Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

NİYE HİÇ KIBRIS’A GELMEDİ VE ENSEYİ KARATMAYAN KALDI MI?

 

Bizim kuşağın son dönemine yetiştiği, bizden öncekilerin büyük bir hayranlıkla bahsettiği  meslektaşımız Çetin Altan seksen sekiz yaşında  öldü.
Çetin Altan’ın oğullarıyla iyi bir ilişkimiz ve ortak anılarımız var ama rahmetliyi tanıma şansım olmamıştı.
Birkaç kez tanışmaya yönelik yapılan planlar ya hastalık ya da benzeri engellere takılmıştı.
Çetin Altan’ın oğlu Mehmet Altan gibi Kıbrıs’a gelmesini çok istemiştik.
Özellikle Dr. Turhan Korun yoğun bir ikna çabası sarfetmişti.
Her defasında nezaketle örülü hayır cevapları alınmıştı.
“Enseyi karartmayın” mesajları yollayıp, “orası Glaido’nun deneme tahtasıdır” diyordu.
Soğuk savaş döneminde Gladio’nun Kıbrıs sorununu kullanarak Kıbrıs’ta neler yaptığını en iyi bilenlerdendi.
Çünkü o da özellikle milletvekilliği yaptığı dönemlerde bu tür operasyonlara çok maruz kalmıştı.
Çetin Altan’ı Kıbrıs’a getirtmek mümkün olmadı.
Fakat, filozofluğa varan düşüncelerinden Kıbrıs’ta etkilenen çok oldu.
Bizim meslekte yazılarını örnek alıp onun gibi yazmak isteyenlere çok rastladım.
Ve hiç garipsemedim çünkü gerçekten örnek alınası bir gazeteciydi.
Işıklar içinde uyusun.

     ***

Çetin Altan’ın hayata hayata ilişkin on maddelik görüşünü paylaşmak istedim.
Onunkisi gibi dolu dolu bilgiyle geçen bir hayattan elbette alınacak dersler vardır:

1- Başarı yalan söylemek zorunda kalmadan yaşayabilmektir.
2- İnsanlar değerli olmayı unuttular, önemli olmaya çalışıyorlar.
3- Hayat yaşandığı kadar vardır. Gerisi ya hafızalardaki hatıra, ya da hayallerdeki ümittir. Hüsranı ise bir tek yerde kabul ediyorum. Yaşamak mümkünken yaşamamış olmakta.
4- Politika demek, kazığı atarken söylediğin nutukları, kazığı yiyenlere alkışlatmak demektir.
5- İyi yaşamak zamanı olanaklar çerçevesinde en unutulmaz bir tat içinde.
6- Mutluluk sevdiğinle zamanı unutmaktır.
7- Neyi merak ediyorsan, o önemlidir hayatta. Merak etmediğin şey görünmez sana.
8- Yazı dediğin, 100 sene sonra birileri baktığı zaman sana ‘dangalak’ demesinler diye özenle yazılmalıdır.
9- Uydurunuz. Uydurdukça dünya ile belki daha kolay anlaşırsınız. Nasıl olsan onun için de ‘yalan dünya’ diyorlar. Ama unutmayın ki, uydurma gereği duymayanlar için de ‘adam’ diyorlar.
10- İnsan gerçekleşmeyecek şeyi düşünemez. Kristof Kolomb mutlu olsa denizlere açılır mıydı?