Köşe Yazarları

Senin Bakış Açın Hangisi?


Bir zamanlar İtalyan bir ayakkabı firması, Kuzey Afrika pazarına girmek istemiş. Bu sebeple Kuzey Afrika’da yerli kabilelerin yaşadığı bir bölgeye bir satış temsilcisi göndermiş. Adam Afrika’ya gitmiş, kabileleri ziyaret etmiş bakmış görmüş ki insanlar orda yalın ayak dolaşıyor. Canı sıkılmış. İlk fırsatta kendisini oraya gönderen şirkete bir telgraf çekmiş: “Beni buraya ayakkabı satmam için gönderdiniz  fakat burada kimse ayakkabı giymiyor, buraya kadar boşuna geldim. En kısa zamanda burdan ayırılıp geri geliyorum.” Şirket bu telgraf üzerine o satış temsilcisini geri çağırmış, onun yerine aynı bölgeye başka bir satış temsilcisi göndermiş. Bir gün sonra yeni giden satış temsilcisi de İtalya’ya bir telgraf çekmiş: “Beni iyi ki buraya yolladınız, derhal bana 2 gemi dolusu ayakkabı gönderin! Burada kimse ayakkabı giymiyor! Hepsine ayakkabı satacağız!” ( Reklamın Dili, Uğur Batı, 2010) Bu hikaye bana her zaman çok çarpıcı gelmiştir. Davet edildiğim her seminerde mutlaka anlatırım. İki insanın tıpa tıp aynı şeye bakıp, tamamen farklı şeyler görmesini anlatan daha çarpıcı bir hikaye olamaz. “Bakış açısı” insan hayatını çok ciddi bir biçimde değiştirebilir. Aslında mucizevi olduğu kadar ürkütücü de… Şu ihtimali düşünsene: Emek verip de kurduğun bütün hayatın, en büyük korkuların, hayatının ortasına yerleştirdiğin temel değerlerin, en güçlü varsaydığın yanların, en büyük özlemlerin, en büyük hedeflerin ya sadece küçük bir bakış açısı farkıyla aslında hiç birşey ifade etmiyorsa?

“Ejderhanı nasıl eğitirsin?”

Uzun zamandır takip ettiğim bir çok animasyon filmi, gerçekten çok derin mesajlar barındırıyor. Alışkanlık gereği birçok yetişkin bu filmlere “Migi Maus” gözüyle baksa da birçok filmde ve televizyon dizisinde olmayan derin mesajlar, animasyon filmlerinde mevcuttur. Örneğin çocuklara ve yetişkinlere (ve özellikle ergenlere) fiziksel güzelliğin aslında ne kadar boş olduğunu anlatmak istiyorsanız saatlerce nasihat etmek yerine “Shrek”i izletmeniz yeterlidir. İçinizde vejeteryan olmakla ilgili bir tereddüt varsa “Ferdinand”ı izlemenizi öneririm. Mevzu bahis kendini bulmak ve geçmişinle yüzleşmekse tabi ki “Lion King”. Özgüven, tekamül ve spritüel ilerleme için ise “Kungfu Panda”yı hararetle öneririm. Sanırım bu ve benzeri birçok animasyon filmi sebebiyledir ki bugün etrafımızda bunları izleyen birçok çocuk, anne babasından daha olgun birer insan olma yolunda ilerliyor. Eğer size “Bakış açısı” ile ilgili bir animasyon film önerecek olsam bu hiç tartışmasız “Ejderhanı nasıl eğitirsin?” olurdu. Çok fazla spoiler vermeden filmi şöyle özetlemek mümkün: Zamanın birinde Vikingler ve Ejderhalar amansız bir savaş halindedir. Her bir Viking erkeği için, ejderha avlamak erkek olmanın birinci adımı sayılır. Bu bakımdan Vikingler de çocuklarını bu geleneğe göre yetiştirirler. Vikinglerin Reisi uzun boylu, gür sakallı ve çok güçlü bir adamdır. Reis, oğlunun  da tıpkı kendisi gibi ejderhalar avlamasını ve devamında da kendisinin yerini alarak Viking kabilesini yönetmesini beklemektedir. Oysa ki Reisin oğlunun bambaşka bir fikri vardır: Ejderhaları avlamak yerine onlarla işbirliği yapmak. Bir gün farklı bakış açısına sahip olan bu genç delikanlı, Viking köyüne bir ejderhanın üzerine uçarak gelir ve tarihin akışını değiştirir. (İzlemeyenlere mutlaka öneririm)

Bakış açını değiştirecek cesaretin var mı?

Aslında soru çok net ve açıktır. Bu hayattaki bakış açını değiştirecek cesaretin var mı? Hemen “Var” deyesin var biliyorum. Ama bu “Var” yanında bir çok eşantiyon soruyu da beraberinde getirir. Mesela: Dışlanmayı göze alabilir misin? Doğru bildiklerini savunmak adına mevcut itibarından vazgeçebilir misin? Sadece sevmediklerinle veya karşıtlarınla değil, en sevdiklerinle de kavga etmeyi göze alabilir misin? Yalnız kalmayı göze alabilir misin? Konfor alanından vazgeçebilir misin? Bizzat senin inşaa ettiğin duvarları ellerinle yıkabilir misin? Yahu bir bakış açısını değiştirmek, bu kadar bedel ödemeyi gerektirir mi diye sorabilirsin. Bakış açısını değiştirenlerle ilgili biraz tarihe bakmakta fayda var: Bak bakalım “Dünya düz değildir, yuvarlaktır.” deyince neler olmuş.  “Dünya evrenin merkezinde değil, güneşin etrafında dönüyor” deyince neler olmuş. “Biz artık bu putlara tapmayacağız.” deyince neler olmuş. “Daha fazla eşitlik, özgürlük, kardeşlik” deyince neler olmuş. Bakış açısı çok önemlidir, birçok şeyi değiştirir. Tekrar soruyorum. Bakış açını değiştirecek cesaretin var mı?




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı