Size daha önce Işık Kitabevi’nin 36. Kitap Fuarı’ndan söz etmiştim. Bu fuarın en keyifli kısmını, bana göre, akşamları yapılan paneller oluşturuyor. Çünkü farklı alanlardaki pek çok uzman, bu sayede doğrudan halkla buluşma ve fikirlerini izah etme olanağı buluyor.
5 Eylül akşamki panelin konusu, ‘yolunda olmayan ekonomide çıkış arayışları’ydı.
Konu, her bakımdan ilginç ve hayatımıza doğrudan temas ettiği için dinlemeyi yararlı buldum. Ne mutlu ki ilgi de pekala yerindeydi.
Umut Bozkurt modere etti; Mete Feridun, Bülent Şemiler ve Mertkan Hamit ise güzel katkılar sundular…
En çok kulak kesildiğim nokta ise Şemiler’in Özal’la ilgili anıları ve buradan yaptığı nokta atışı çıkarımlardı…
Derken Mete Tümerkan’ın Bülent Bey’le yaptığı söyleşi aklıma geldi…
Ne diyordu burada Bülent Bey? (Üstelik, bizim salim arkadaşlar da pek kızmışlardı bu söylediklerine…)
‘Özal, Akıncı ile uzlaşabileceğini düşündü ama o dönem kamuoyunda adı Özal Paketi olarak anılan ekonomik önlemler dizisi, Akıncı’nın ‘ben sosyalistim, bunu kabul edemem’ demesi üzerine sabık reis-i cumhurca reddedilince, hayal kırıklığına uğradı’ demişti…
O dönemki UBP-TKP hükûmetinin Özal’a menfi bakışına da işaret etmişti… Hatta merhum, toplantıdan sonuç çıkmayacağını anlayınca, ‘bari iki çay-kahve söyleyin de, erken çıkıp söylentilere mahal vermeyelim’ demiş…
Turgut Özal, düzgün kapitalizm isteyen ve bunu tatbik etmeye çalışan bir politikacıydı.
Dünyadan ısrarla kopmaya gayret eden bir ülkede yapmaya çalıştı bunu, bu nedenle anlaşılamadı ve hasmı da çoktu.
Bu örneklerden de bunu anlıyoruz.
Belki de o dönemki paket uygulansa, beylik deyimle ‘acı ilaç içilse’ idi, bugün bu kadar sorun yaşamazdık. Başta da kimsenin ciddiye almadığı bir dizi protokolle uğraşmazdık…
Ama dedik ya, geri kalmakta ısrar edenler insanlar hâkimdir ülkemizde. Herkes değişim, reform, devrim ister kendi meşrebince… Ama sözde… Öze gelince devrimci kalabilmek zor iştir. Şemiler bana bunu yeniden hatırlattı.
































