Köşe Yazarları

Sosyal Medyanın Gücü!


Bir SİT alanı içerisindeki eser, Vakıflar İdaresinden kiralanıyor ve etrafı tellenerek sahil şeridine de beton dökülerek adeta içine ediliyor.

Duyarlı bir vatandaş olan Öcal Dallı bu durumu resimliyor ve sosyal medya hesabından kamuoyuna bu çirkin, kötü, haksız durumu duyuruyor. Ortalık kalkıp oturuyor. Birçok kişi, İçişleri Bakanı da dahil, paylaşıma yorum yapıyor. Tepki gösteriyor.

Sonuçta, kiralayan şahıs teminat şartlarını yerine getiremediğinden dolayı tutuklanıyor.

Buraya kadar etki-tepki prensibi işlevini yerine getiriyor ve kamuoyunun vicdanı da rahatlatılmış oluyor.

Ama akıllara takılan başka sorular var. Bir vatandaşa uygulanan, büyük sermayedarlara da uygulanacak mı?

Denizi dolduranlar, kaçak kat çıkanlar, tepkiler, eylemler, sözler, kavgalar hatırlardadır.

Bu olayların nasıl sonlandırıldığını hatırlayan pek yok gibidir. Hafızamı zorluyorum da yasal prosedüre uygun hale getirilen, yasa dışılığı kaldıran bir uygulamanın hayata geçtiğini hatırlamıyorum.

Haliyle, akıllara “dişiniz küçüklere mi keser?” diye bir soru düşüyor.

“Biri yer biri bakar, kıyamet bundan kopar” misali, birini tutup diğerini salmak, kelimenin tam anlamıyla ayrımcılığa girmektedir.

 “Onlar, beslem kaynaklarıdır, onlara dokunamazlar” söylemini çürütmek, boynunuzun borcu olmalıdır. Takdir toplayan bu icraat, tüm yasa dışı yapılara uygulanmalıdır. Yaşadığımız bu çevreyi, gittikçe sınırlanan ortak yaşam alanlarını “çiftliği” gibi kullanma sevdasında olanların bu davranışları “kursaklarında” bırakılmalı ve caydırıcı cezalar ile tekrarı önlenmelidir.

“Yatırım yapmayalım mı? Göç mü edelim?” gibi ağlaşmalara asla kanılmamalı, ülkenin “mandıraya” dönüşmesine izin verilmemelidir.

Kritik günlerden geçmekteyiz. Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, yıkılıp yerle bir olan imajlarına bir nebze artı katmaya çalışan siyasiler çok dikkatli olmalıdırlar.

“Maraş Vakıf malıdır!” diye sloganlar atılan bu zamanlarda, Vakıflar İdaresinin, kendi kiraladığı, sözleşme yaptığı malına bile sahip çıkamaması, utanç kaynağı olarak, “ezber bozan(!)” makyaj çalışmalarınızı da sekteye uğratacaktır.

Yasalar, tüzükler, yönetmelikler uyulsunlar diye vardır. Yanlış, beğenilmeyen, eskimiş, ihtiyacı karşılamayanlarını elimizin tersi ile itip, görmemezlikten gelemeyiz. Kaos olur. İçinden çıkılamaz bir durumla karşılaşırız. Kimsenin kimseye ve özellikle yönetenlere güveni kalmaz ve yalan-dolan, dolandırıcılıklar baş gösterir.

Sonra, köşe başlarını tutmuş olan “böyyük ve ünlü, anlı şanlı” gazeddacılar, bunları nasıl savunup da aklayacaklarını şaşırırlar. Binbir dereden su getirirler. Zor durumlara düşerler. “Üç kuruş için bu durumlara düşülür mü?” sorularına muhatap kalırlar.

Yapılacak olan bellidir. Yasalar, uyulmayacak derecede geçerliliğini kaybetmişse, kamuoyu baskısı ile değiştirilir. Yerine yenileri yapılır. Gözetilmesi gereken husus ise şüphesiz “halk yararı” olur.

Umudunuzu yitirmeyin! “Elimden ne gelir ki?” diye düşünmeyin.

Sessiz kalmayın!

Sesinizi duyurmak için artık elinizin altında araç çok!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı