Köşe Yazarları

Son gelişmelere baktık


Sn. Başbakan Tatar’ın Ankara ziyareti, Erdoğan’la gerçekleştirilen “uzun lafın kısası” diyeceğimizce yarım saatte sona erdi..

Ancak bu yarım saatlik görüşmede sadece kartlar açılmadı.

“  Rum-Yunan ikilisine Türk bayrağını da kapsamına alan “uyarı” mesajı da iletildi.. Ki bundan sonrası gelişmelerde hangi tarafın geri adım atacağı “önem kazandı!”

Gerçekte verilen mesajlar bugüne kadar verilenlerin özet toplamıydı. Ne var ki öncekilerden daha önemliydi çünkü Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile KKTC Başbakanı arasında gerçekleşen bir toplantının sonucuydu.

Kısaca “KKTC’yi ve Türkiye’yi yok sayan hiçbir proje hayata geçemez” de dendi, “Bayrağımızı tanımak istemeyenlere tanıtacağız” da dendi.. Dolayısıyla Doğu Akdeniz’de Rumdan yana tavır koyan AB’de bu toplantıda fena  eleştirildi..

GÖRÜYORUZ ki artık Ankara için Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yatakları ile Kıbrıs siyasi sorunu bir “bütün” haline geldi. Yani bundan sonrası müzakere yada Türk Rum Yunan ilişkilerinde “enerji”de siyasi sorunun yanında baş yere oturacaktır.

Peki ama Rum-Yunan ikilisi ne diyor bu gelişmelere?

Daha bir iki gün önce,  Avrupa’da Merkel’in yerine liderlik koltuğuna oturma sancıları çeken Fransa Cumhurbaşkanı ayni zamanda  “hacıyatmaz” tabiatlı Makron; Atina’daydı ve Yunan Başbakanı Miçotakis’le Türkiye’ye adeta ültimatom vererek  sondaj çalışmalarına son vermesini istediydi!

Kısaca “nerde petrol gaz orada kargaşa kavga” klasiği artık Doğu Akdeniz’deki MEB’leri de sardı!

Üstelik bu kez “sahipleri” çok!” Rum’un yanı sıra Amerika’dan Fransa İtalya’ya, Mısır’dan İsrail’e, Türkiye’den KKTC’e hatta AB’e kadar irili ufaklı “ülkeler” söz ve saz sahipleri oldular!

Pekala bu sahiplik ve karışmacılık Doğu Akdeniz’deki “enerjiyi” sorunun  odağı yaparken, olay Kıbrıs siyasi sorununa nasıl yansıyacak? Tarafların birbirlerine  meydan okumalarına karşın, (yine de) var mı bir uzlaşı ümidi?

BURADA Sn. Akıncı’ya dönüyorum: Sn. Başbakan Beştepe’de Erdoğan’la görüşürken, Sn. Akıncı da  “gelecek belirsizliğini ortadan kaldıracak bir çözüm” sağlanmasından söz ediyordu..

Ben bu “hedefi” önemserim. Çünkü KKTC’de tüm yatırım ve kalkınma modelleri “çözüm beklentileri” nedeniyle hep yarım yamalak ve baştan savma kaldılar!

Bunu izah etmek bile abese iştigal olur çünkü bizimkisi gibi “çözümsüzlüğe dolayısıyla istikrarsızlığa saplanmış toplumlar, sadece  siyasi sorun mağdurlarıdırlar ötesi “hiçliktir!”

O halde? “Çözüm” diyoruz ama işte gelişmeler ortada. Taraflar birbirlerine sadece meydan okuyorlar…

**********

GREVLER KAPIDA                      

Uzun zamandır Hükümetlerin her zaman korkulu rüyaları olan o bildik “grevler” yine kapıya dayandı.

“Sağlık çalışanları” zaten öteden beri mesleki koşullarından memnun değillerdi. Galiba daha çok bozuldu “grevden “ başka çareleri olmadığını söylüyorlar.

Okullar açılıyor. Belli ki yine eksiklikler var. Gelişmeler nasıl seyredecek okullar açılınca göreceğiz..

Bir süredir “büyük olay” haline getirilen “El-Sen  mesajlı yeni santral alımları için hükümete dayatmalar var.

(Ki bu “dayatmaların” bir nedeni  “gerçekten KKTC’nin santrallara  ihtiyacı olduğunu çakıyorsa da diğer yanında sırıtan şüphede  bu santrallerin  satın alınması halinde Türkiye’den kablo ile elektrik akımının aktarılması projesinin gündemden çekip gideceği hesaplarıdır!”

Kısaca yavaştan yavaştan Tatar Hükümeti de nice başlar yiyip kopartan Cambulat Paşa’dan miras KKTC’nin    “çarkı feleğine” takıldı takılacak…  Bakalım bu badirelerden  nasıl sıyrılacak!

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (BELEDİYELER İFLASTA!)

Belediyeler konusunda çok şeyler yazılıyor ama “az şeyler” bile yapılmıyor!

Mesela Mağusa Belediye’si suya okkalı bir zam oturttu! Kendisi gibi batmış belediyeler bu zammı alkışladılar çünkü bırakın parasal gelirlerinin borçlarını ödemesini; “çalışanlarının” maaşlarına bile yetmiyor! Dolayısıyla “gelsin suya zam” oluyor!

Hükümetin bu “iflasları” sorması ve belediyelerden hesap vermelerini  istemesi gerekiyor ama “sorular” yine gazetecilere kalıyor. Nitekim Belediyelere soruyoruz:

SİZ hangi hakla ödeyemeyeceğiniz borçların altına girdiniz? Hangi yanlışları yaparak?

Ve hangi hakla sizin “hatanız” hatta “suçunuz” olması gereken kötü yönetimlerinizin faturasını “halka su zammı ile ödetiyorsunuz?”

Belediyeleri geçtik! Bu halk seçip iktidar yaptıklarının “kötü yönetimlerinden” dolayı 45 yıldır bastırılan “dolaylı  vergilerle” hazineyi kurtarma seferberliğindedir!

Ki  45 yılın asıl sorunu da çözülmüş değildir! Şöyle ki  “ekonomik kalkınma çözümden sonra mı çözümden önce mi gerçekleştirilsin?”

Her ikisi de denendi, kadere bakın ne çözüm oldu ne ekonomik büyüme!

Ki yıllardır her iki “hedef” de seçim nutuklarında halkın önüne konuyor ama sonuçta, “batan Belediyeleri de santral ihtiyaçlarını da hazineyi de iflaslardan  kurtarmak için halka sürekli dolaylı vergiler silsilesinden “zamları” dayatıyorlar!

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı