Köşe Yazarları

Suçlamalarla biten ilk hükümet örneği…


Aslına bakarsanız, bunca yılda aniden bozulan, aniden kurulan hükümetlere alışkınız biz.

Hiç birinde de, gerçek gerekçeleri öğrenemedik.

Mesela, 1994’de kurulan DP-CTP hükümeti neden bozuldu, ya da 2000’de Akıncı Başkanlığındaki TKP’li UBP koalisyonu; sonra 2004 CTP-DP, 2013 CTP-DP, 2015 CTP-UBP hükümetleri hangi gerçek nedenlerle bozuldu, dedikodudan ötesini bilmiyoruz.

Tahminlerimiz var hepsi için, gerçek de böyle mi, bilemiyoruz. Hep karanlıkta, hep flu olarak kalıyor, bize söylenen şekline bakıp, unutuyoruz.

İşin aslını öğrenmek daha doğru olurdu ancak, son güne kadar “her şey tamam devam ediyoruz” güvencesi verirken, bir günde istifa etmek, ayrılıktan sonra türlü çeşitli suçlamalar yapmak, çok da etik değil aslında.

Bakın yukarıda son 25 yıldan örnekler verdim.

Hiç birinde, ortaklardan biri çıkıp da böylesi iddialar ortaya atmadı.

Bu bir ilk.

Kötü bir örnek…

Halkın Partisi, hükümetten istifası ile değil, esas istifa sürecinde sergilediği tavır nedeniyle suçlanıyor.

Hükümet içindeyken aralarında halledebilecekleri mevzuları bile kamuoyuna taşıdıkları halde, “devam edeceğiz” de dediler. Bu kendilerine puan kazandırmadı, aksine puan sildi.

Şimdi de savunmaya geçtiler doğal olarak. Yalnız, karşılığı da anında geliyor, yani itirazlar, yalanlamalar. Bir siyasi parti için de hoş olmayan bir durum bu.

Bir kaç  gece önce bir tv kanalında İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, “Yurttaşlık Yasası hazırlamıştık, Ekim ayında sunduk, cevap alamadan hükümet sona erdi. Parti Meclislerinde tartışılıp cevap verilecekti, ancak verilmedi” dedi.

Ertesi akşam Tufan Erhürman, bir başka kanalda iddiayı yanıtladı.  Sadece Yurttaşlık Yasası konusu gündemli bir CTP Grup toplantısı yaptıklarını, oradan hazırlanan tasarıya onay çıktığını, bunun İçişleri Bakanı’na bildirildiğini, “Hemen getirsinler CTP’nin oyu evettir” dediklerini anlattı.
Diğer yandan Filiz Besim, Ekim ayında getirilenin bilgi notu olduğunu, asıl taslağın Bakanlar Kurulu’na  Tufan Erhürman’ın uyarısıyla Nisan’da getirildiğini, Baybars’ın “getirdik ama sonuç alamadık” sözlerinin üzücü olduğunu söylerken, Özdil Nami, bu konuda en çok talebin CTP ve TDP’den geldiği açıklaması yaptı.

İki farklı izah. Ha, karşı çıkan Serdar Denktaş mıydı? Öyle mi okumalıyız? Öyleyse bile, bu suçlamalar, tüm kabineyi töhmet altında bırakacak kadar pervasız.

Yurttaşlık konusu sadece bir örnek. Türkiye’nin maliye yönetiminden memnun olmadığı, komitelerde HP’nin yasalarına öncelik verilmediği, HP’li bakanlıklara para verilmediği gibi daha bir çok iddiaları havada uçuşuyor.

Yine de her ne olursa olsun, kendilerini haklı çıkartma adına, tartışma yaratacak şekilde iddialarda bulunmaları insanı korkutuyor.

Üstelik de bu ekibin yeni hükümette olduğunu düşününce…

 

ESKİ ALIŞKANLIKLAR…

UBP Lefkoşa İlçe Başkanı Sadık Gardiyanoğlu, BRT’de konuşuyor.

Diyor ki, “Bakanlık dağılımında ağırlık Lefkoşa’ya verilmiş olabilir, bürokrat atamaları konusunda başka ilçelere ağırlık verebileceğini ve bu konuda dengenin korunabileceğini düşünüyorum”.

Bir yanda devletin yönetimi ve diğer yanda bir partinin ilçe başkanının düşüncesi…

Bu kadar mı ayağa düştü bu devlet yönetimi?

Liyakat, tecrübe, hiyerarşi yok; bölgecilik, parti içi dengeler var.

Ne denir buna, parti-devlet bütünleşmesi denmez mi?

İlla da böyle yapacaklar diye peşin yargılı olmayacağım.

Çünkü Sayın Tatar’ın “popülizm yapmayacağız” taahhüdü daha çok taze.

Bunlar UBP’nin geçmişten gelen alışkanlıkları deyip, bekleyelim bakalım…

YERİN KULAĞI VAR

“VİCDANIM REDDEDİYOR”:

Kudret Özersay’ın UBP ile koalisyon kurmalarını haklı çıkartmak adına sürekli günah keçisi ilan ettiği  Hüseyin Özgürgün sonunda, “vicdanım Özersay’a güvenoyumu reddediyor” diyerek, UBP-HP hükümetinin kabine güven oylamasına katılmayacağını duyurdu.  En büyük partinin eski bir genel başkanı, partisine kafa tutuyor. Özgürgün’ün ihraç istemiyle disipline verileceği haberleri geliyor. 30 milletvekiline sahip hükümet, yakında nisap sorunu yaşarsa, şaşmayacağım.

 

KİM BU DANIŞMAN:

Ben de anlatılanların yalancısıyım, iddia o ki yeni Turizim Bakanı Ünal Üstel’in bakanlığa gelişiyle birlikte yanında getirdiği bir “danışman”dan söz ediyor herkes. Daha ilk günden bakanlık içerisinde boy göstermeye başlamış. Milletin ağzı torba değil ki, herkes bir şeyler söylüyor. Sizin anlayacağınız ortada garip bir durum var ama, yakında kokusu çıkar…

 

SÜRTÜŞME SÜRECEK:

Cumhurbaşkanı Akıncı ile Başbakan Tatar arasındaki “ayar verme” meselesi ile başlayan sürtüşme süreceğe benzer. Önceki gün bir açılışta karşı karşıya gelen ikili, bu kez de “gençlik” üzerinden laf dalaşı yaptılar. Önümüzdeki Nisan ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar, sanırım daha çok örnekler göreceğiz.

 

SORMAK LAZIM:

Başbakan Ersin Tatar’ın iki devletli çözümle ilgili açıklamalarını kınayan AKEL, “Kıbrıs sorununu üzerinde uzlaşıya varılmış zeminden çıkarmaya çalışanların, AKEL’i karşısında bulacağı” uyarısını da yaptı. İyi de bu arkadaşlara sormak lazım, 2004 referandumunda ayağımıza kadar gelen barışa “Hayır” derken aklınız neredeydi acaba… Ya da müzakereleri rayından çıkaran biz miydik?

 

ELAM’A VERİLEN OYLAR KİMİN:

Güney’de yapılan AP seçimlerinde, Kıbrıs Türkleri için ayrılan sandıklardan faşist ELAM adaylarına 4 oy çıkmasını hepimiz şaşkınlıkla karşıladık. Aydınlatıcı bilgi, Mehmet Ali Talat’dan geldi. Talat, geçmişte silme UBP’li olan Kömürcü köyünde CTP’ye ve TKP’ye birer oy çıkması olayını hatırlattı ve bu oyları verenlerin sandık görevlileri olduğunu söyledi. Rum olan sandık görevlilerinin de doğal olarak görevli oldukları sandıklarda oy kullandığını, ELAM’a çıkan oyların büyük ihtimalle onların oyları olduğunu ifade etti. Gayet mantıklı…

 HERKES GİDER MERSİNE:

Türkiye seçim derdinde, biz ise hükümet kurma derdinde. Biz bunlarla oyalanırken Akdeniz resmen savaş gemileri ile doldu taştı. Akdeniz’de yeni senaryolar uygulamaya kondu bile. Boş işlerle uğraşmaka yerine, yarın çok geç olmadan biraz da etrafımızda olup bitenlere bakabilsek…

ZİRVEDEKİLER

Bülent Kanol: “Yeni hükümet AB içinde iki devlet istermiş…Vallahi desteklerim ama sorarım:
AB içinde iki devlet olunca Kıbrıslı Rumların Kuzeyde mal mülk sahibi olup dolaşım ve iş yapma özgürlüklerini kısıtlayamayacağınızı biliyor musunuz? Bu söylenen haklardan Yunanistan dahil tüm AB ülkelerinin de yararlanma hakları olacağını Ama Türkiye vatandaşlarının bu haklardan yararlanamayacağını biliyor musunuz? AB üyesi bir ülke olan KKTC’nin artık AB üyesi olmayan bir ülke tarafından garanti edilmesi gibi acayip bir durumun olamayacağını biliyor musunuz?”…

DİPTEKİLER

AB İlerleme Raporu: Raporun haksız, adaletsiz bir çok maddesi var.  Ama, Türkiye’nin Güney Kıbrıs’ı tanımaması bahanesini bugünlerde ortaya koymalarının başka anlamları var. Şimdi bu durumda, “AB şemsiyesi altında iki devlet” formülü nasıl ileri götürülecek; kim onay verecek; gerçekliği, olabilirliği nedir çok merak ediyorum.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı