Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SADECE MÜLK SORUNU MU? (MESELA MERKEZ BANKASI, VERGİLER KONUSU DA VAR!)

Biz bugüne kadar Kıbrıs siyasi sorununun çözümüne ilişkin müzakere masasında tartışılan konulara “köşemizdeki” yorumlarımızla katılırken,  hep  1974’den arta kalan hesaplaşmalar vizyonundan  baktık! Mesela “mülk konusunda  iadeler ne kadar ve nerelerden olacak…” Yahut “Kuzey’e ne kadar Rum aile dönecek…” Veya “iki ayrı bölge kendi içlerinde hangi özerk haklara sahip olacak, Federal sisteme nasıl katılacak…” Gibilerinden. 
Fakat bugüne kadar hiç  düşünmek istemediğimiz, doğrusu hem ilgi hem bilgi alanımızın dışında olan konuyu gündeme taşımadık! Mesela   çözüm olasılığında  “olmazsa olmazlar” olarak karşımıza çıkacak  “Bağımsız Kuruluşlarla  Bağımsız Yönetimler!”  Mesela “Merkez Bankası!” Ki Federal devletin hem parasını basacak hem de öteki tüm ekonomik, finansal kurumların denetimlerini yapacak..   Mesela “Yargı, Başsavcı, Sayıştay Başkanı, Yüksek Mahkeme” falan…  Bunlara hiç dönüp bakmadık bile! Kaldı ki Masada tartışıldılar mı tartışılacaklar mı onu da bilmiyoruz! Dolayısıyle bugün bu konuların en önemlisi olduğuna inandığım  bağımsız kuruluşlardan  Merkez bankasına  bir göz atayım dedim!
MERKEZ BANKASI: Annan planında, “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin parasal konularda yetkili olacak, para basacak, para politikalarını belirleyip uygulayacak, kredi kurumlarının denetim ve AB kurumlarına uygunluğunca çalışmasını sağlayacak en üst makam olarak yerini aldıydı! Bir başka ifade ile Türk ve Rum halklarının mali ve ekonomik gelişimleri ile   Federal Devletin mali politikasını sürdürecek olan   kanunlu kurallı   büyük kurum…
Mesela:  Annan planında Merkez bankasının her bir kurucu devlette şubelerinin kurulması ve şube müdürlerinin “Yöneticiler Kuruluna” dahil edilmesi yasada yer alması halinde mümkündür” deniyordu!
Mesela:  Merkez Bankasının Başkanı Rum ise yardımcısı Türk olacaktı. Yöneticiler Kurulu 5 üyeden oluşacaktı. Yönetim Kuruluna her kurucu devletten 2 üye katılırken bir üye Kıbrıslı olmayan bir  “yabancı” olacaktı!
Mesela: Para Politikası Komisyonu da  7 üyeden oluşacaktı. Bu üyeler “Başkan ve Yardımcısı,  Yöneticiler Kurulu üyeleri, Kıbrıslı olmayan bir üye de dahil 7 kişiden oluşacak, her kurucu devletten en az üç üye bulunacaktı…
BUNLARI NEDEN YAZDIK: Anladığımızdan değil, anlamadığımızdan!  Olası bir  çözümde artık ne biz bize ne diz dize olacağız! Maliyemiz de ekonomimiz de bizden öte  “karar mercilerinin” insiyatif ve kanunları içinde olacak.
Anlaşma ahkâmlarında siyaseten “Kurucu Devlet” olacağız ama bu mali ve ekonomik yönden “kendi politikamızın”  sahibi olacağız anlamına gelmeyecek!       Mesela olası çözümde federal kanatlar olarak federal devlete yansıyacak   “vergilendirmeyi”  azınlıktaki Türk nüfusla çoğunluktaki Rum nüfus orantılarında   nasıl kazasız belasız halledeceklerine akıl bile yoramıyorum! Eğer öteden beri “maliyen kadar konuş” dediklerince  vergilendirmelerden doğan gelirler ve giderler kalemlerinden payımıza düşecek olanlar   “azınlığımız”  oranlarında uygulama görürse ne olacak?
Ve hatırlamamızda yarar vardır. Federal çözüm olasılığında ne sendikalar ne kurumlar “hak arayışı” adına ne istediklerince eylem yapabileceklerdir ne de “kanun kuralların” dışına çıkabileceklerdir! Çünkü böylesi her hareket kendi içinde özerk olduğu söylenen Kurucu Devlet kadar, bizzat federe devletin istikrar ve sürdürülebilirliğini de tehdit edecektir! Bir kurucu devletin bünyesel sorunu ötekini direkt ilgilendirecektir…
KISACA: Çözüm olsa da bu kez “federal sistemi” içine alan hır gür aynen bugünkü gibi yine devam edecektir. Tabi hatırlatalım. Bizim “hır gür” dediğimiz sadece “Merkez Bankası” hatılatmalı.. Yoksa daha nicesi var ki çözüme mali ve ekonomik yönden hiç de hazır olmayan hele AB’ye üyelik için belki de yıllarca hazırlanması gerekecek olan (Türk Kurucu Devleti) bu süreç içinde zaten ayakta duramayıp tepetaklak gidecek…