Köşe Yazarları

Statükonun tadına varmak…


Geçmişte yeri göğü inleten söylemleriyle takdir kazanan, Toparlanıyoruz Hareketi’nden, partileşmeye kadar başta kamuda adalet olmak üzere, tüm çarpıklıkları eleştirerek gelen Halkın Partisi’nin düzene giderek ayak uydurduğu herkesçe gözlemlenen bir gerçek…

Ne kadar aksini iddia etmeye devam etseler de, icraatları, o güzel söylemleriyle uyuşmuyor.

Bizzat kendisinin de, geçmişte bir çok kez, yandaş istihdamlarına karşı çıkan söylemleri bulunan HP Parti Meclisi üyesi Gizem Çeliker’in, münhalsiz-sınavsız bir şekilde Avrupa Birliği Koordinasyon Merkezi’ne sözleşmeli personel olarak alınması, HP’nin çelişkilerine en son ve bariz örnek…

Çok yazıldı, çizildi, eleştirildi, ancak kamunun şu andaki hantallığının, yıpranmışlığının, çalışamaz hale gelmesinin başlıca nedeni olan adaletsiz yandaş istihdamlarına bir kez daha, derinliğine bakmak lazım ki; HP, çelişkisini bize yutturacak kanıtı bulamasın.

Anayasa’nın Kamu Görevine Girme Hakkı Maddesi; 72: (1) Her yurttaş, kamu görevlerine girme hakkına sahiptir. (2) Hizmete alınmada, ödevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.

Eşitlikle ilgili  Madde 8: (1) Herkes, hiçbir ayırım gözetilmeksizin, Anayasa ve yasa önünde eşittir, Hiçbir kişi, aile, zümre veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz. (2) Devlet organları ve yönetim makamları, bütün işlemlerinde yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek ve ayrıcalık yapmamak zorundadırlar.

Anayasa, bu maddeleriyle ilgili olarak, bugüne kadar her iktidar döneminde çiğnenmiştir.

Bu ülkede artık adaletten söz edemiyorsak, insanlar o nedenle kurtuluşu yancı olmakta görüyorsa, partiler de bundan hareketle popülizmi, partizanlığı sürdürüyorsa, Anayasa’nın vahşice çiğnenmesindendir…

Şimdi yasalarda açıkça münhal olup olmadığı tartışılmaya çalışılıyor. Yasalarda yazılı olmayabilir. Ancak anayasanın eşitlik ilkesine göre her yurttaş, yasalar önünde eşittir ve eşit muamele görme hakkına sahiptir. Diğer yandan her yurttaşın kamu görevine girme hakkı var ve görevin gerektirdiği niteliklerden başka nitelik aranmaz. Münhal açmamak, bir sözleşmeli kadrosunu sırf partili diye birine hediye etmek, bu anayasal ilkelerle bağdaşmaz.

Kaldı ki bu konuda daha önce verilmiş mahkeme kararlarında da, sözleşmeli personel alımı için de münhal gerektiği vurgulanmıştır…

Madem münhal gerekmiyordu Dışişleri Bakanlığı Haziran ayında sözleşmeli hukukçu kadrosu için niye münhal açmıştı? Ama HP bunu hep yapıyor. Geçen gün Mustafa Besim de açıkladı. Kalkınma Bankası’nda ‘münhal açtık’ dedikleri, kadrolu personel içindi. Oysa aynı kuruma hem de bu yıl içinde  münhalsiz sözleşmeli istihdamı yapıldı.

Diğer yandan, anayasayı ihlal ettikleri kurum, yasaların ve uygulamaların AB’ye uyumlaştırılması amacıyla kurulan bir birim. AB’nin  en önemli ilkelerinden biri de kamuda şeffaflıktır. Hani şeffaflık? Böyle bir birime münhal açmadan, hükmü karakuşi bir şekilde partili istihdam etmek bu oluşumun amaçlarına ters değil mi? Bu ülkede bu birimde çalışabilecek daha nitelikli insanlar yok mu? Niye onlara haber vermeden, onların yarışmasına izin vermeden arka kapıdan personel alımı yapılıyor? İşte ne yazık ki, AB’yi bile sakız ettik, kendimize benzettik. Adı AB ama, AB prensiplerine aykırı işler yapılan bir ofis…

Ve maalesef bu birime alınan çoğu sözleşmeli personel, geçmişte de bugün de, siyasilerin partizanca yaptığı atamalardır. Birim, tam bir arpalık haline getirilmiştir…

Büyük ideallerin partisi HP’nin, bu çarpık uygulamayı ortadan kaldıracak yasaları çıkartması beklenirken, şu anda aynı yanlışı kendi partilileri için zevkle sürdürmektedir.

Bakanlar Kurulu kararıyla partili yandaşlar, partiye yaptıkları çalışmalar dolayısıyla sözleşmeli personel kadrolarıyla ödüllendiriliyorlar. Hem UBP’de hem de HP’de…

Bu şekilde yandaşlara kadro peşkeşi çekilmesi, Serdar Denktaş’ın oğluna yaptığı iddia edilen kıyaktan daha mı etiktir?

 

YERİN KULAĞI VAR

OLABİLİR Mİ?:

Kesinlikle söyleyebilirim ki, cumhurbaşkanlığı seçimleri oldukça ilginç tartışmalara neden olacak. Örneğin son yaşananlar zamanlama açısından bir rastlantı olabilir mi? Önce Başbakan Tatar’la ilgili “İngiltere’ye giderse tutuklanabilir” iddiaları ortaya atıldı. Şimdi de Serdar Denktaş’ın Maliye Bakanlığı döneminde oğluna kiraladığı araziler gündeme geldi. Her iki ismin de cumhurbaşkan adaylığında geçiyor olması sizce de biraz tuhaf değil mi? Bu son olaylar, birilerinin bir taşla iki kuş vurup, kendi önünü açma gayreti içinde, bilinçli olarak yapılan bir algı operasyonu gibi geldi bana…

 

NİYETLERİ ÜZÜM YEMEK DEĞİL:

Cumhurbaşkanı Akıncı’dan, federasyon talebinden vazgeçip iki ayrı devlet, o da olmazsa KKTC’nin tanıtılmasını isteyenlerin sesi çok çıkıyor. Ancak bu taleplerinin Türkiye’nin mutabakatı   olmadan  yapılamayacağını onlar da biliyor. O zaman bu taleplerini Sami Özuslu’nun dediği gibi gidip Erdoğan’dan istesinler, hatta Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda KKTC’nin tanınması için bir konuşma yapmasını rica etsinler. Aslında bunun olmayacağını onlar da biliyorlar ama, maksat üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Yarın Türkiye tek çarenin federal bir çözüm olduğunu savunsa, inanın en önce onlar alkışlayacak…

 

DOĞAL GAZIN MASADA NE İŞİ VAR?:

Anlaşılıyor ki, yeni müzakerede doğal konusu da masaya taşınacak. Tuhaf. BM parametrelerinin dışındaki bir konuyu öne çıkarmak, Anastasiadis’e yan çizme fırsatı vermez mi? Ezberini okuyup Türkiye’yi suçlayacak, konunun özünü saptıracak. Zaten siyasi eşitlik sağlandığı anda, çözülecek bir konu değil mi bu? Belki geçmişte siyasi eşitliği reddederken verdiği “Kıbrıs Türkleri doğal gaz konusunda karar mekanizmasına giremez” iddiası gündeme getirilmeli, o kadar…

GÖRELİM BAKALIM:

Çok tartışılan çalışma affı sonunda yürürlüğe girdi. Aftan faydalanmak isteyenler 16 Şubat 2020 tarihine kadar müracaat edebilecek. Benim merak ettiğim, tahminen 9-10 bin civarında olduğu iddia edilen kaçak ve kayıt dışı işçilerin kaçta kaçının kayıt altına alınacağıdır. Çünkü bugüne kadar defalarca çıkarılan çalışma affının pek işe yaramadığını aksine, kayıt dışılığı özendirdiğini biliyoruz… Umarım bu defa sonuçları da açıklarlar.

 YİNE ORGANİZE İŞLER:

Yenidüzen’den Devrim Demir’in Polis müfettişi Evren Er’le yaptığı önemli bir röportaj vardı dün.  Kumar, sanal bet, bilişim suçları, yasasızlık, yetkisizlik konularıydı. Evren Er’in söyledikleri arasında “Sanal bahis organize bir suçtur. Bir lider var, altında çalışanlar var. Bu örgütlenmeye girer” ifadesi var. Kumar, fuhuş, insan ticareti, kara para, uyuşturucu hepsi organize ve hepsi de KKTC’de bol miktarda. Müfettiş söylemiyor ama, bizim polisimizde, eğitimli ekibe sahip bir organize işler birimi hala yok.  Onun için de bireysel suç işleyeni yakalamakta başarılı olan polis, bağlantılarını bir türlü ortaya çıkartamıyor…

 EĞİTİM BU SİSTEMLE İYİLEŞMEZ: Eğitime bütçeden aslan payı ayrılmış da, bunun kaçta kaçı yeni yatırımlar için acaba? Evet bütçesi büyük, ama neredeyse yarısı personel gideri. Okulların eksikleri bile tamamlanamıyor. Nerede kaldı ki, iyileştirilsin, okul sayısı artsın. Tuvalet kağıdını velilerden isteyen, eğitim kalitesi yerlerde sürünen bir sistem ve onun bütçesi. Hepsi ama hepsi plansızlığın sonucu. Personeliyle, fiziki varlıklarıyla adam gibi bir planlama yapılabilse, belki bu bütçe bile yeter.

ZİRVEDEKİLER

Av. Serkan Mesutoğlu: “Halkın Partisi’nin bir üyesi olarak, ortağı olduğumuz hükümetin münhal ilanı olmadan yaptığı sözleşmeli personel istihdamlarını değil, hükümete gelen partilere sözleşmeli personel veya geçici işçi istihdamı konusunda keyfilik sağlayan yasanın değiştirilmesi için partimin Meclis’e sunduğu önerinin tartışılmasını dilerdim. Ne yazık ki, böyle bir öneri gündeme getirilmiş değildir. ‘Yeni siyaset anlayışı’ diye vatandaşa vaad ettiğimiz yol böyle bir adımı gerektirmektedir.

Aksi, hiç bir değişiklik çabası içerisine girmeden, siyasetimizde hüküm süren ve zamanında eleştirdiğimiz uygulamaların devamına ortak olmaktır. Sıradanlıktır…”.

DİPTEKİLER

Rum Siyasiler Kınamaktan Korktular: Biz burada Anastasiadis’ten açıklama, özür, cezai soruşturma falan beklerken, bayrak yakma olayına en düşük düzeyde bir açıklama yaptırıldı. Rum Polis Genel Müdürü “ciddi bir olay” nitelemesi yaptı ve araştırılması talimatı verdiğini söyledi. Yani sadece polisiye bir vaka gibi. Olayın siyasi boyutu bizim için ne kadar önemliyse, onlar için de öyle anlaşılan. Kınamaktan korktuklarına göre…

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı