Köşe Yazarları

Sıfıra sıfır!

Çok kolaydır tavsiyelerde bulunmak, akıl vermek, yol yöntem göstermek.. Hele Kıbrıs siyasi sorununa yönelik olduğunda tadına doyum olmaz! Ki Gelip giden BM’ler Genel Sekreterlerinin dünyadaki türlü çeşitli siyasi sorunlar karşısındaki tutumları öylesi tatlı gazellerdir!

Nitekim  Guterres de farklı değil! Özel Temsilcisi bayan Lute’nin adaya son gelişinde liderlerle yaptığı görüşmelerden sonra kendisine sunduğu rapora dayanarak yaptığı açıklamaya baktığımda “gene nasihata başladı” dedimdi!

ÇOK kısaca “Anadolu Ajansının ulaştığı” denilen “rapor” hem Lute’nin liderlerle yaptığı  son görüşmelerindeki çaresizliğini  hem de  bu çaresizliği “başarısızlığının” ezikliğinde paylaşmak zorunda kalan Guterres’in Kıbrıs sorunundaki yenilgisini ayazlattı!

Zaten bizzat kendisi de “Crans Montana bozgununun “sorumlusudur!”

BUNA karşın hadi biz de bakalım şu rapora:

Antonio Guterres’in BM’ler GK’ine sunduğu rapor genellikle  6 Ekim 2018 ile 10 Nisan 2019 da    Kıbrıs’ta sonuç odaklı müzakerelere dayanmakta.

Ayrıca Guterres 2018’in sonlarına doğru Rum ve Türk kesimi tarafından BM’ler  ve   Dünya Bankasının  da katılımıyla gerçekleştirilen anket sonuçlarından yararlanmakta kısaca Lute’nin de kensisine aktardıklarıyla çok kısaca şunları vurgulamaktadır:

Bir: Her iki halk da Barış Planının nasıl olacağına dair bilgi sahibi değildir..”

İki: Her iki taraf da uzlaşma yanlısıdır. Fakat siyasi ve sosyoekonomik kaygılar ve karşılıklı (düello gibi) suçlamalar sürece katkı sağlanmasını önlemektedir.

Üç: “İki tarafın kamuoyunda da” diyor Guterres, “kapsamlı bir çözüm için gereken siyasi irade oluşmamıştır..”

Dört: Guterres raporunda sitemkâr bir yakınmayla, “Bayan Lute’nin adayı dört kez ziyaret ettiğini Garantör ülkeler temsilcileri ve AB’den temsilcilerle de görüştüğünü.. Ancak  Tüm taraflar çözüm konusunda taahütlerini yineleseler de bu konuda başarı sağlanamadığının” özellikle altını çiziyor!

Beş: Guterres adadaki iki toplumun  ortak bir gelecek için uğraşmaları gerekirken “farklılıklarını” öne çıkararak bölünmeye çalıştıklarını” da raporuna iliştiriyor..

Altı: Çözüme ulaşılabilmesi için her iki toplumun da beklentilerinden fedakârlık etmeleri gerektiğini vurguluyor. Yani asgari müştereklerde buluşulsun diyor.

Altı: Raporunun sonunda da yumuşak bir iniş yaparak “müzakerelerin yeniden başlayacağı umudunda olduğunu vurguluyor.

Yedi: Tabi kanser uru gibi soruna bulaşan “enerji” olayını da atlamayan Guterres her iki tarafın da hidrokarbon yataklarından yararlanmasını gerektiğini yeniden vurguluyor..

Çok kısaca tutun ki sıfıra sıfır elde var sıfır!                                                                                                      **********

SORUNLARA YENİK DÜŞTÜK!                

Uzun yıllar halk katlarında “UBP muhalefete CTP iktidara alışamadı” deniyordu.

Büyük oranda doğruydu. Yıllarca iktidar yüzü görmeyen CTP için ana muhalefet partisi oluş ayni zamanda “kendini içinde güvende hissettiği zırhıydı da.”

UBP ise devleti kurandı…

Ankara ile bire bir ilişkilerde bulunandı… Bugün “ne hayır ettiler ne hayırda bulundular” dediğimiz Kurumları bircik bircik oluşturan siyasi iktidarlardı… Şimdilerde de değiştire değiştire bilmem kaç kezdir değişmeyen hiçbir yasanın kalmadığı “yasaların” da ana babasıydı..

NE var ki  Uzun yıllar Sol-Sağ gibi  siyasi misyon farklılıklarından nemalanan bu iki partimiz günü geldiğinde yer değiştirmek zorunda kaldılar..

UBP muhalefete çekilirken, CTP iktidara yürüdü.. Dolayısıyla halef salef  durumuna   düştüler ama bu değişim KKTC’i UBP’nin son  dönemlerinde  içine düşürdüğü siyasi ve ekonomik bunalımlardan kurtarmaya yetmedi..

Ki Yorgancıoğlu  Hükümetiyle başlayan CTP ağırlıklı koalisyon hükümetleri süreci her seçim sonrası yeniden CTP’i onaylarken; muhalefet dönemlerinin iddiaları iktidarına yansıyamadı..

NEDEN çoktan unutulmuş “dönemlere” geri dönüş yaptım? Şimdilerde her sabah uyandıkta UBP genel Başkanı Ersin Tatar’ın alnı şakkımızda patlayan muhalefet salvolarını hissettiğimden..

Yani diyorum UBP muhalefete alıştı. Kör şeytan ama CTP de iktidara!

Yumuşak atın çiftesi pek olurmuş. Efendi, centilmen CTP’li Başbakan Erhürman’nın doğrusu ya Tatar çatlasa da yerinden kıpırdamaya hiç niyeti yok..

FAKAT! Bu kez de gitmeyen CTP ağırlıklı iktidara karşın, toplum gidiyor!

Bazılarına göre bu tip karamsarlıklar vesveseden başka bir şey olmasa da bu toplum zaten bir yere “gelemediydi” ki “gitsin!”

1974’den beridir taşıma suyla değirmen döndürmeye çalışıyor!

NİTEKİM: Gidişin vahametini çoktan görmüş olan UBP Genel Başkanı Ersin Tatar sürekli bastırırken, Dörtlü Koalisyon Hükümetine yönelik  son eleştirisini de “maaş ödemeyi başarı sayıyorlar” vurgulamasıyla yaptı.. Çünkü tıkır tıkır ödenen maaşlara karşılık artık günlük hayatımızda büyük yer tutan “statistiklerle” “anketlere” baktığımızda toplumda müthiş bir çöküntünün yaşanmakta olduğunu görüyoruz!

Trafikten pisliğe, borç takmalardan uyuşturucu olaylarına, dökülen alt yapıya, zapturapt altına alınmayan kurumlara… Veseireye kadar…

Kısaca istikrarlı bir toplumda olmayan ne varsa KKTC’de mevcut!

YANİ ne? Artık gerçekten sadece maaş ödemek yetmiyor!

Evlenenler kadar ayrılanlar.. Çalıştığı işyerlerini soyanlar.. Çocuklara kadar inmiş suç olayları, kabahalatler.. Kamu kesiminin bankalara 4 milyar borç taktığının gerçeğinde, tıkır tıkır ödenen maaşlara karşılık artan parasal  sorunlar.. Voyvodalık, kabadaylık, hırsızlık…

Hayır bu topluma “sağlıklıdır” diyebilmek mümkün değil..

İnsanların birbirlerine kazık atması üzerine kurulmuş bir düzeni yaşıyoruz.

Elbet hükümet bu sorunları önünde buldu..  Fakat  “çözüm” getirme ve istikrarı sağlama yönünden halâ çok arkalarda!

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı