Köşe YazarlarıManşet

SONUÇTA KENDİMİZİ YÖNETEMEZ HALE GELDİĞİMİZİ SÖYLEYECEKLER…




Bugün 56. gün, hükümet yok!

Niye?

Ersin Tatar’ın keyfi öyle istedi diye…

Kırk küsur yıllık, hatta 63’den alsak elli küsur yıllık yönetim tecrübesinin geldiği yer bu.

Yönetim kalitesi düştükçe düşüyor, halk da kötü ellerde kalan yönetimlere neredeyse alışıyor.

Bundan çok değil, yirmi yıl öncesinde böyle bir durum yaşanabilir miydi?

Ülkeyi hükümetsiz bırakmak kimin haddineydi?

Çok koalisyonlar kuruldu, bozuldu. Çok entrikalar döndü, partilerinden istifa ettirilenlerle çoğunluk sağlandı ya da ortaklıklar kuruldu ama kimsenin aklına böyle bir şey gelmedi. Üstelik o yıllar, böyle kuruşa kurşun atılan yıllar değildi. Halk sağlığını tehdit eden bir şey de yoktu.

Aradaki fark, sorumlu devlet adamlarının olmasıydı. Tecrübe vardı ama en önemlisi kim isterse olsun halkın ve devletin ağır sorumluluğunu sırtında hissederdi…

Geçtiğimiz günlerde Kırgızistan’lı bir dostum, memleketlerinde 5 yıldır başbakanlığı da cumhurbaşkanlığını da aynı kişinin yürüttüğünü söylüyordu. Orada bizim anladığımız anlamda bir demokrasi yok tabii. Ama bir bakıyorsun, biz de aynı yolda hızla gidiyoruz.

Neredeyse çiğnenmeyen yasa kalmadı. Başta anayasa olmak üzere. Sistem kendi kendini denetlemesi gerekirken, kimsenin kılı kıpırdamadı. Ne Yüksek Seçim Kurulu ne diğer yargı organları “durun kardeşim bakalım” demedi. Sonuçta baştakiler de “ne istersek yapabiliriz” havasına girdiler…

Ben bu satırları yazdığımda Erhürman’ın çabaları sürüyordu. Durduk yerde kilit parti haline gelen, kendi de ne istediğini bilmeyen HP’nin karar vermesi bekleniyordu. Siz bu satırları okuduğunuzda büyük ihtimal netleşmiş olacak.

Ben şimdiden Erhürman’ın çabalarının sonuçsuz kalacağını söyleyebilirim. Eğer maksat ülkenin yaşadığı yıkımı bir nebze olsun durdurmak olsaydı, partiler günlerdir böyle kıvırmazlardı.

Düşünün ki, Ersan Saner’in temaslarında öne çıkan da HP idi, bu kez de HP. Onunla derdi neydi, bununla derdi ne?  Keşke açıklasalar da bilsek…

Saner’in tekrar görevi almasıyla kurulacak hükümetin de azınlık olacağı açıktır. En çok güvendikleri, başka partilerden milletvekillerinin vereceği destek. Eğer şu bir haftada onu sağladılarsa, ne ala. Yine “yasal ama etik değil” durumları olacak.

Yirmi yıl falan dedim ya, o kadar bile gitmeye gerek yok. Sadece 7 yıl önce tüm partilerin katıldığı bir teknokrat hükümet kurulabilmiş, seçime sağ salim gidilmişti. Artık siyasi zemin 7 yıl öncesinden de kötü.

Bu hovardalığın bedelini çok fena ödeyeceğiz.

Günün sonunda ortaya ne çıkacak biliyor musunuz, “Kıbrıs Türkü kendi kendini yönetemez hale gelmiştir, yönetilmelidir!”…

Bu kadar basit…

YERİN KULAĞI VAR

TATAR-LUTE BULUŞMASI:

Ersin Tatar bugün BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lute ile görüşecek. Bu görüşmede olası bir beşli görüşmenin zemini yanında, (ki başlı görüşme talebinin ilk kez Türkiye’den geldiği gerçeğini unutmaz inşallah), Maraş’ta yaşananlar da gündeme gelecek. Maraş’la ilgili BM kararları ortada dururken Tatar’ın Maraş konusunda Lute’a neler söyleyeceği, Maraş’ın mülkiyeti konusunu ya da adada iki devletli bir çözümü gündeme getirip getirmeyeceği merak ediliyor…

 

YASAL DEĞİL Kİ:

Meclis’te “Bakanlar yerinde, göreve devam ediyor” savunması izledik. Ancak o koltuklardaki varlıkları bile tartışmalı. Şu günlerde alınacak bir kararı, bir uygulamayı, bir mağduriyeti tek bir vatandaş yargıya götürse, yasa dışı olduğu ortaya çıkacak. Onun için övünülecek değil, bir an önce sonlandırılması gereken bir durum var.

 

KABİLE DEVLETİNE DÖNDÜK:

Birikim Özgür, Ersin Tatar hükümetinin Türkiye ile imzaladığı protokolün tek bir maddesini dahi hayata geçirmediğini, sadece son dönemde 5 kez iç borçlanmaya gidildiğini söylüyor ve “Kendi eliyle saygınlığını sıfırla çarpan zavallı bir halk konumuna sürüklendik. Eserinizle övünebilirsiniz Sayın Ersin Tatar” diyor. İnsan bazen bütün bunlar bilerek mi yapılıyor diye düşünüyor…

 

NİYE İHALE SÜRECİNİ HIZLANDIRMAZSINIZ?:

Bakanlar Kurulu çalışamadığı için Sağlık Bakanı milletvekili olarak yasa önerisi sunuyor. Maksadı, tıbbi malzemelerin, ihale sürecine girmeden, Türkiye kamu kurumlarından çok çabuk ve ucuza direkt alınabilmesi. Merkezi İhale Komisyonu niye var? En ucuzunu tespit etmek için değil mi? Derdiniz süreyse, ihale sürecini hızlandırırsınız olur biter. Bu pandemi geçer, ya sonra? Yasa değişikliği yapılacak konu mu bu?

 

AKLINIZI BAŞINIZA ALIN:

Rum basınına konuşan Serdar Denktaş, hem “Kimliğimizden vazgeçmeyeceğiz” vurgusu yaptı, hem de “Türkiye’ye bağlanma hala seçenek değil fakat uzun vadede bir gereklilik haline gelebilir” dedi. Aslında Denktaş bu sözleriyle Rumlara aklınızı başınıza alın, “çözüm konusunda fazla ayak sürümeyin, o çok korktuğunuz ilhak bugün değilse bile yarın olabilir, Türkiye sınır komşunuz olabilir” masajını veriyor…  Aynen Akıncı gibi.

 

KATAR SALGINI:

Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi KKTC’de de Katar salgını başladı. Bildik bir isim son günlerde Türkiye’de gündem olan Katar hayranlığından faydalanmak adına burada da ne hikmetse “Katar-KKTC dostluk gurubu” gibi bir şeyler yaratmaya çalışıyormuş. Belli ki bu arkadaş durumdan kendine pay çıkarmaya çalışıyor. Yakında bazı KKTC topraklarının da katar katar Katar’a peşkeş çekildiğini duyarsanız şaşırmayın…

BM, AB İŞBİRLİĞİ Mİ?: BM Genel Sekreteri’nin özel temsilcisi Jane Holl Lute Anastasiadis ve Ersin Tatar’la görüşecek. Konu, muhtemel bir 5’li konferans için gerekli koşulların var olup olmadığına bakmak. Lute, Perşembe günü Atina’ya gidecek. Ancak Ankara’daki temaslarını Avrupa Birliği’nin 10 ve 11 Aralık’taki zirve toplantısından sonra gerçekleştirilecek. Bu da demek oluyor ki, temaslar sadece Kıbrıs özelinde değil, genelde Doğu Akdeniz meselesiyle ve AB ile birlikte ele alınıyor…

Jane Holl Lute
Jane Holl Lute

 







Başa dön tuşu