Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SİYASİ KOŞULLAR DEĞİŞİYOR MU? (TÜRKİYE’NİN ELİ GİTGİDE GÜÇLENİYOR.)

Türkiye’deki Milli Güvenlik Kurulu Toplantısında  Kıbrıs sorunu da görüşüldü,  açıklaması yapıldı  ancak ayrıntılara girilmedi.  Belki de o her zamanki beylik ifadelerle “müzakerelerin desteklendiği”  söylenmiştir. Yahut kapsamlı açıklama yapılamayacak kadar derinliğine görüşülmüştür! Bilemiyoruz.. Ancak Kıbrıs siyasi sorunu nedeniyle Türkiye’nin AB’de açılmasını beklediği 17 “başlığın” henüz açılamadığını biliyoruz.  Nitekim Anastasiadis gizlemek gereğini bile duymadan “eğer Maraş iade edilmezse TC’nin açılmasını istediği 23. ve 24. Başlıkları veto edeceğini söyleyebilmekte,  resmen şantaj  yapmaktadır! Öte yandan AB de bazı başlıkları, Ankara Anlaşmasına karşın hâlâ limanlarını Rum bandıralı gemilerine açmadığı için askıda bekletmektedir!  Buna karşın: 
TC’NİN POZİSYONU: Büyük dış politika hatalarından sonra Ankara yeniden  kendini bulmaya    başladı! Bunda bölgedeki siyasi ve askeri dengelerle, hızla değişen topografik yapının etkisi vardır! Artık ne Suriye eski Suriye’dir ne Irak eski Irak’tır.  Dolayısıyle Türkiye de dış politikasında makas keserek yeni bir kulvara yönelmiştir.  Bu kulvarda Türkiye’yi önemince öne çıkaran mülteciler olayı vardır..  Yanı sıra Rusya’nın Suriye’ye inmesi ve Güney sınırlarında Kürtler’in oluşturduğu kantonlar vardır. Bu handikaplar  en azından TC’nin üyelik öncesinde AB’nin kapasama alanına girmesini gerektirecek bir zorunluğu dayatıyor.  Merkel’in TC’ye ziyaretinde bu konu çok daha ciddiyetle  ele alınmıştır. Kısaca Türkiye’nin dış politikada ve AB karşısında  eli yine güçlenmeye başlamıştır… 
BU GÜCÜ KIBRIS İÇİN KULLANABİLİR Mİ?   Zaten adaya suyu akıtırken çoktan Rum tarafının belini kırmış olmalıdır! Artık bunu Rum tarafı da kabul ediyor ki TC’yi AB’deki “başlıklarına” veto koymakla tehdit ediyor! 
Ancak ne yaparsa yapsın   Kıbrıs Türkleri karşısında “büyük”  fakat Türkiye karşısında hâlâ “küçük” olan Güney Rum Yönetimi   Ortadoğu’da baş rolü yüklenen Türkiye’yi Kıbrıs’taki siyasi istekleri ile ne yönetebilir ne de yönlendirebilir!  Çünkü sırtını dayadığı AB’de stratejik önemi nedeniyle  Türkiye’yi yeniden gündemin başlarına getirmiştir.  Güney Rum Yönetiminin muzırlıkları  bumerang gibi yine kendisine dönüp çarpacaktır! Dolayısıyle artık  eli güçlenen Türkiye nedeniyle  masadaki Akıncı ve yardımcılarının da eli güçlendirecektir. Umut edelim ki Siyasi arenadaki  bu değişimleri   kendi lehimize çevirebilelim.
    **********
YENİ BAKANLAR. (BEKLENENİ VERECEKLER Mİ?)

Elini taşın altına koymayanlar için eleştirmek  kolaydır.   Zaten memleketin kaderini elinde tutan politikacıların sürekli söyledikleri de budur! Ancak bir ayrıntı vardır. Ne memleket taştır ne de politikacı  elinde olmayan nedenlerle o taşın altında kalandır. Çünkü:
KKTC yönetiminde söz sahibi olmak için  parti üyeliğinden seçimlerine, seçimlerinden milletvekilliğine, milletvekilliğinden bakanlık mertebesine kadar uzanan bir sürecin insanları  beraberlerinde “memlekete hizmet” iddiasını da taşırlar! Mesela benim için hem Özgür hem Akansoy  hem  Şahali sadece “genç bakanlar”  değil; daha öğrencilik dönemlerinde  CTP bünyesinde çalışmaya başlayıp en tabandan en tavana uzun ve yorucu bir çalışma  sonucunda “Bakan” olmuş gençlerdir! Hatta artık o kadar genç bile değiller…  Yani “Bakanlık görevi” yüklenmişlerse “bilerek, isteyerek ve iddia ederek” yüklendiler! Dolayısıyle eğer ateşten gömlek giydilerse “yanmayı”  da göze aldılar memleketin ateşini söndürmeyi de! 
MESELA: Birikim Özgür artık karar verecektir! Ya bu memlekette kazanandan kazandığı oranda vergi alma sistem ve yasalarını  oluşturacaktır ya da kendinden öncekiler gibi “harçlarla, dolaylı vergilerle” hazineyi denkleştirmeye çalışacaktır!
Ya ekonomiye rekabet kazandırmak için TC-KKTC Mali ve Ekonomik Protokolünü yani “özelleştirmeleri”  gerçekleştirecektir ya da “hantal merkeziyetçi  devletçiliği” öyle geldi böyle gider tutumunun çaresizliğine mahkûm edecektir!
MESELA:  İçişleri bakanı Akansoy: Ya belediyeleri birleştirecektir ya da ikide birde katkı paylarını artırırken iş yapmadan borç yapar hale gelen yapılarına göz yummaya devam edecektir!
Akansoy  Gürsoy’un  devamı durumunda da olsa    çok ötelere  geçmek zorundadır çünkü önünde tekleyen  “Tek Sosyal Güvenlik  Sistemi” vardır! Ki artık adına “Göç Yasası” demektedirler!  Oysa hayal edilen memur, işçi, öğretmen, polisin falan “tek güvenceli Sosyal haklarının” bir “havuzda” toplanmasıydı! Yapılan ne oldu ama? Sadece yeni istihdam edilenlerin maaşları ile oynandı!
MESELA: Süt üreticilerinin mağduriyetlerini önlemek için “süte”  yapılan zam domino taşları gibi birbirleri üzerine düşerek “her türlü süt ürününün pahasını artırdı! Fakat bu pahanın tüm faturasını cebinden ödemek zorunda kalan kesim bizzat süt üreticileri de dahil “sabit ücretli tüketici kesim” oldu!    Şimdi yeni Tarım Bakanı Şahali bir kesimi memnun ederken büyük tüketici kesimlerini mağdur duruma düşüren bu insafsız zammı nasıl giderecek? Yahut Kooperatifçiliği yeniden nasıl diriltecek?  Bu soruların ve daha nicelerinin  cevapları hep beklenecektir!                  **********     KISACA TAKILDIĞIM. (DOKTORLAR NEDEN İSTİFA EDİYORLAR!)
Sağlık sorunlarını çözemedik. Aynen Trafik sorunlarını, eğitim sorunlarını, toplanamayan vergi sorunları ile Kurumlar sorunlarını çözemediğimiz  gibi! Çünkü devlet işinsanları ile ötesi sosyal ve ekonomik değişimlerin her zaman gerisinde kaldı! Mesela sağlıkta!
Değişim yıllar önce başladı: Devlet hastaneleri yanı sıra özel hastahaneler açıldı. Devlet hastanelerinin doktorları uzun süre bir burda bir orda çalıştı.  Ve uzun yıllar önlem alınmadan, aksine yanına daha pek çok anomaliler konularak “sağlık servislerinde” ne düzen bırakıldı ne dirlik!
Şimdi de Tek Sosyal Güvenlik yasasını bahane ederek doktor olmak için on yılını veren bir doktoru devlet hastanelerinde üç bin küsur  lira maaşla istihdam ediyorlar! Üstüne üstlük bir de tam gün mesai eklemek istiyorlar! Böyle koşullarda Hastahanelerde doktor mu kalır?  Çünkü artık özel klinikler hem daha çok imkân hem daha çok maaş olanağı veriyor…   Vesselam  “birini yaparken ötekini yıkıyoruz!