Köşe Yazarları

Sil baştan…


Salgından önce neredeyse tek gündem maddemiz vardı, Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri. Her ne kadar resmi olarak ilan edilmemiş olsa bile, yarışacak adaylar üç aşağı beş yukarı belli olmuştu. Yarış ilk turda mı, yoksa ikinci turda mı biter tartışmaları yapılıyordu…

En çok konuşulan ise sağın ve UBP’nin adayı Başbakan Ersin Tatar’ın ikinci tura kalıp kalmayacağıydı. Sonuçların sürpriz yaratabileceği konuşuluyordu. Tartışılan, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ilk turdan bu seçimi kazanacağı ya da ikinci tura iki sol aday Erhürman ve Akıncı’nın kalacağıydı…

O günlerde Tatar’ın en büyük dezavantajı, kendi partisi içinde olan muhalif kesimdi. Konuştuğumuz bazı UBP’liler bile Tatar yerine bir başka adaya oy vereceğini söylüyordu. Zaten Tatar’ın da bu konudaki, “ben UBP’nin adayıyım, başarı da, başarısızlıkta partiye aittir” sözleri aslında parti içi muhalefete yönelikti.

İşte tam da bu anda anda coronavirüs olayına kilitlendik. Seçim derdinin yerini salgın derdi aldı. Ve bu süreçte hükümet, aldığı bazı kararlarla alkış toplarken, birçok kararda ise ortaya koyduğu karasızlıkla tepkilere neden oldu. Bu tepkiler de doğal olarak UBP’nin başkanı ve Başbakan Tatar’ı hedef aldı. Bunda Tatar’ın yaptığı ve sürekli olarak “yanlış anlaşıldım” diye inkar ettiği bazı açıklamaları hem toplum, hem de rakiplerinin elinde bir koz oldu. Son “özel jet” konusu ve kabine değişikliğindeki tavır ve açıklamaları ise işin tuzu biberi oldu…

Salgın sürecinde yaşananlar, adaylar arasında en çok Tatar’ın cumhurbaşkan adaylığını olumsuz etkiledi. Varsın o başarılardan söz etsin, hepimiz de biliyoruz ki, çok büyük yanlışlar da yapıldı. Tüm bunlara rağmen, Cumhurbaşkanı Akıncı ve CTP Genel Başkanı Erhürman’ın yıkıcı bir muhalefet yerine, sorumlu bir tavır izlemesi onlara ek puanlar kazandırdı. Buna bir de partisinin içinde kendine açtığı yeni cepheleri de ekleyince, Tatar için Ekim ayında yapılacak seçimler çok daha zora girdi. Toplumdaki genel kanı UBP adayı Tatar’ın, bırakın seçimi kazanmasını, ikinci tura bile kalamayacağı şeklinde…

Yani kısacası, taşlar yerinden oynadı…  UBP tabanı  ciddi ciddi alternatifler düşünüyor. Bu Tatar’ın adaylıktan çekileceği veya başka bir ismin aday gösterileceği anlamına gelmiyor. Tatar seçime UBP adayı olarak girecek belki ama, bana göre kazanma şansı yok denecek kadar az… Çünkü kendi tabanından alevler yükseliyor…

Yeni algı, “sağın oylarını toparlayabilecek” bir isim çıkabilir algısıdır. En yakın isim de DP milletvekili Serdar Denktaş. Nisan seçimlerinde aday olmayacağını açıklayan Denktaş son yaşananlar üzerine tekrardan aday olmayı düşünebilir. En çok konuşulan “Denktaş’ın, Tatar’dan kaçan sağ oyları kendi hanesine yazdırıp yazdıramayacağı”… Sorulması gereken, Tatar’a oy vermek istemeyen sağ seçmenin, sol görüşlü bir aday yerine Serdar Denktaş’a yönelip yönelmeyeceğidir.

Şu son 3 ayın hatalarının faturası sadece Tatar’a değil, ortağı HP adayı Özersay’a da kesilmiş durumdadır. 4’lü koalisyonu bozma olayında aldığı yaraları tedavi edecek derken, neredeyse hemen her gün bir skandalı görmezden gelmesi, imajını yerle bir etti.

Şubat ve Mart aylarında yapılan anket sonuçları artık tüm adaylar için yok hükmündedir.

Kısacası Ekim ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için kartların yeniden dağıtılacağını ve bazı sürprizlerin olacağını söylemek yanlış olmaz sanırım…


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı