancak kendisi de bize az yalan söylemedi. Kendisi de bakanları da, danışmanları da Ukrayna’ya girilmeyeceğini söyleyip durdular. Ama Olimpiyatların kapanış gününün ertesi, dört bir yandan Ukrayna’ya saldırdı. Söylediğinin aksini yapan kişiye ne denir?
XXXXX
Bir yandan Rusya medyası “Ukraynalılar Rus askerlerini sevinç gösterileriyle karşıladılar” mesajını verirken öte yandan yüzbinlerce anne çocuklarıyla birlikte komşu ülkelere göç ediyorlar. Kadınlar kocalarını, çocuklar babalarını bir daha görüp görmeyeceklerini bilmiyorlar.
Rus ordusundaki zayiat tahmin edilenden çok olduğunu görmüş olmalı ki insanları teselli edip öfkelerini sınırlandırmak için dinlediğim bir konuşmasında millete müjde veriyordu: Bu özel operasyonda can verenlerin evli olanların eşlerine, evli olmayanların ailelerine 7 milyon Ruble (55 bin Dolar dolayında) para verilecek. Operasyonda yaralananlara (herhalde bunu sakatlananlara olarak algılamak gerekir) 5 milyon Ruble, 40 bin Dolar dolayında, bir para verilecek. (Dikkat buyurun savaşta değil, operasyonda. Zaten Duma’dan geçen yasaya göre Ukrayna’daki savaşa “savaş” diyen gazeteci, 15 yıla kadar hapisle yargılanacak. Muhalif medya kuruluşları da birer ikişer kapatılıyor. Ülkede muhalefete gerek yoktur.)
Beri yanda özellikle Polonya ve Macaristan sınırlarında resmi görevliler yanı sıra gönüllü insanların sınırları geçen Ukraynalılara gösterdikleri ilgi, yakınlık ve sevgi insanın gözlerinden yaşlar süzülmesine yol açıyor. Gene de insan düşünmeden edemiyor. Kışın ortasında sınıra dayanan Suriyeli, Iraklı ve Afgan göçmenlere su sıkıp onları sırılsıklam ıslatan ve gecesi de soğuktan donarak ölmelerine neden olan insanlar aynı Polonyalılar değil miydi?
Macaristan’a giren göçmenleri, coplarla kovalayan polislerden kaçan orta yaşlı bir adam kucağındaki çocukla koşarken ayağını çelmeleyerek yere düşmesine neden olan güzel kadın gazeteci, sınırı geçen Ukraynalılara yardım edenler arasında mı?
Bir Ukraynalı kadının anlattığına göre kuyrukta önünde olan iki Afrikalı öğrenci gümrük memurları tarafından kuyruğun en sonuna gönderilmişler. Ukraynalı olmayanları ya hiç geçirmiyorlar ya da saatlerce hatta günlerce sınır kapısında beklettikleri oluyormuş.
Gene de yardım etmeye devam etsinler. Bu insanların yardıma ihtiyaçları var.
XXXXX
Şimdi nasıldır bilmiyorum ama Sovyetler döneminde en popüler gazeteler “Pravda” ile “İzvestiya” idi. 10 milyon dolayında tirajları vardı. Pravda “gerçek”, İzvestiya da “Havadis, Haberler” demektir. Rusların bir deyimi vardı: “Pravda’da gerçek, İzvestiya’da da haber yoktur”.
































