Adam kararlı.
Ne pahasına olursa olsun, vazgeçmeyecek.
Dün de yazdım, yazmaya da devam edeceğim.
Ta ki Kıbrıs Türk tarafı, Rum Yönetimi’ne pabucun pahalı olduğunu gösterebilsin.
Ta ki, rahatlığını bozabilsin.
Ta ki bu voyvodalığın bir bedeli olduğunu hissetsin…
Cumartesi Lokmacı’da yapılan eylemde Rum polisi ve askerinin biber gazı ve copla bir linç girişiminde bulunması bir ilktir. Bunca yıldır zeytin dallarıyla dolaşırlardı dünyayı. Dillerinde sözde bir barış vardı. Çok da inandırıcı değildi ama politikaları buydu.
Bu defa niyet kötü. Cumartesi günü olan şudur; Anastasiadis kendi halkının Kıbrıs Türkleriyle birlikte hareket etmesinden, yaptığı yanlışların iki tarafça, birlikte protesto edilmesinden korkmuş, şiddete başvurmuştur. O nedenle, ölü gözünden yaş beklemenin anlamı yoktur. Anastasiadis’ten dilenecek bir şey de yoktur.
Çoktan yapılması gerekenler, daha da gecikmeden yapılmalıdır.
Akdeniz’de gerginlikler yaratarak, halkların haklarını çiğneyerek, onları yok sayarak, bölgenin kaynaklarına konmaya çalışanlara karşıdır bu direniş. Kıbrıs Türkü de en az Suriye halkı kadar bu durumun kurbanıdır.
Gerekirse Cumhurbaşkanı da içinde olmak üzere heyetler AB’nin kendi merkezinde kapılarını çalmalıdır.
Gerekirse eylemler Brüksel’de yapılmalıdır, geçmişte olduğu gibi.
AB’nin kendi Tüzüğünü çiğnendiği en açık şekilde deşifre edilmelidir. Sonuçta umurları değilse, biz de bilelim. En azından Komisyon bir açıklama yapsın.
Dünyanın çivisi çıktı gerçekten. Ne hak kaldı, ne hukuk. İşte Yeşil Hat Tüzüğü, bir hukuk. Ama göz göre göre çiğneniyor ve o hukukun parçası olan AB’den tık yok. O da çiğnenmesine göz yumuyor.
Neredeyse yetmiş yıllık hayatımda, uluslararası hukukun bu derece ayaklar altına alındığını hiç görmemiştim. Savaş ilanları bile, bir şekilde kulpuna uydurulurdu. Şimdi öyle bir şey yok.
Sınır kapısında sadece barış isteyen, karşılıklı temasların kesilmesine tepki gösteren sivil insanların, gazetecilerin üstüne gaz sıkma, cop kaldırma cüretinde bulunan Anastasiadis’in, kendiliğinden başka türlü düşünmesini ve başka türlü davranmasını beklemek abestir. Bu cüretin nerelere varabileceğini düşünemiyorum. Baksanıza, Yunanistan gibi, AB’den Frontex sınır güvenliği ekibinde talebinde bulunuyorlar. Dahası, DİSİ’nin yayın organı Alithia, Milli Muhafız Ordusu’nun varlığını güçlendirip, ateşkes hattını bir çeşit keskin sınır haline getirmek gerektiğini savunuyor. Keskin sınır, adada kalıcı iki ayrı devlet demek, federasyon, anlaşma, uzlaşma kapılarının tamamen kapanması demek. Bundan önceki politikalarına tamamen ters.
Bir tek yolu var, iki taraftan insanların seslerini daha çok duyurmaları… Protestoları, dünyanın gözüne sokmak…
Ortadoğu halklarının başına gelenlerin, bölünmelerinin sonucu olduğunu aklımızdan çıkartmamalıyız.
Yapılacak en yanlış şey, sınır eylemleri sırasında trollerin yaptığı yorumlardaki gibi geri çekilmek, sessiz kalmak, içimize kapanmak olacaktır. Anastasiadis’in de istediği bu…
Varsın bir kesim “oh, oh ayrılık geliyor” diye ellerini ovuştursun. Onların dışındaki herkes güçlerini birleştirmelidir. Cumhurbaşkanı, muhalefet liderleri, adanın geleceğini barışta gören herkes.
Vazgeçmek ayrılıkçılara ve daha birçok felakete karşı yenilgidir. Hem bizim için, hem karşı taraf için. Halk olarak ne istediğimizi yüksek sesle söylemeye devam etmeliyiz.
Rum liderliğinin kendi yolunda rahat rahat ilerlemesine izin verilmemelidir.
YERİN KULAĞI VAR
YÜZLER BİNLER OLMALI:
Adamlar bizi istemiyor belli. Kapıların açılmasına destek verenlerin çok daha fazlası bütün kapıların kapanmasından yana. Zaten Anastasiadis’e destek vermelerinin nedeni de bu. Ama her şeye rağmen, copa, biber gazına rağmen zorlamak lazım. Bugün yüzler, yarın binler olursa bu kavga kazanılır ve tüm barikatlar ortadan kalkar…
ORADA İŞİN NE?:
Lokmacı kapısındaki eylem katılan Enerji ve Ekonomi Bakanı Taçoy, eylemciler tarafından protesto edildi. Bu hoş olmadı, keşke olmasaydı ama, sen eğer sürekli, “federasyon öldü, artık iki devletli çözüm istemeliyiz” diyorsan, o zaman bu eylemde işin neydi diye sorarlar adama…
KIŞKIRTICI POLİTİKALAR:
Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Birleşmiş Milletlere Rum yönetiminin sınır kapılarını tek taraflı kapatmasıyla ilgili uygulamasının iki toplum arasındaki ilişkiyi zedeleyeceği uyarısı yaptı. Peki ya tek taraflı, hem de kendi cumhurbaşkanına bile bilgi vermeden Maraş’ı açma adımı karşı tarafı kışkırtmamış mıdır?
AB FONLARIYLA TEKNE ALMIŞLAR:
Sözde virüsten korunmak adına, insanları copla dövdüren, biber gazıyla yaralayan Anastasiadis’in bir sahtekarlığı daha. AB’den mülteciler için aldıkları paraları kamu kaynaklarına ve yandaş medyaya aktarmışlar. Haravgi gazetesi, bu ödeneklerden 1,3 milyon Euro’nun Sigma televizyonunda bir yemek programına sponsorluk için verildiğini hatta tekneler alındığını yazdı…
TATAR BİLDİĞİNİZ GİBİ:
Başbakan ve UBP’nin cumhurbaşkanı adayı Tatar, muhtarlarla buluşmasında federal çözümün mümkün olmadığını söyleyerek iki devletli çözümü savundu. Tatar, KKTC Devletinin değerinin arttığını söylemenin son derece yerinde olduğunu, Kıbrıs Türk halkına refah içinde yaşayabileceği bir gelecek bırakabilmek için birlikte çalışılması gerektiğini söyledi. Keşke değerimizin arttığı iddiasının altını doldurabilse. Halbuki tam tersine, her gün dünden daha kötüye gidiyoruz…
ALLAH ARTIRSIN AMA:
YDÜ Kurucu rektörü Suat Günsel, Forbes Zenginler Listesi’nde 6. sırada yer aldı. – 2019 yılında 1.80 Milyar Dolar olan Günsel’in serveti 2020 yılında 2.10 Milyar Dolar oldu. Ne diyelim Allah artırsın da, Lefkoşa Belediyesine olan üç beş kuruşluk su borcunu ödememek için mahkeme yoluna gitmesine ne demeli?
ZİRVEDEKİLER
Tufan Erhürman: “Bizim Türkiye’yle bu protokoller düzeni artık iflas etmiştir. Yeni bir düzlem kurmamız lazım. Türkiye’den buraya daha çok ve casino turizmi dışında da turist gelmesi lazım. Türkiye’den buraya daha çok ve daha kaliteli öğrenci gelmesi lazım. Bizim burada ürettiğimiz malları Türkiye’ye daha çok satmamız lazım. Bu yollar açılırsa, bizim Türkiye’den gelecek olan 9 milyon 400 bin TL’ye de ihtiyacımız olmaz. Biz kendi ayaklarımız üzerinde dururuz ve çözüme de hazırlanırız. Bizim temel hedefimiz budur…”
DİPTEKİLER
Nikos Anastasiadis: Rum lider, Barış Gücünün yapmış olduğu, bazı sınır kapılarının kapanmasına yönelik açıklamasını “talihsiz bir müdahale” olarak nitelendirerek, BM’nin tanınmış devleti ve Avrupa Birliği üyesi olan egemen ülkesi “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin” politikalarıyla ilgili müdahalelerin talihsiz olduğunu ifade etti… İstiyor ki, BM de çeksin gitsin, kalıcı ayrılık olsun.
































