Köşe Yazarları

SORUMSUZLUK


“Sorumluluk” yüksek anlam yüklediğim bir kavramdır. Gerek bireysel gerekse toplumsal olarak üzerine düşen görevleri veya üzerine aldığı görevleri yerine getirebilen, gerektiğinde hesabını verebilen,  sözüne güvenilen, başkalarının haklarına saygı gösterebilen vd. kişi sorumluluk duygusuna yeterince sahip demektir.

40 yılda yaşadığım “sorumsuzluklar”dan en azından küçük bir demetini sizlerle paylaşmak istedim. Derdim kendimi anlatmak değil. Yani bu metin ben merkezli bir yazı değildir. Sadece kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak toplumsal bir  zaafiyete dikkatinizi çekmek istedim.

Rahmetlik annem, tahammül sınırları aşıldığında “Karaciğerim beyaz oldu” derdi. Ben de ayni duyguları yaşıyorum.

SORUMSUZLAR      

Yıllar önce, çalıştığım dairenin bir konusu için ilgili bakanın verdiği randevuya gittim. Randevu vaktini 15 dk. geçince ayrıldım. Yolda giderken bakan aradı nerdesin Remzi dedi. Kusura bakmayın sayın bakan ama sizi yeterince bekledim, dedim. Bir gün sonrası için tekrar randevu verdi.

Tiyatroya vaktinden sonra giremezsin Türkiye’de. Üniversite’de öğrencilik yıllarında birçok tiyatro oyununu yalnız izlemek zorunda kaldım. Geç gelen arkadaşlar tiyatrodan çıkınca oyunu benden dinlediler.

Sevdiğim bir arkadaşım eşiyle bizde yemeğe davetli. Saat 19.00’da gelecekleri konusunda anlaştık. Benim de bu konuda hassas olduğumu çok iyi biliyorlar. Fırındaki yemek ve sıcak mezeler hep saat 19.00’a göre ayarlandı. Arkadaşlar saat 20.45 da geldiler. Kapıyı açtım ve gayet ciddi bir şekilde “yatıya mı geldiniz” dedim. Arkadaşımın sevgili eşinin yüzünün aldığı şekli hiç unutamam. Kapıyı açtığımda hayırdır birşey mi oldu demeye hiç gerek duymadım. Çünkü bu sürekli yapılan bir davranıştı.

Evin ihtiyacı için bir esnafla anlaşmıştım. Ürünü bir ayda teslim edebileceğini söyledi. 3 ayda teslim edince eleştirdim kendisini. Mazaretini ciddi şekilde anlattı ve haklı olduğunu düşünüyordu. Bu davranış biçimi bana hiç yabancı değildi.  Beyhude  konuşmanın anlamsız olduğunu anladım.

Yemeklerde, toplantılarda, aile ziyaretlerinde ve birileri ile iş yaparken hep ayni sorunu yaşadım. Genellikle insanlar geç kalıyorlar. Ama ben bir türlü hoş görülü olmayı öğrenemedim.

Şimdi bir işi yaptıracağımda işi yapacak olandan bir tarih istiyorum, ödemeyi yapacağımı, bir kısmını ise işi bittiği tarihte takdim edeceğimi, ancak o tarihte bitirmezsede geri kalan kısmını ödemeyeceğimi söylüyorum.

Arkadaşlarla dışarda grup yemeklerinde, anlaştığımız saatte gelmeyenler olsa bile bir kaç dk. sonra içki siparişlerini veririm.

Sorun sadece geç kalmakla ilgili değildir. Sorumsuzluk ve ona bağlı olan vurdumduymazlık ve rahatlığı anlatmak için bu yönüyle konuya girdim.

 

 

 

SORUMSUZ  SORUMLULAR

Geçtiğimiz ay bir sivil toplum örgütünün bir yöneticisi ile facebook aracılığı ile iletişim kurmaya çalıştım. Amacım hedeflerini beğendiğim bu örgütü sayfamda tanıtmak ve katkı koymaktı. Bana ancak üç gün sonra yanıt verdi ve tanıtım talebime de yanıt vermedi.  Bir sivil toplum örgütü  yöneticisinin sosyal sorumluluk kavramına uygun davranması gerekmiyor muydu?         

Bu ve benzeri davranışlar toplum tarafından kanıksanmış olduğunu üzülerek belirtmek isterim.

Devlet kaynaklarını kullanırken gösterdiğimiz sorumsuzluk (yolsuzluk konusunu ayırıyorum) hikayeleri ayrı bir kitap olur. Kendine yeten bir ekonomiye sahip olmayan bu ülkede, RHA sayısına veya makam aracı sayısına baktığımız zaman sorumsuzluğun sadece bireysel değil toplumsal da olduğunu görebiliriz. Odasının ışığını veya sobasını söndürmeden çıkanlar, devletin malını hoyratça kullananlar vd.

Yaklaşık 6 ay önce KKTC Ecza Depo’sunda son 10 yılda milyonlarca TL’ye denk gelen son kullanma tarihi geçmiş 90 kamyon ilaç bulundu şeklinde bir haber yayınlandı. Sorumsuzlar zincir oluşturmuşlar. Hesapsız alınan, tüketimine özen gösterilmeyen ve imha prosedürlerini zamanında yapmayan sorumsuzların haline bakın.

 

Trafikte başka araçların önüne geçmek için her türlü rezilliği yapanların sayısı da her geçen gün artmaktadır. Bu nasıl bir rahatlık bu nasıl bir saygısızlıktır.

 

Aziz Nesin sağ olsaydı, üzerimizden ne güzel öyküler, masallar yazardı.

 

STATÜKONUN TEMEL DİREKLERİ

Bu kadar hikayeyi sizinle sorumsuzluğun yaygın olduğunu anlatmak için paylaştım.

Sorumsuz insanlar sosyolojik olarak da ekonomik olarak da topluma ciddi bedellere mal olurlar. İhracatımızda kullanılan Mersin 10 Turkey yerine KKTC mühürünü tercih eden siyasi sorumsuzların topluma ekonomik olarak önemli zararlar verdiklerini hatırlarsınız.

 

Aziz Nesin “Bizde bu boşvermişlik, bu aldırmazlık, bu sorumsuzluk varken biz naaah kalkınırız!” demişti.

Ama bu konuda öneri yapmak da oldukça zor.

Çocuklarınıza özel ders aldıracağınıza insanlara saygılı ve sorumlu insan nasıl olunur onun dersini aldırmalısınız. Tabi bu dersin alınmasının gerekli olduğuna önce sizin inanmanız gerekir.  Sorumluluk, sosyal sorumluluk, dayanışma, insana saygı, empati vd. gibi belli başlı değerlerin eğitim sistemine konması halinde, yıllar içinde o değerlerin toplum tarafından kabullenilmesi ile hem bireysel hem de toplumsal sorumluluk ancak gelecek nesillere kazandırılabilir. Yani üniversite okumakla da olmuyor.

Yani Kıbrıslının dediği gibi “okundurdum yazındırdım bala gudalla bala gudalla”.

Kıbrıslı Türklerin varlığı ve istikbali hilafına siyasiler tarafından alınan her karar da ciddi bir sorumsuzlukluk örneğidir. Örneğin KTHY’nın batıranlar sorumsuzluğun  en acı örneğini verdiler ve sonuçları halen daha sürmektedir.

Bu ülke için bir senaryosu olanlar, bizi istedikleri istikamete en başta bu sorumsuzların ensesine basarak götürüyorlar.

Üçüncü Toplum Forumu Etkinlikleri Başladı

 

Üçüncü Toplum Forumu Derneği’nin 21 Şubat’da Dome Hotel’de “İki Kutuplu Milliyetçilik ve Üçüncü Toplum Forumu Söyleşisi” gerçekleşti. Yoğun katılımın olduğu söyleşide kurucu üye Niyazi Kızılyürek 1.bölümde milliyetçiliğin kurduğu ulus devletin geçmişinden günümüze seyrini anlattı. Hiç bir ulus devletin şiddet olmadan kurulmadığını izahından sonra Kıbrıs’ta iki kutuplu milliyetçilik konusunu irdeledi. Geçmişte Kıbrıslı Türkler olarak Helen milliyetçiliğinin ayrı bir devlet kurmak yerine akraba devletle yani enosis yani Yunanistan’la birleşme hedefi ile karşı karşıya kaldığını anlattı. Bizde de Kıbrıs Türktür gibi milliyetçi söylemlerin olduğunu söyledi.

Soru cevap şekinde gerçekleşen 2. bölümde, bugün Kıbrıs’ta kalıcı bölünmenin eşiğine geldiğimizi ve yeni bir biz grubu olarak mücadele etmenin elzem olduğunu ifade etti.

 

Not: Üçüncü Toplum Forumu web sayfasından söyleşinin tamamını izleyebilirsiniz.

TAVSİYE ETTİĞİM FİLM

EVE DÖNÜŞ (BEN IS BACK)

26 Nisan 2019 / 1s 42dk / Dram

Yönetmen Peter Hedges

Oyuncular: Julia RobertsLucas HedgesCourtney B. Vance

Ülke Amerikalı

 

Ben Burns 19 yaşındadır ve madde bağımlısıdır. Bir süredir rehabilitasyonda tedavi gören Ben, Noel arifesinde, ailesinin evine geri döner. Ama bağımlı olmanın yarattığı tahribat sadece madde ile ilgili değildir. Bir de onun arka planı vardır. Görülmeye değer bir film olduğunu düşünüyorum. Julia Roberts’in de olması ayrı bir değer.

 



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı