EkonomiKöşe YazarlarıSürmanşet

SAĞLIK EKONOMİ  DERKEN  MEMLEKET NEREYE GİDİYOR?

Konuk Yazar / Mahmut Kanber-Esnaf ve Zanaatkalar Odası Başkanı






Pandemi ile başlayan kriz  başka yerlere evrilmeye başladı. Mesele  tüm sorunların anası olan uluslararası hukukun içinde olmayışımızın yara sosyal ve ekonomik  ve özgürlükler çerçevesinde  ülkemizde son yaşananlar    Kıbrıs Türk halkının sorgulaması gereken sadece ekonomi veya sağlık olmadığı gerçeği ortada durmaktadır.

Covid-19 virüsü   tüm dünyada olduğu gibi  bizim ülkemizde de yaşamsal zorluklar ekonomiyi sağlık ulaşım eğitim üretim Turizm gibi Ülkemize ekonomi anlamında katkı oluşturan ekonomik yapıları toplumsal fayda anlamında sorgulamadan, sorunlar 12 aydır pandemi sürecinde  toplumun Yaşamsal ihtiyaçlarını Karşılayan onların daha da büyümesine ve kronikleşmesine  sebep  ülke yönetme alan  hükümetin Başarısız, öngörüsüz, plansız Kendi İstikbal’in den Fırsat buldukça memleket sorunlarıyla ilgilene bilen Halkın Büyük bir kısmı da ekonomik anlamda büyük sıkıntılar çekerken bir kısmı da her şeyi normalmiş gibi yaşarken siyaseten sorumluluk alanlarının ve almayanların topluma ihtiyaç duyulduğu zaman da yanlarında olmamanın ne anlama geldiği Çarşıda pazarda halkın dolaştığı yerlerde ve çalıştığı yerlerde çok etkin ve yüksek sesle konuşulduğuna  Bugün  Kulaklarını ve gözlerini kapatanlar Yarınlarda Bunun hesabını verebilmelidir.

Ekonomi başarılı değil.

12 aydır sürdürdüğümüz Mücadelenin karşılığı  ve sonucu bu olmamalıydı. Esnafın tüm mütevaziliği ne ve toplumsal fayda sağlayacak şekilde ekonomik yapılanma  yönünde önerileri  yeterince ciddiye almayan hükümeti  sorgulamak esnafın en doğal hakkı olmuştur.

Bu hakkı sonuna kadar kullanacağımızı ülkede üreten, katma değer yaratan, istihdam yapan, ekonomideki etkisinin büyük bir kısmını  iç piyasada tüketilen devlete karşı yükümlülüklerini yerine getirme noktasında tüm olumsuzluklara rağmen çaba sarf eden esnafın mütevazilik yapması sonucu görmezden gelmesini kabul etmeyeceğiz.

Bu durumu her düzeyde her şekilde ve yöntemde demokrasi çerçevesinde sorgulayıp mücadelesini vereceğiz.

12  Aydır  süregelen  krizin   henüz   planlaması ve analizi  ortaya konulmaması gerçekten bu  yönetim biçimi ile Ekonomide başarı sağlamak mümkün görünmüyor. Kaynak noktasında yerel veya dış kaynağının şeffaf ve adil olabilmesi adına  Popülizmden vazgeçip Real duruma Göre   davranışa ve icraata  geçmeyi  bir an önce başlamalıdırlar. Pandemi nedeniyle yaşananların ve yaşanacak olanlardan ders çıkarma sadece toplumun dersi değil, asıl ders çıkarması gerekenler siyasetten sorumluluk alan ve ben bu durumu yönetebilirim diye İddaa koyarlar bugün ise ne yapalım elimizden gelen budur deme haklarına sahip değiller.

Yıllardır yükümlülerin üreticiyi küçük esnaf tüm olanaklarını Bu ülkenin içinde kullanırken yerel istihdama önem verirken, yatırımlarını ülkesine yaparken, Sizler teşvikleri lokomotif sektörlere aktarırken, Bizler Türk parasının değer kaybından oluşan enflasyonist ekonomiden zarar görmeye devam ettik, ettik etmesine de ne oldu kazanç Türk parası giderlerin Büyük bir kısmı döviz ,döviz kazananlar ise ödemelerinin Büyük bir kısmı Türk parası, bu çarpık yapıdan ve bu düzenden kurtulmamız gerekli.

Arasta

Önce devlet ardından da Özel sektör tek bir para biriminin kullanılması noktasında düzenlemeler yapılmasının şart olduğunu bilmesini isteriz.

Devlet Kendi kiracılarına döviz uygulaması yaparken Tabii ki özel Mülk sahiplerini söyleyecek sözü olmadığını görüyoruz.

Banka borçlanmaları, kira,  ve  bu benzer durumların ağırlıklı olarak  gelir cinsine göre kullanılması   ciddiyetle  uygulanmalıdır. yüksek banka faizleri ötleleme ,erteleme, gelir kaybının  % 100  ile % 50 arasında  kim bu düzende bu durumdan kurtulabilir. Toplu iflaslar  artacaktır.

Bütçemizin kayda değer bir kısmının Yerel kaynaklardan oluşabilmesi için  Ekonomide yeni bir modeli ve anlayışa ihtiyaç kaçınılmaz olmuştur.

Hükümetin veya yönetme sorumluluğu almak isteyen partilerin şu anki durumu meşrulaştırmak  ve kabul ettirme çabalarını şimdiden kabul etmeyeceğimizi söylemek isteriz, bu bir kader değil başarısızlık hikayesidir. Kendi ayakları Üzerinde duran bir ekonomi Aslında birçok temel soruna da cevap oluşturacak, Kendi kaynaklarımızı ülkemizin gelişimi ve planlaması Buna bağlı olarak sosyal kültürel gelişimin kendine güven duyan özgürlüklerden yana tavır alan bireyler topluluklar toplumlardan   oluşan halkalar Yönetme yönetilme gailesi yerine,

iradenin tartışılmayacağı özgüveni sahip olurlar.12 aydan ders çıkaramayan ve hala   hükümeti  kim zora sokarsa, Yolları kapatırsa, yumurta atarsa, spesifik olarak o sorunları çözmeye gayret eden bütüne bakmak yerine parçalarla uğraşarak menfaatçilik üzerinden hükümet  kendi gelecegini koruma gayreti gösterenleri yadırgadığımızı söylemek isteriz.

 

Uluslararası antlaşmalar

Türkiye-KKTC 2021 yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Protokolünün içeriğine baktığımızda aslında Sadece iktisat ve Mali durumları kapsamadığını, Toplumsal durumu etkileyecek demokrasi algımız çerçevesinde ülkemizdeki sivil toplumun sendikaların örgütlenme modelini  sorgulyan, Ekonomide üretim ve yerel kaynakların gelişmesi için kendi ayaklarının üzerinde durabilecek bir ekonomik modeli ulaşabilmesi ile ilgili bir tavsiye görmedik. Ekonomide dış kaynağa ihtiyacımız olduğu gerçeğinden yola çıkarsak Ülkemizi yönetenlerin yönetme algısının dışında halkımızın sosyo-ekonomik gelişimini Kıbrıslı Türklerin kendi dünya görüşleri  ve gelişimi çerçevesinde Kullanacağımız kaynaklara göre ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Örnek vermek gerekirse şu anda ülkemizdeki yaşanan sorunların ekonomik ve sağlık boyutunun olumlu yöne çevirecek olan aşının ekonomi ile ilgili protokol içinde olmaması Bunun yerine ihalelerin nerede yapılacağı geçmişten kalan altyapı sorunlarının daha öncelikli bir duruma geçirilerek Hatta genel protokolden önce bir alt protokolün imzalanması Aslında   Protokolün anlamını doğrulamıştır. Bu yıllardır yaşadığımız sorunların pandemi sürecinde Salt ve Yalın bir şekilde karşımıza çıktığını  görüyoruz. Ülkelerin ve devletlerin halkından aldığı güç aslında halkına yaşattığı demokrasi ve özgürlükler kadardır.!  Bu standartlara ulaşan ülkelere  çağdaş ve gelişmiş ülkeler denir.

Sağlık ülkemizde halkımızın ve sağlıkla ilgili tüm kesimlerin ortaya koyduğu samimi gayretle sürdürülebildiği bir gerçektir.

Bu süreçte üretici esnaf ve birçok kesin saglık otoritesini ne dediyse çok fazla da ekonomik kaygı duymadan kısıtlamalara uyarak iş yerlerini kapatarak hükümetin bu dönemde bu kesimlere sorumluluklarını yerine getirmemesine rağmen Toplumsal sağlığımızı Koruyabilmek adına saygı ile karşılayıp bu mücadeleye el vermiştir. var olma ve varlığımızı sürdürme İlkeli bir yaşam ve kendi kararlarını üretebilen bir yapının egemen olacağı Günlerin mücadelesi ile sağlığımıza yaşamımıza ve çok önemli bulduğum demokrasi anlayışımıza sahip çıkalım.

 







Başa dön tuşu