Köşe Yazarları

SEÇİM YASAKLARI VE TARAFSIZ KALMASI GEREKEN YEREL KURULUŞ…

Mehmet Moreket yazdı






Seçim ve Halkoylamasının 79. Maddesinde, Devlet, bağlı kuruluşlar ve “yerel kuruluşlar”ın tarafsız olması zorunluluğu var.

Ayrıca, 80. Maddeyle bu kuruluşlarla ilgili tören, nutuk gibi eylemler de yasaklanıyor.

Seçimlere bağımsız olarak giren Yeni Erenköy Belediye Başkanı, seçim yasakları süresi içinde törenle UBP’ye katılıyor.

Nutuklar sallanıyor karşılıklı.

Belediye Başkanı, yaptığı görevlerde, şu anda bir aday olan Başbakan’dan gördüğü yardımları sıralıyor. UBP’ye övgüler düzüyor.

İşler öyle sarpa sarmış ki, artık yasaları bypass etmekte de beis görmüyorlar.

Bu transfer yapılacaksaydı, seçim yasaklarından önce yapılsaydı ya…

Yine, hedefe varmak için herşey mübah anlayışı.

Durun son günler yaklaşsın, daha neler göreceğiz.

Geçmişte benzerlerini çok yaşadık…


BİZİ EV KARANTİNASI YAKMADI MI?

Virüsün dünyayı sarmaya başladığı Mart ayının başında Başbakanımız engin öngörülerini dile getiriyor; “Bu virüsün bize geldiği falan yok. Abartmayın, ayağımıza kurşun sıkmayalım”…

O günden 1 Temmuz’a vaka sayısı 108…

1 Temmuz’da kapılar kontrolsuz bir şekilde açılıyor. 1 Temmuz’dan 20 Eylül’e vaka sayısı 694’e ulaşıyor….

25 Temmuz’da Başbakan. “Türkiye’den veya Güney Kıbrıs’tan KKTC’ye gelenlere 7 gün karantina uygulanması gibi bir durum söz konusu değildir” diye kestirip artıyor. Vakalar hızla artmaya devam ediyor. Yerel bulaş başlıyor ve o da hızla yayılıyor. Her şey kontrolden çıkıyor. Ne için? Başbakan, Sağlık Kurulu’nun tavsiyesine kulak asmadığı için…

Sonuçta 5 Eylül’de dünya kadar insan durduk yerde hasta olduktan sonra, karantina kararı çıkıyor.

Bu arada yapılabilecek başka şeyleri yapsalar, yine bu kadar artmayacak. En azından kapıdan gireni test sonucu çıkana kadar bir yerde bekletseler, evlere otellere yollamasalar, yerel bulaş bu kadar hızlı olmayacak. Onu da yapmamakta direniyorlar.

Geçen gün bir hekim arkadaş, aynısını söylüyor; “Asıl sorun, çoğu sahte testlerle gelenler. Kapalı bir çok sinema vardı. Gelenleri sinemalara götürseler, test sonucu çıkana kadar birkaç film seyrettirseler, yine olurdu”. Tabii bunun için, yerel laboratuvarlardan da destek almaları gerekirdi. Nitekim bunu da iş işten geçtikten sonra yaptılar. Baştan yapsalardı, bu kadar karantina masrafı ve sorunu birikmeyecekti.

Şimdi Başbakanımız, yine bazı sektörlerin baskılarına dayanamayarak, bir kez daha ev karantinasını düşündüklerini söylüyor.

Seçim yaklaşıyor ya, kamunun sağlığı mı, bazılarının beklentileri mi?

Az kaldı. Hangisinin öncelikli olduğunu sandık sonuçlarında görecek. Ama bedelini sadece o değil, hepimiz ödeyeceğiz…


YERİN KULAĞI VAR

BU TÜR EMPOZELER KABUL GÖRMÜYOR:  TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Kıbrıs’la ilgili çözüm konusundaki sözleri, unutulan Kıbrıs sorununu yeniden gündeme taşıdı. Hatta adaylar bu açıklamayla birlikte propagandalarının ilk sırasına Kıbrıs konusunu koydu. Kimileri Çavuşoğlu’nun açıklamasına destek verirken, kimileri de Kıbrıs Türkü’nün iradesine müdahale olarak değerlendirdi. Öyle veya böyle Kıbrıs Türkü nasıl bir çözüm istediğine kendisi karar verir. Adeta bir adaya destek amaçlı bu tür açıklamaların yıllardır ters teptiğini yaşayarak gördük. Sanki bilerek yapılıyor gibi bir hava var…

AMAÇ TATAR’A DESTEK:  “Federasyon öldü” diyen adaylar çözüm formülü olarak “iki ayrı devletli” bir çözümü savunuyorlar. İyi de federasyonu bile kabul etmeyen Rumlara “iki ayrı devlet” formülünü nasıl kabul ettirecekler doğrusu merak ederim. 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın dediği gibi, “Türkiye Dışişleri Bakanlığının dün yaptığı federal çözüm modeliyle ilgili açıklamaları, Kıbrıslı Türklerin yarım asırlık kazanımlarını yok etmeye adaydır.” Hele bu seçim bir bitsin geri vites nasıl takılır birlikte göreceğiz…

 EĞİTİM BAKANI İNATLA DÜZELTMİYOR:  Kreşlerde 0-3 yaş kararıyla, 4-5 yaşındaki çocukları eve yollayan zihniyet, yanlışını düzeltmemekte direniyor. Bir grup anaokulu, etüt işletmecisi Bakanlığa yazı yazıyor, bu çocukları güvensiz merdiven altı mekanlara mahkum etmeyin diyor. Ama Eğitim Bakanı, suçu Sağlık Bakanlığı Müsteşarı’na atıyor. Yapacağı iki kelimelik düzeltme.  İnatla yapmıyor. Sanki kural çocukların yaşıyla alakalıymış gibi. Tükürdüğünü yaladı denmesin diye aileleri ve çocukları perişan ediyor…

KİMİN AVUKATLIĞINI YAPIYORSUNUZ?:  Elektrik borcu yüz binler, hatta milyonlara ifade edilen bazı işletmelerin elektriklerinin kurum tarafından kesilmesi bizzat Yönetim Kurulu tarafından engelleniyor. Bu da yetmezmiş gibi kesintiyi yapanlar polise şikayet ediliyor. Kusura bakmayın ama siz o koltuklarda borcunu ödemeyenlerin avukatı olarak mı oturuyorsunuz. Birkaç yüz lira borcu olan abonenin elektriği kesilirken sesiniz çıkmaz ama, iş ensesine kalınlara gelince ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz. Aslında kesen değil, sizler polise şikayet edilmelisiniz…

ARŞİV UNUTMAZ:  Bilim Kurulu bir dizi yeni önlemler aldı. Kumarhanelerden sonra barlar da kapatıldı ama, ne hal ise gece kulüpleri için henüz bir karar yok, ki en yakın temasın olduğu ve bulaşın yaşanabileceği yerlerden birisi de oraları. Aklıma yıllar önce Ertuğrul Hasipoğlu’nun aynı konuda bir soru üzerine verdiği o meşhur cevap geldi. “Gece kulüplerini kapatalım da bizi mi şey etsinler” demişti Hasipoğlu. Acaba bugün de aynı endişeyle mi gece kulüpleriyle ilgili karar alamıyorlar…

25 EYLÜL’E NE KALDI:   Özellikle Lefkoşa’da vatandaşın bu günlerde derdi ne geçim, ne seçim. Varsa yoksa su… Haftalardır Lefkoşalı susuzluktan vırak vırak ediyor. Tonunu 5 liraya aldıkları su için 70-80 lira ödüyorlar, o da tankercilerin insafına kalmış. Susuzluğun nedenini cumhurbaşkanlığı seçimine indirgeyenler bile var. Tatar suyun 25 Eylül’de geleceği müjdesini verdi ama, bir aksilik olur ve gelmezse vallahi isyan çıkar…


ormanlık arazi

FOTO GÜNDEM: Dün içimiz acıyarak, etrafa bakmaktan kaçınarak Kalkanlı’dan Güzelyurt yönüne gittik. Mayıs ayında yanan ve kağıt üstünde 7500 dönüm olarak geçen ormanlık arazinin büyüklüğü karşısında irkildik. Mayıs’tan buyana 4 ay geçti. Ağaç dikme mevsimi yaklaşıyor. O ağaçlar orada öyle, bizim sorumsuzluğumuzun simgeleri gibi kapkara duruyorlar. Ne bir temizlik, ne bir taraslama, ne ekim hazırlığı. İşin kötü tarafı, ses çıkartması gereken çevrecilerden de ses yok.

 








Başa dön tuşu