SanatSinemaSürmanşet

Siyah beyaz filmlerin unutulmaz jönü: Ayhan Işık


“Sezercik”, “Acı Hayat”, “Küçük Hanım”, “Otobüs Yolcuları”, “Üç Tekerlekli Bisiklet” ve “Kanun Namına” filmlerinde canlandırdığı karakterlerle unutulmayan oyuncu Ayhan Işık’ın vefatının üzerinden 41 yıl geçti.

HOLLYWOOD’UN KAPISINI 1959’DA ARALADI

Hollywood yapımlarında da rol almak isteyen başarılı oyuncu, 1959’da ABD’ye giderek bazı filmlerde küçük roller aldı ve sinema konusunda araştırmalarda bulundu. Türkiye’ye döndükten sonra, setteki oyuncuların hakları ve disiplini konusunda ilkeli bir davranış sergileyen Işık’ın bu duruşu, Türk sinemasındaki birçok yapımcıya da örnek oldu.

Ayhan Işık, 1960’lı yılların başında Vedat Türkali’nin kaleme aldığı “Otobüs Yolcuları” filmiyle 1961’de yeniden Yeşilçam’a döndü. Sanatçının, Belgin Doruk’la birlikte rol aldığı 1961 yapımı “Küçük Hanım” filmi seyirciler tarafından oldukça beğenildi.

İzleyenlerin “Taçsız Kral” ismini taktığı Işık, Yeşilçam yıldızlarının 1970’lerde sahneye çıkma ve plak doldurma modasına uyarak, 1972’de Münir Nurettin Selçuk’tan ders alarak, klasik Türk müziği dalında sahne denemeleri yaptı ve 45’lik bir plak doldurdu.

Çeşitli reklam filmlerinde de rol alan usta oyuncu, 1975’ten sonra oyunculuğunun yanı sıra yapımcı, senarist ve yönetmen olarak Türk sinemasına katkıda bulundu.

“SİNEMACILIK ASLA MODERN BİR KÖLELİK SİSTEMİNE DÖNÜŞMEMELİDİR”

Sanatçı, 1976’da başrolünde yer aldığı ve yönetmen koltuğuna oturduğu “Örgüt” adlı filmi çekti, aynı yıllarda İtalyan yapımcılarla çektiği ve başrolünü Klaus Kinski ile paylaştığı “La Mano Che Nutre La Morte” ve “Le Amanti Del Mostro” filmlerini yaptı. Bu filmler, İtalya’nın yanı sıra Avrupa’nın bazı ülkelerinde vizyona girse de Türkiye’de sansür nedeniyle seyirciyle buluşamadı.

Yeşilçam’da genellikle tuttuğunu koparan, mert, bıçkın mahalle delikanlısı karakterlerine hayat veren Türk sinemasının “Taçsız Kral”ı hayatı boyunca 200’e yakın filmde rol aldı.

Ayhan Işık, Türk sinemasında yaşanan sıkıntılara ilişkin yaptığı bir açıklamada, şunları söylemişti:

“1958’de Hollywood’a gittim. Orada yaklaşık bir yıl boyunca bizim mesleğin ne tür kurallara bağlı olarak yürütüldüğünü gözlemledim. Dışarıda film oyuncularına emekleri karşılığında vadeli senetler vermek gibi tuhaf uygulamalar yoktur, çalışma ve dinlenme saatleri titizlikle kontrol altına alınmıştır. Sendika bütün çalışmaları denetler. Piyasada hak ihlali yaratacak işlerin yapılmasına engel olur.

Eğer ki Yeşilçam’ın gelecekte genç insanları acımasızca yiyip yutan dev bir sömürü mekanizmasına dönüşmesini istemiyorsak, ne yapıp edip bir ‘Sinema Kanunu’ çıkartmalı, ciddi bir sendika kurmalı ve bütün personelin, daha mesleğe ilk adımını atar atmaz sigortalandırılması için gereken kanuni baskıyı işverenler üzerinde kurmalıyız. Ben kendi adıma film setlerinin bu ülkede hem oyuncu hem yönetmen hem de diğer teknik elemanlar için birer zulüm çekme yeri değil de profesyonel bir iş sahasına dönüşmesi için elimden her ne gelirse yapacağım. Sinemacılık asla modern bir kölelik sistemine dönüşmemelidir. Sinema bir sanat, sinemacı da bir sanatçıdır. Buna yakışır muamele görmelidir.”

Türkan Şoray’la oynadığı filmlerle ciddi bir kadın hayran kitlesi oluşturdu
Edebi eserlerin sinema uyarlamalarında da rol alan sanatçı, 1961’de Vedat Türkali’nin eserinden uyarlanan “Otobüs Yolcuları”, 1965’te Kemal Tahir’in “Namusum İçin”, 1969’da ise Peyami Safa’nın “Cingöz Recai” eserinin film uyarlamasında rol aldı.

Sanatçı, kariyerinde ayrıca Metin Erksan, Ertem Göreç, Halit Refiğ ve Memduh Ün gibi önemli yönetmenlerle de çalıştı. Sergilediği rollerle birçok ödüle değer görülen Işık, 1954’te Türk Filmleri Festivali’nde, 1962’de Ses dergisinin, 1965’te ise Artist dergisinin açtığı yarışmada “En Başarılı Erkek Oyuncu” seçildi.

Son derece tutumlu olmasıyla bilinen, sağlığına çok dikkat eden, dakik ve işine saygılı bir oyuncu olarak gösterilen sanatçının, 1970’li yıllarda yazmaya başladığı ve vefatından sonra tefrika halinde yayımlanan “Hayatım” adlı hatırat kitabı ile yazıp, çizdiği “Aşka İnanmıyorum” adlı resimli romanı bulunuyor.

Özel yaşamında gösterdiği özen ve eşine olan sevgisini her fırsatta dile getiren sanatçının, Gülşen Işık ile evliliğinden 1962’de Serap adını verdiği kızı dünyaya geldi.

Ayhan Işık, 13 Haziran 1979’da İstanbul’da Bebek’teki evinin balkonunda istirahat ettiği sırada geçirdiği beyin kanaması sonucu, üç gün yoğun bakımda kaldıktan sonra 16 Haziran 1979’da henüz 50 yaşındayken hayatını kaybetti. Cenazesi Şişli Camisi’nde kılınan namazın ardından, Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verildi.

SADRİ ALIŞIK İLE DOSTLUĞU

Usta oyuncu Sadri Alışık ile Ayhan Işık, 1951 yılında bir film setinde tanışarak, uzun yıllar birlikte çalıştı.

Özellikle “Küçük Hanım” serisi ile birlikte dostlukları pekişen ikilinin bağları zaman içerisinde olgunlaşarak, Işık’ın vefatına kadar hiç kopmadı. Türk sinemasında örnek gösterilen dostlukları sonucu ikili, “Yeşilçam’ın Bıçkın Delikanlıları” olarak anıldı. Sadri Alışık Kültür Merkezi tarafından uzun yıllar boyunca Ayhan Işık adına özel ödüller verildi.

Usta oyuncunun rol aldığı filmlerden bazıları şöyle:

Yangın”, “Doktor İgor Kara Haydar”, “Her Şeyim Sensin” , “Şerefimle Yaşarım”, “Çalınmış Hayat”, “Dağların Kartalı”, “Öleceksek Ölelim”, “Şampiyon”, “Zindandan Gelen Mektup”, “Ekrem Küçük Hanımın Şoförü”, “Yaşamak Kolay Değil”, “Yüzbaşı Kemal Tel Örgü”, “Sevdiğim Adam”, “Aslan Yürekli Kabadayı”, “Kumarbazın İntikamı”, “Şoförün Kızı”, “Ayhan Güneşe Giden Yol”, “Sevinç Gözyaşları”, “Hızır Dede” , “Necmi Koçum Benim”, “Ayşecik Canımın İçi”, “Kırık Anahtar”, “Turgut Şaşkın Baba”, “Bahriyeli Ahmet”, “Çifte Nikah”


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı