Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sahte uzlaşmacılar…

Anlayış…

Hissetmek…

Farkında olmak…

Farkına varmak…

Paylaşmak…

Ve teşekkür….

İnsani duygular bunlar…

Yunanistan’daki yangın felaketi sırasında, bazı aklı evveller, “ne olurdu kuzeyden de geçmiş olsun mesajları gitse” falan deyici oldular.

Sanki gelmeyeceğinden emindiler.

Aynı saatlerde, her türlü kurum, kuruluş, siyasi parti, hükümet, devlet yetkililerinden mesajlar yağıyordu…

Ertesi gün gazeteler üzüntülerini manşetlere taşıdılar.

Gazetem Havadis ayrıca gurur verdi. Yunanca “acınız acımızdır” dedi. İçinden geleni söyledi.

Nitekim Rum basını da buna duyarsız kalmadı, “Teşekkür ederiz” dedi onlar da Türkçe…

Bir çok yerde yardım kampanyaları başlatıldı.

Hep birlikte televizyon başında o görüntüleri kahrolarak izledik.

Hangi ülke olduğu ya da hangi milletten insanların zarar gördüğü hiç aklımıza bile gelmedi.

Diyeceğim şu ki, evet iki tarafta da bağnazlık, faşistlik, ırkçılık, düşmanlık yayan kesimler var. Bunlara karşı hep birlikte tetikte olalım, mücadele edelim.

Ama böyle bir olayda halkların geneli yani çoğunluk, nereli olduklarına bakmaz, insan olduklarını hisseder, o acıyı paylaşırlar…

Dünyanın her tarafında bulunabilen bu tür kafaların yaydıklarını öne çıkartmakla ne elde edilebilir ki? Aynen o “sözde” kınadıklarınızın yaptığı gibi, düşmanlığa hizmet etmez mi..?

Bir de uzlaşmacı, birleştirici falan havasındadırlar. Oysa yaptıkları tam tersine hizmet eder.

Sürekli olarak kendi geldikleri toplumları suçlamayı marifet sayarlar.

Tıpkı provokatör ajan gibi…

Esas tehlikeli olanlardır bunlar.

Çoğu, geçmişte başka bir yere, başka bir ideolojiye aittir. Sonra taraf değiştirirler, gittikleri yere yaranmaya çalışırlar. Hem de öyle fanatikçe yaparlar ki bunu, görmemek imkansız.

Bu tipler, böylesine acı bir olay karşısında bile, algı yaratmaktan vazgeçmezler.

Keşke o felaket olmasaydı da kimse kimsenin acısını paylaşmak zorunda kalmasaydı ama, bu acı bile yine birilerinin foyasını meydana çıkarttı.

Ellerine ne geçti ki..?

İşte bunun için bu ülkenin iki yanında gerçekler konuşulamıyor.

Bu çarpıtılmış mesajlarla halklar birbirlerinden uzaklaştırılıyor, birbirlerine karşı kışkırtılıyor.

Kime ve neye hizmet ettikleri belli değil.

Bu daha da acı, daha da üzüntü verici…

YERİN KULAĞI VAR

50 YILDIR SONUNU GÖREMEDİK:

AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu “müzakerelerde bu sefer sonuna kadar gidilmeli. Çözüm olanağı var, yeter ki siyasi irade olsun” dedi. Sonuna kadar gidelim gitmesine de, yarım asırdır hep aynı terane, “oldu oluyor, bu kez tamam”sözlerini kaç yüz kez duyduk, kaç kez direkten döndü. Artık her iki taraf da federal bir çözüme olan inancını kaybetti ki, bunda da Rum siyasilerin rölü inkar edilemez bir gerçek. Birleşemiyorsak eğer, iki iyi komşu gibi yan yana yaşamayı becerelim hiç olmazsa…  

 

HER İŞİMİZ GÖSTERMELİK:

Aldığımız hiç bir kararın ne arkasında duruyor, ne de denetimini yapabiliyoruz. İş dünyasından iki örnek. Yaz sıcaklarında dışarıda çalışan işçilerin çalışma saatlerini ayarlamıştık, yine inşaatlarda çalışan işçilerin can güvenlikleriyle ilgili kara rlar alınmış, cezalar kesilmişti. Her iki kararı da son bir yılda gördük, yaşadık. Hava sıcaklıkları yine tehlike boyutunda, inşaatlarda ise durum eskiye döndü. Dedim ya, iktidarda kim olursa olsun, kısa süre sonra işler gevşiyor, alınan kararlar sürdürülemiyor…

 

TÜMÜNÜ NEDEN YASAKLAMADINIZ:

Orman Dairesi, ateş yakılmasını yasakladı diye duyduğumuzda, önce tümüyle yasaklandığını sandık. Bir de baktık ki, bir takım piknik alanları sıralanmış, oralarda serbestmiş. Peki o alanların korucusu var mı? Yangına hemen müdahale edebilecek hazır ekipleri var mı? Yok… Temizliği bile senede bir yapılan yerler bunlar. Tümünü yasaklasalardı kıyamet mi kopardı? Şunun şurasında 31 Ekim’e kadar ormanda kebap yapmayıverselerdi. Şimdi bunlardan birinde allah etme bir yangın çıksa ne diyeceksiniz..?

 

NİYE ADAM OLMAYIZ:

CAS çalışanlarının eylemleri son iki gündür dozu artarak devam ediyor. Bu konuda toplum ikiye bölünmüş durumda. Destek veren kadar, yasaların uygulanmasını isteyenler de var. Dünyada en büyük günahın, birilerinin ekmek parasıyla oynamak olduğuna inananlardanım. Ancak artık, daha kötü olaylar yaşanmadan, daha fazla uzatmadan bu işe nokta konulmalıdır. Devlete alacaksanız alın, yok eğer işlerine son verecekseniz de çıkın ve net bir şekilde söyleyin.  Bu işin uzaması kimseye yaramaz. Ve bir dip not. Bu eylemler sırasında gördük ki,  bu insanları siyasi rant uğruna zamanında işe alanlar, bugün hiç sıkılmadan yanlarına gidip destek oldular. Bu siyaset böyle çirkin işte…

 

KİM KONTROL EDİYOR:

Her yaz tartışmalara neden olan “kuran kursları” bu yıl da denetimsiz şekilde sürüyor. Lefkoşa’nın suriçine gidin, gördüklerinize inananmazsınız. Yaşları 8 ile 10 arası kız çocuklar başları bağlı camilerde kuran kurslarına gidiyorlar. Tamam, herkesin din ve vicdan hürriyetine saygımız sonsuz ama, bu çocuklara kursu kimler veriyor, ehliyeti nedir soran var mı? Muhalefet döneminde bu konuda mangalda kül bırakmayan Cemal hoca bu işlere ne der acaba, yoksa koltuk onu da mı değiştirdi. Gencecik beyinler hurafelerle yıkanıyor ama, biz sadece seyrediyoruz…

 

KİM BU MESUT ÖZİL:

Bugünlerde herkes onu konuşuyor. Neredeyse iki ülke arasında devlet sorunu olmuş. Türkiye Milli takımı yerine Alman Milli takımında oynamayı tercih eden ve  2010 yılında verdiği bir röportajda, “kendimi Alman hissediyorum” diyen Özil’in ne tuhaftır ki Türk olduğu, Alman Milli takımına bir daha alınmayacağı kesinleşince geldi. Ogün Mesut’u hainlikle suçlayanlar, bugün kahraman ilan ediyor. Bunun adı iki yüzlülük değil de nedir söyler misiniz…

 

ZİRVEDEKİLER

Fatih Mehmet Maçoğlu (Ovacık ilçesi Belediye Başkanı): “Bu toplumun vatan sevgisi sağa sola bayrak asmaktan ibaret. Hiç ülkemi güzelleştireyim, yerlere çöp atmayayım, çevremi temiz tutayım, ağaçlandırayım diyen yok. ‘Ben bu vatanın yeşiline, taşına, toprağına ölürüm’diyen adam, ertesi gün ormanda mangal yakıp yerlere çöp atıyor”…

DİPTEKİLER

Kilitli Tarihi Eser: Kıbrıs gazetesinin haberine göre, AB finansmanıyla projesi tamamlanan Mağusa’nın tarihi Ravelin (Akkule) Burcu ’nun, kapılarına kilit vurulup kapatılmış. Turizm mevsiminin en hareketli döneminde buranın kapatılma nedenini Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Müdürü Azimli, yapının içerisine konacak maket ve tanıtıcı görsellerin hazır olmaması olarak açıklamış… Kimsenin maketi mrak ettiği yok. Aslı dururken…