Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sendikalaşma zorunluluğu, CTP’nin ideolojisinin gereğidir…

Dev-İş Başkanı Mehmet Seyis, geçtiğimiz hafta, bu sütunlardan defalarca gündeme getirdiğimiz bir konudan bahsetti. Özel sektörde toplu iş sözleşmelerinin yasayla zorunlu hale getirilmesinin, yine özel sektörde sendikalı yaşama geçmenin önünü açacağını söyledi. Aynen öyle.

Burada bir şeyin altını da özellikle çizmek isterim. Özel sektörün güçlenmesi ve buna karşı da sosyal adaletin sağlanması temelindeki liberalizmin uygulandığı, gelişmiş ülkelerde, bu iki ayak da koruma altındadır. Hem de demokratik yollarla. Yani özel sektörün güçlenmesi teşvik edilirken, çalışanın ezilmemesi için de korumalar vardır. Bu bağlamda, AB ülkelerinde, sendikal örgütlenme zorunludur. Türkiye’de böyle bir zorunluluk açıkça olmasa da, bir iş kolunda sendika kurabilmek için, Türkiye çapında örgütlenme şartı var. Bizde öyle mi? Anayasa “Toplu sözleşme ve sendikalaşma haktır” derken, yasalar bunun güvencesini sağlayamamakta… 

KKTC’de 2012 rakamlarına göre kamu ve özel sektörde çalışan sayısı, 99 bin 117 kişi. Bu sayının sadece yüzde 30 civarı kamuda istihdam edilmiş durumda. Demek ki yüzde 70 özel sektörde çalışıyor. Bu hesaba göre yaklaşık 70 bin kişi…

Özel sektör kendi kurallarını uygulayıp, sermayesini büyütmenin derdindeyken, çalışanı koruyacak birtakım yasalar olsa da, hiç bir zaman uygulanmıyor. Kurumsal bir kaç şirket dışında, tamamına yakını iş güvencesiz, toplu sözleşmesiz. Asgari ücretin üstüne çıkabilenlerin sayısı binde bir. Eskinin orta direği, neredeyse yıkılma noktasında. Ne terfi mekanizmaları var, ne onları koruyacak sendikaları. Hatta sendikalı olmak istemek neredeyse suç.

Bu durumda yapılması gereken, aynen gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, devletin sendikalaşmayı zorunlu hale getirmesi. Bu sadece çalışanı güvenceye almayacak, sektörlerin kendilerini denetlemesini de sağlayacaktır. Ve bizim ülkemizde bu kararı verebilecek bir hükümet de sağ ağırlıklı bir hükümet olmadı, olamazdı da. Bunu ancak, ideolojisinin temelinde sosyal adalet ve emeğe saygı olan sol tandanslı bir hükümet yapacaktır. Nitekim hükümet programında, hem de kısa vadeli hedefler bölümünde şöyle bir ifade var; “ Sendikalaşma, toplu sözleşme ve grev haklarının ILO Sözleşmeleri çerçevesinde geliştirilmesi sağlanacak ve teşvik edici düzenlemeler yoluyla bu hakların özel sektör çalışanları tarafından da kullanılabileceği koşullar oluşturulacaktır”. Programına bunu yazan hükümet, ILO Sözleşmeleri’nin sadece 15’inin KKTC’de geçerli olduğunu da bilir sanırım. İşte CTP’nin büyük ortak olduğu bir hükümetin bence öncelikli işi, bu cesareti göstermek olmalıdır. Onlar da yapmazsa, bunu başka kimseden bekleyemeyiz…

YERİN KULAĞI VAR:
ÇÖZÜM HEMEN ŞİMDİ:
Bu sözü Eroğlu’nun ağzından duyacağım, kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi… Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Son fırsatı iyi değerlendirmek gerek. Çözüm mümkün.  Zamanı şimdidir. Şimdi Anlaşmayı yaparsak yaparız. İleriki tarihlerde ne olacağının garantisini biz de veremeyiz” demiş bir kabulünde… Yani bir bir başa deyişle; “Çözüm, hemen şimdi”… Eroğlu’nun, yakın geçmişte Annan planına karşı düzenlediği “hayır” mitingleri aklıma geldi bir an. Konjonktür dedikleri böyle bir şey olmalı…

ASLANBABA’NIN DOLARLARI:
KKTC siyasi tarihine damga vuran, eski milletvekili Ejder Aslanbaba’nın Meclis kürsüsünden salladığı dolarların akıbetinin ne olduğunu bilen var mı? O dönemde günlerce gündemi meşgul eden ve ortaya attığı  ses bantlarıyla birçok kişiyi de töhmet altında bırakan Aslanbaba olayı saman alevi gibi yanıp söndü. Alan belli, veren belli ama, bu konuda unutulup gitti sonunda… 

ORGANİZE ÇABA GEREKLİ:
Asayiş gündeminde listenin başını çeken uyuşturucu, fuhuş, hırsızlık olaylarına bir de sahte para işi eklendi. Gelen haberlere bakılırsa istisna değil. Ciddi boyutlarda. Ne yapıyoruz? Diğerleri gibi bunda da tesadüfen bulunanı yakalamakla mı kalıyoruz, yoksa kaynağını kurutmak için bir organize çabamız var mı..?

40 YILDA NEREDEN NEREYE:
Sanayi Odası Başkanı diyor ki, 1977’de ihracatın, ithalatı karşılama oranı yüzde 50’ydi, şimdi yüzde 6”. Feci bir rakam. Tabii o yıllarda Rum’dan kalan tam teşekküllü fabrikalar vardı, artı ABAD kararı da yoktu. Zaman içinde hepsini yok ettik. Sadece bu bile, geçen 40 yılda nasıl yönetildiğimizi gösterecek bir örnek. Başka söze gerek yok…

GREV İÇİN PARA VAR MI:
BES Başkanı Savaş Bozat, belediyede, olası bir grev için nabız yoklamalarına başlamış. Geçen dönem yaklaşık bir yıl grev yapan ve sendikadan tek kuruş grev ödeneği alamayan çalışanlar bu kez öyle bedava eylem yapma niyetinde değiller. Onun için Bozat’ın öncelikli hedefi, kasasına bakmak olmalı. Geçen sefer milyonlar olduğu iddia edilen BES kasasından zırnık çıkmamıştı hatırlarsanız…

GÜN BUGÜNDÜR:
Çalışanlar ve işçi sendikaları hükümetin vakit kaybetmeden asgari ücreti ele alarak “insanca” yaşamaya olanak sağlayacak seviyeye getirmesini bekliyor. “Yeni hükümet oluştu, artık mazeret üretme zamanı bitti icraat zamanı geldi” diyen Türk-Sen Başkanı Bıçaklı, 4 kişilik bir ailenin yaşamını insanca sürdürebilmesi için gerekli olan ücretin, asgari ücret olarak belirlenmesi gerektiğini söyledi. Haydi o zaman, muhalefetteyken “sefalet ücreti” dediğiniz asgari ücreti düzeltmek artık sizin elinizde…
TESBİT TAMAM, SIRA ÇÖZÜMDE:                                                                                                                            Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hamit Bakırcı, Ülkemizin en önemli sorunlarından biri çevre ve hava kirliliği olduğu saptamasında bulunmuş. Yıllardır hepimiz aynı şeyi söylüyoruz ama, bugüne kadar kimse tedavi safhasına geçemedi ne yazık ki. Bakan Bakırcı da, aslında hepimizin bildiği hastalık için teşhisi koymuş, inşallah tedavisi için de elini taşın altına koymayı da becerir… Bu arada, AKSA’ya filtre takması için verdiğiniz bir aylık süreyi de, bir kenara not ettiğimizi unutmayınız lütfen…  
HERKESE EŞİT MUAMELE:
Son günlerde bazı gazetelerde camilerin elektriklerinin kesilmesi haberlerinin öne çıkarılması dikkat çekiyor. Kimse kusura bakmasın ama, devlet dairelerinin elektriklerinin kesildiği bir dönemde, camilerin elektriklerinin kesilmesi normal. Nasıl ki ödemeyen vatandaşın elektriği kesiliyorsa, camilerin de borcundan dolayı kesilebilmeli. Zamanında ödeme yapılsaydı, bunlar olmazdı…

 

ZİRVEDEKİLER

Kudret Özersay: Toparlanıyoruz Hareketi lideri Özersay, yeniden ivme kazanan görüşmelerle ilgili olarak, “bizler iki-kesimlilikten ve iki-toplumluluktan, hatta bir ortaklıktan çok farklı şeyleri anlıyoruz. Bu vizyon sadece bir cümle olarak değil içerik, öz itibarıyla da ‘ortak bir vizyon’ haline dönüşmüyor ya da dönüştürülemiyorsa tüm bu uğraş boşunadır” dedi…

DİPTEKİLER
Ercan İşi: Bugüne kadar hep sadece yüklenici firmayı suçladık. Onların da tepeden bakan halleri, havaalanında iyileştirmeleri başlatmamaları, sözleşmenin dengeli olmaması eleştiriyi fazlasıyla hak ediyordu. Ancak Bakan Kaşif’in açıklamaları bize UBP hükümetinin suçunun çok daha büyük olduğunu gösterdi. Adamlara yeni bina, yeni pist yapmak için ihaleyi veriyorsun, yer gösteremiyorsun. 2048’e kadar sözleşmesi olan bir hangar ve askeri bölge orada duruyor. Bu sorunlar varken nasıl böyle bir sözleşme imzalanabilirdi ki? Bence esas hesap sorulacak olan UBP hükümeti olmalı…

Kenya’da bir alışveriş merkezine düzenlenen silahlı saldırıda 39 kişi hayatını kaybetti