TC- KKTC arasında bilmem kaçıncı defa bir Ticari ve Ekonomik İşbirliği anlaşması imzalandı.
Adına eskiden “ekonomik entegrasyon” denirdi. Sonradan “serbest ticaret” denmeye başladı. Hiç fark etmez, 47 yılda hiçbiri gerçekleşmedi. Her yeni gelen Ekonomi ya da Ticaret Bakanı, KKTC ürünlerine Mersin kapısının açılmasından bahsetti, sonuç sıfır…
Önceleri AB ile Türkiye’nin arasındaki Gümrük Birliği’nin, KKTC ile gümrüklerin kaldırılmasına engel olduğu bahanesi öne sürüldü. Sonradan anlaşıldı ki, hem Türkiye başka ülkelerle ikili serbest ticaret anlaşması yapabiliyor, hem de AB’ye üye olan ülkeler, başkalarıyla aynı şekilde anlaşma yapabiliyorlar.
Türkiye’nin bir iline satılsa yetmeyecek miktarda üretiminiz var ama onu da gümrükle, hem de dolar üzerinden satıyoruz. Oradan aldığımız ürün de dolar üzerinden.
Erhan Arıklı, Amerika’yı yeniden keşfedecekti. Pek heyecanlıydı. Ocak ayında verdiği beyanatta, “İnşallah kıyı ticareti anlaşmasını güncelleyeceğiz. Kıbrıs’ta üretilen bütün ürünlerin Türkiye’nin gıda kodeksi şartlarına uygun şekilde Mersin kapısına ve gümrük engeline takılmamasını umut ediyoruz” diyor, TC ile KKTC arasında, KKTC aleyhine oluşan ticaret dengesizliğini rakamlarla anlatıyordu…
İmzayı atmadan birkaç gün önce bile iyi niyetini koruyordu; “KKTC’nin tek açık kapısı Türkiye ile bile serbest ticaret anlaşması yok. Bu garip durumu ortadan kaldırmak için adım atıyoruz”. Keşke Sunat Atun’un geçmişte imzaladığı anlaşmaya bir baksaydı. Arşive manşet olmuş, orada duruyor.
Ne oldu, geçen gün imzalar atıldı, dağ yine fare doğurdu. İçinde serbest ticaretin yine lafı yok. Sadece 22. Maddede “İkili ticarette Türk Lirası kullanımının yaygınlaştırılması imkanının araştırılması için bir çalışma grubu tesis edilecek ve çalışma grubu raporu 2021 yılı sonuna kadar sonuçlandırılacaktır”. Daha önce defalarca söylenmemiş, üzerinde düşünülmemiş gibi…
Gerisi, otomasyon, eğitim, Eximbank kredisi, tanıtım… Başka hiçbir şey yok. Ha bir de ELAM’a yüklenmiş Bakan Mehmet Muş. ELAM bize bir tehdit değil, cürmü kadar yer yakar; ama serbest ticaret anlaşması her şey. Onu gerçekleştirmesini beklerdik Sayın Muş’tan. Ha bizimki derseniz, “kiraz bollaşınca fiyatı ucuzlayacak” müjdesi veriyor şimdi…
Bir zamanlar bir Büyükelçi aslında doğruyu söylemişti. O dönemde Serdar Denktaş “Mersin kapısı açılsın, serbest ticaret anlaşması yapılsın” taleplerinde bulunurken o büyükelçi, “Bu talep yersizdir, pazarlamadaki esas sorun üretim maliyetlerinin yüksek olmasından kaynaklanmaktadır” demekteydi. Yıl 2013’tü, Büyükelçi de Halil İbrahim Akça.
Gümrük ve diğer benzeri tedbirler kaldırıldığında maliyet düşmeyecek mi? Hem KKTC ürününü daha çok satma imkanı kazanacak, hem de ithalat ucuzlayacak. Buradaki insanlar biraz nefes alacak. Bir de buna ticaretin TL’ye endekslendiğini ekleyin.
Getirisi çok açık, ancak olmuyor, olmuyor. Ve bunun da hiçbir izahı yok. Sonuçta, geçen gün imzalanan gibi yeni yeni anlaşmalar imzalanıyor ama Mersin kapısı bir türlü aralanamıyor…

BİR DE TRAFİK CANAVARI OLDULAR…
Bir süre önce Afrikalı öğrenciler arasında yoğunlaşan suçlarla ilgili bir yazı yazmıştık. Orada sorunu geniş bir şekilde ele almış, bu öğrencilerin ciddi bir şekilde suça bulaştığını ve sorunun KKTC’nin asayişini bozduğunu yazmıştık.
Şu son bir haftaya bakın mesela. Uyuşturucudan yakalananlara şimdi de korkunç trafik kazaları eklendi.
Her iki kazadan birinde aşırı derecede alkollü Afrikalı gençler, akla hayale gelmedik trafik kazaları yapıyor. İşte son örnek, elektrik direğine çarpmış durmamış ya da duramamış, çünkü kendinde değil; yolda fren izi yok! Gitmiş sokak lambasını, birçok gölgeliği, birçok reklam tabelasını devirmiş, ağaçlara, araçlara çarpmış, sonunda duvara vurunca durabilmiş. Ancak sürücüsüz bir araba yapabilirdi bunu. Sokakta insanlar olsa demek ki katliam yapacakmış. İlk değil, geçtiğimiz aylarda da benzer bir çok olay yaşanmış, hSep aynı başlıklar kullanılmış, “çarpmadık yer bırakmadı”…
Altında araç olan Afrikalıları yakından takip edin diyoruz. Görünen o ki, uyuşturucu da alkol de direksiyon başına geçmelerini engellemiyor. Sonunda birilerinin canı yanacak, ancak o zaman mı akıl koyacağız, onu mu bekliyoruz?
YERİN KULAĞI VAR
NE HUZUR, NE HUZUR:
Ersin Tatar, karamsar olunması için hiçbir neden olmadığını belirterek, “Dünyanın en güzel yerinde, Anavatan Türkiye’nin desteği ile barış ve huzur içinde yaşıyoruz” dedi. Sokaklar her gün yeni bir eyleme sahne oluyor, sterlin 12 TL’yi geçmiş, ülke uyuşturucu ve mafyaya teslim olmuş, nüfus tanınmaz halde, insanlar aç sefil, her gün yeni bir zam haberi, ülkenin başındaki dünyadan bihaber, huzurdan bahsediyor. Hangi huzur? Ülkede düzgün giden tek şey kalmamış ama, “karamsar olmayın” diyor bize… Aklı başında insanlar için zor bu dediğiniz Sayın Tatar.
PARANIN GÖZÜ KÖR OLSUN: :
“Güneyin ne ilacını, ne aşısını istiyoruz” diye kendilerince kahramanlık taslayanlar, kapıların açıldığı ilk gün Lokmacı sınır kapısına koşturdu. Her fırsatta “Rumun niyeti bizi bu adadan silmek, onlarla birlikte yaşayamayız” derken, iş paraya gelince söylediklerini unuttular sanırım. Hatta gelecek olanları kırmızı halılarla karşılamayı da ihmal etmediler. Nasıl da değiştiler, ah şu kahpe para yok mu, insanı dinden imandan çıkarır…
ŞUBAT OLUR MU:
Hükümetin programına Ekim’de seçim diye koymasına rağmen bu sözünden cayması ve seçim tarihinde Nisan 2022 diye ısrar etmesi, seçimi de kaoslar arasına soktu. Muhalefet Ağustos ayı üzerinde birleşirken bazı duyumlara göre, erken seçimin Şubat 2021 olarak önerileceği iddia ediliyor. Yani ne hükümetin, ne muhalefetin istediği tarih yerine yeni bir tarih üzerinde uzlaşmaya varılabileceği konuşuluyor…
HERKES GÖZÜNÜ DÖRT AÇACAK:
Kapılar açıldı, sevindik. İlk iki gün karşılıklı 4’er bin kişi çarşıya can suyu oldu. Ancak bunun sürdürülebilirliği önemli. Pandemiyle ilgili denetimler gereği gibi yapılmadığı taktirde, yeniden kapanması işten değil. Onun için herkes gözünü dört açacak. Bizler de asla tedbiri elden bırakmayacağız. Yeniden kapanma gibi bir lüksümüz olmadığı ortaya çıktı…
GÖZÜ YARDIM DERNEKLERİNİN PARASINDA:
Sizin maaşınızdan, sizin rızanızla Kanser Hastalarına Yardım Derneği’ne ya da SOS’e veya sendikanıza aylık destek kesiliyor olabilir. Şimdi hükümet maaşlardan sonra bunlara göz dikmiş. Maaşlardan yapılan bu gibi kesintilerden yüzde 5 alacakmış. Sanal bet’in cirosundan yüzde 3 almaya gücü yetmeyince, bu defa da sendikaların, yardım derneklerinin gelirlerine göz dikmiş. Sözde sosyal devlet bu. Böyle bir kötülük ne görülmüş, ne duyulmuş. Yazıklar olsun. Eskiden mutemetlik yaparlardı, şimdi haraca başladılar.
NEYE YARIYOR?:
Kıbrıslı Rum Sosyal Psikolog Doç. Dr. Charis Psaltis, güney Kıbrıs seçimlerinde aslında federasyon karşıtlarının oy kaybettiğini savunuyor. DİSİ, AKEL ve DİKO’dan ayrılanların kurduğu federasyon yanlısı DİPA’nın oy toplamının yüzde 56 olmasına dikkat çekiyor. İyi de bu sayılanlara güven var mı ki? DİSİ’nin de AKEL’in de iktidarlarında ellerine geçen fırsatları nasıl teptikleri ortada değil mi?
ARIKLI MÜJDEYİ VERDİ: “KİRAZ UCUZLAYACAK”:
Erhan Arıklı, KKTC de bir müddetten beri kiraz fiyatlarının yüksekliğinden şikayet ediliyor.
İstanbul’daki marketlere baktığımda kiraz fiyatlarının 25-30 lira seviyelerinde olduğunu gördüm” diyor ve bunun nedenini dona bağlıyor. 13 Haziran’dan sonra Afyon kirazı devreye girecekmiş, fiyatlar o zaman düşecekmiş. Ülkenin tek derdi kiraz fiyatlarıydı ya… Bana “Türkiye ile serbest ticareti yapacağız” sözünü niye yerine getiremediğini anlatsın önce.
































