“Suç adası…”

0
Köş, Moreket

Devrim Demir arkadaşımızın dünkü Havadis gazetesinin manşetine taşınan cezaevi haberinden, sanırım hepimiz ibret almalı, oturup düşünmeliyiz… Haber, detayları ile aslında utanmamız gereken bir gerçeği toplumun yüzüne vurmuştur…

172 kişiye göre dizayn edilen hapishanede bugün 31’i kadın olmak üzere toplam 531 mahkum gün sayıyor. Neredeyse hapisanenin kapasitesinin üç katı…

Detaylar ise bundan daha korkunç…Beşi küçük çocuk olmak üzere toplam 26 tecevüzcü… 32 katil… Evet yanlış duymadınız adam öldürme suçundan otuz iki kişi yatıyor… Ve ülkenin son yıllarda artış gösteren uyuşturucu suçundan yatanların sayısı ise, diğer suçlara göre ilk sırada. Tam 91 kişi…

Ve beşyüzü aşkın mahkumu gözetleyen sadece 25 gardiyan…

Neresinde tutarsanız tutun, berbat bir durum… Sonuç değil sadece, sorunun kaynağı da aynı şekilde endişe verici. Sürekli suç üretiliyor bu topraklarda. Mahkum sayısı azalacağına, her yıl katlanarak artıyor. Bu da, ülkede bir güvenlik sorununun olduğunu açık seçik ortaya koyuyor.

Öyle bir hale geldik ki, dileyen herkes, hırsızı da, katili de, tecavüzcüsü de elini kolunu sallayarak bu ülkeye hiç zorlanmadan, araştırılmadan rahatça girebiliyor… Bugünün meselesi değil. On yıldan fazla bir süredir geliyorum diyen tehlikeye göz yumuldu. Önlemenin hiç mi çaresi yoktu..? Vardı, aslında yıllardır yazmaktan, anlatmaktan dilimizde tüy bitti ama, ya anlamadılar, ya da anlamak istemediler…

Bakın, en son örnek… Öneceki akşam geç saatlerde Mağusa’da, adada turist olarak bulunan 37 yaşındaki bir erkek bir aracın içinde ölü olarak bulundu. Havadis Haber Merkezi’nin yaptığı araştırmaya göre söz konusu şahıs, 5 Ocak’ta bir aylık tursit vizesi ile adaya gelmiş. Halihazırda kaçak…  Niye ve hangi maksatla gelmişti, bilinmiyor. İçinde ölü olarak bulunduğu araç kimindi… Bunların cevabını, polis soruşturması sonunda öğrenebileceğiz…

Bıçak kemiğe dayandı. Artık görmezden gelinemez boyutta. İlk çare daha sıkı bir denetim. Bunun için Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Dünyanın neredeyse tüm ülkelerinde bu denetim yapılıyor. Daha açık yazayım, ben şahsen kimlikle giriş kaldırılsın da demiyorum. Kimlik veya bir başka belge ile girsin, siz denetlemesini ve takibini yaptıktan sonra hiç bir sakıncası yok… Yapacağınız çok basit. Adaya her ne gerekçe ile gelirse gelsin öncelikle, “nerede kalacağıyla ilgili bir adres ve geliş amacını” soracaksınız. Ardında da bunun takibini yapacaksınız. Tursit olarak gelmişse, belirtilen sürede çıkış yaptı mı? Ve en önemlisi Türkiye ile online olarak kurulan bir ağ ile, şüphelendiğiniz kişinin temiz olup olmadığını GBT’sine bakarak öğreneceksiniz…

Sakıncalı gördüğünüz kişiyi ya ülkeye almayacak veya sıkı bir takibe alacaksınız…

Ülkeyi sorma gir hanından çıkarmadıktan, denetimleri yapmadıktan sonra yapacağınız yeni hapishanenin de bir yararı olmayacaktır.

Kimse kalkıp da, özellikle Türkiye’den gelenlerle ilgili, “ne yapalım onları denetlemiyoruz, elimiz kolumuz bağlı” gibi bahanelere sığınmasın. Bunlar yıllardır tembellikten söylenen bahaneler…

Sakıncalı veya suça meyilli birisini ülkeye koymadığınız için ne Elçilik, ne de Türkiye size baskı yapmaz…

Şimdi yeni, umut veren ve toplumun desteğini alan bir hükümet var. Ülkenin en büyük eksiği ve suçların oluşmasının başlıca nedeni olan denetim mekanizmasını, her alanda devreye sokacaksınız.

Burada yaşayan insanların huzuru ve güvenliği için, topluma hkarşı bunu yapmak boynunuzun borcu olmalıdır…İnanın, yeni hapishaneler yaparak suçu önleyemezsiniz. Günün sonunda bu güzel ada, suç ve hapisaneler adası olmaktan kurtulamayacaktır…

 


YERİN KULAĞI VAR

PEŞKEŞE DUR DEMEK:

Başbakan İmar Planlarının tümünün en geç bir iki yılda tamamlanacağını söylüyor. Ne kurtarırsak kar… Yalnız, gündemde olan bazı karışık işler de dikkat gerektiriyor. Özellikle de Anıtlar Yüksek Kurulu. Karpaz’ı ve Mağusa’da sit alanlarını imara açma adına başlatılmış işler var. Hatta yasa gereği bir de bilgilendirme toplantısı yapıldı, nokta konmak üzere. Bölgede yaşayanlar topraktan daha fazla rant elde edebilsinler diye, bu uygulamayı destekliyorlar. Bu işlerin içinde, kendini fazlaca güvende hissedenler, Kurullar oluşturulmadan ara dönemde iş yapmaya kalkışanlar var. Bunların süratle üstüne gitmekte fayda var…

 

İZİNLİLERE DE SÜRE VERİLSE:

Girne Çatalköy İmar Planı çıktı çıkmasına da, halihazırda yüzlerce çok katlı apartman, yurt ve otel için alınmış izinler olduğu biliniyor. Bunlar ne olacak? İmar Planı çıksa da, geride kurtarılacak Girne kalmayacak ki… Keşke bunların da tamamlanması için bir tarih sınırı getirilse, belirtilen tarihe kadar yapılmayanların izinleri iptal edilse. Geçmişte benzer uygulamalar yapıldı. Zaten  “kazanılan hak” denilen şey de, bir Bakanlar Kurulu kararıyla çıkarılan bir Emirname değil mi…

 

DOĞRU YOLDASIN:

Bazı sivri zekalılar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler’i, görevlerinin başında gelen denetimleri yaptığı için “show yapmakla” suçluyorlarmış. Belli ki birilerinin damarına basmış, rahatsız olmuşlar. Aslında ben de onların rahatsızlıklarından dolayı mutlu oluyorum. Şunu da unutmasınlar, bu gençler bildiklerinizden değil, ne tehditle, ne rüşvetle yollarından döndüremeyeceksiniz.

 

HOPPALA:

Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı, önümüzdeki yerel seçimlerde koalisyon ortağı dört partinin “işbirliği” yapabilme olasılığından söz etti. Benim aklım bu formüle pek yatmasa da, geçmişte UBP’ye karşı diğer partilerin DMP adı altında güçbirliğine giderek, seçimlere girdikleri örneğini hatırlatmakta fayda var sanırım. O seçimlerde sonuç pek de istendiği gibi olmasa da, derelerin altından çok sular aktı. Artık o müdahaleli günlerde değiliz…

 

SÜRPRİZ OLABİLİR Mİ:

Yerel seçimlerin yaklaştığı bu günlerde aday adayları da yavaştan yavaştan kendilerini hissettirmeye başladılar. Birçok belediyenin borç batağında olduğu bırakın yatırımları maaş ödemekte bile zorlandıkları bir dönemde en rahat ve sıkıntısız görünen Girne Belediyesi için aday olmak isteyen çok. UBP yönetimi Haziran seçimlerinde mevcut Başkan Nidai Güngördü ile yola devam etme kararı aldıysa da yine UBP içerisinden bazı önemli isimlerin adaylık için nabız yokladığı haberleri geliyor. Hatta bölge muhtarlarının, bir isimle ilgili partiye adaylık baskısı yaptığı da iddialar arasında.  Bu baskılar partinin kararını etkler mi bilemeyiz ama Girne’de adaylık için büyük bir çekişme yaşanacağı kesin gibi…

 

MAKSAT HEYECAN OLSUN:

New York Üniversitesi profesörlerinden ve Star gazetesine yazılar yazan Selim Atalay, Güney Kıbrıs’ın doğal gaz denklemi içindeki yerini tek bir cümleyle özetlemiş: “Gaz üzerinden hava yapmak isteyen Rum-Yunan ikilisinin İsrail ile anlaşıp İtalya üzerinden Avrupa’ya ulaşma çabaları, ayrı bir hikaye. İsrail’in açığından başlayacak, Kıbrıs’ın güneyinden Girit’e, oradan İtalya’ya boru hattı konuşuyorlar.

Ne mesafe, ne deniz derinliği, ne maliyet, ne de talep böyle bir hattı mümkün görüyor ama maksat heyecan olsun”.   Fakat şuna da dikkat çekiyor Atalay; “Doğu Akdeniz’de telaşla bir fiili durum yaratma çabası var. Fiili durum, zamanla ve aşınmayla hukuki oluyor. O yüzden ‘gaz benim’ diyen, mülk sahibi olmaya da ilk adımı atıyor”….

 


ZİRVEDEKİLER

Lavinium Sakinlerine Müjde: Temel Bulut’un arkasında bıraktığı yüzlerce mağdur, bir yandan da devlet tarafından eziyete uğradılar. Evlerine ulaşabilmek için, inşaatı yapan ilk firmanın kendi imkanıyla açtığı tek şeritlik bir yoldan, tarlaların içinden geçmek zorundalar. Lefkoşa-Girne yolunda tek bir binaya giriş izni veren devlet, müteahhit firmanın “izin verin, bir alt geçit yapalım” önerisini de geri çevirmişti. Şimdi Lavinium sakinleri yeni Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan’dan “düzenleme yapılacak” müjdesini aldılar. Güvenli bir çıkış yapıldıktan sonra, neden olmasın…

 

 


DİPTEKİLER

Kaçak Üstüne Kurulu Bir Memleket: Vergi kaçak, inşaat kaçak, insan kaçak, öğrenci kaçak… Devlet niye var..? Hukuk düzenini sağlamak için. Ama hiç bir alanda bu görevini tam olarak yapamıyor. Onun için de ekonomisi batakta, maliyesi tamtakır, sosyal güvenlik kurumları borçta, asayiş yerle bir, cezaevi ağzına kadar dolu, sokaklarda organize çeteler cirit atıyor. Bu kadar basit…