Köşe Yazarları

Affetmeyen ahali

“Hangi iktidar din sömürüsüne dayanırsa yıkılır.”

“Her kim ki din sömürüsünü kullanır, bir süre yararlı olur belki ama mutlaka seçim sandığında yenilgiye uğrar, halk affetmiyor.”

Yukarıdaki sözler Uğur Mumcu’nun katledilmesinden önce yaptığı konuşmalardan alınmıştır…

Mumcu yaşasaydı, dini sömürüp siyasallaştıranların nasıl iktidar olduklarını ve 20 yıla yakın bir zaman nasıl iktidarlarını sürdürdüklerini görecekti.

20 yıl toplumların tarihinde çok olmayabilir ama bir insanın ömrü açısında uzun bir süre.

“Halk affetmiyor” diyen Mumcu’nun aynı halkın bu siyasi çizgiye nasıl omuz verdiğini görecek ve bakalım neler düşünüp söyleyecekti…

Eğer Mumcu yaşamış olsaydı, büyük ihtimal FETÖ’ye üye olmaksızın, onlara destek çıkmaktan müebbet hapse bile mahkum olabilecekti!

Bu gibi ülkelerde sorun nereden kaynaklanır?

Halktan mı?

Siyasi örgütlerden, toplumun iç dinamiklerinden mi?

Doğrusu her ülkenin kendine özgü koşullarına göre değişebilir bu durum…

Hep örnek verilir.

Halk dediğiniz kitleler Hitler’in bile peşinden gitmiştir; onu yüceltmiştir…

Demokrasi bilincinin yüksek olduğu ülkelerde, ya da demokrasi arayışı içinde olan ülkelerde, doğrudur, bir gün gelir bu tür rejimler alaşağı edilir…

İstanbul seçimlerinin hukuken kesinleşmediği bir ortamda, SÖZCÜ gazetesi yazarları hakkındaki savcılık iddianamesinin mahkeme tarafından kabulü ve gazeteciler hakkında 5 yıldan 10 yıla kadar hapislik istenmesi zamanlama açısından düşündürücü değil mi?

Ve dikkat edilirse çoğunlukla böyle yapılmıyor mu?

Bu bir güç gösterisi değil mi!

SÖZCÜ yazarları ile Uğur Mumcu arasında ne fark var?

Söz konusu halk, belirli bir kesimi hariç, gerçekten de din sömürüsü yapıp iktidarlarını sürdürenleri affetmeyecek bir halk mı, yoksa zaten bu halkın istediği böyle bir düzen, böyle bir hayat, böyle bir rejim mi?

Bu konu sorularla uzar ve ne söylense net yanıtlar vermek, herkesi tatmin edici cevaplar bulmak mümkün değildir…

Uğur Mumcu aynı konuşmasında en iyi iki örgütlenmenin kuvayi milliye ile halk evlerinin olduğunu söyler.

Her ikisi de bugün için yoktur!

Devran döner mi?

Kıyı kentlerinde elde edilen başarılar gerisini getirir mi ve gidişat nereye evrilir kim bilir…

Nasıl bitirelim?

Şu iddia oldukça ibretlik:

Birçok gazeteci ve aydın FETÖ’ye üye olmaksızın, terör örgütüne destek veriyorlar!

Halbuki o cemaatle ortak olanlar, iktidarı paylaşanlar, üyelik bir yana onlarla gönülbağı kuranlar, ki üyelik durumundan daha derin bir bağlılıktır bu, onlara her istediklerini verenler, yargıyı, polisi, orduyu teslim edenler bugün devlet yönetiyorlar.

Ahalinin büyük bir kısmı da, affetmemeyi bırak, alkış tutuyor; durumdan gayet hoşnut!

Belki Uğur Mumcu haklıdır.

Belki vakit bu vakit değil.

Belki bir gün affetmez.

Kim bilebilir şimdiden…

Bir de şu var:

Aday kazanıp mazbatasını alıyor.

Sonra KHK’lıymış diye elinden alınıyor!

Üstelik mazbata denilen şey, seçilmeyen birine veriliyor!

Affetmeyen ahaliyi görüyor musunuz?

Ahali bir yana, aydınlara ne denir?

Yoksa ayağa mı kalkıyorlar, “bu kadarı da olmaz” diye?

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı