Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

RÜYADA GÖRÜLEBİLECEK POLİTİKALAR

BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Colin Stewart  Salı günü,  Rum toplumu lideri Anastasiadis ve Türk toplumu lideri Ersin Tatar ile görüştü.

Bu görüşmeler, bazılarının arzu ettiği gibi boşuna çabalar değil.

BM  Genel Sekreteri, Kıbrıs’ta toplum liderlerinin yakınlaşması ve iki toplum arasındaki güven arttırıcı çabaların ilerletilmesini, bu dönemde öncelikli konular arasına aldı.

BM  bu çabalarıyla, görüşmelerin yeniden başlaması için bir zemin yaratmaya çalışıyor.

Anastasiadis, geçmişte kendisine önerilen ve kendisi ile Rumların kabul etmediği önerileri kabul edeceğini açıklayarak, yeni bir açılış sağlamaya çalışmaktadır.

Bu önerilerden en önemlisi, Maraş’ın Rum sahiplerine iadesi karşılığında Ercan ve Mağusa limanının Uluslar arası trafiğe açılmasıdır.

BM kontrolünde önerilen bu yeni açılımlar daha resmileşmeden, Türk Cumhurbaşkanının bunları ret etmesi gerçekten şaşırtıcıdır.

Kıbrıs Türklerinin ambargolar altında zor durumda olduğunu savunan Türklerin, bu açılımları ret etme mantığını anlamak gerçekten zordur.

Tatar , Kıbrıs’ta çözüm yönünde adımlar atılabilmesi için İMKANSIZI istemeye devam etmektedir.

Tatar Kıbrıs Türk tarafının İKİ EŞİT EGEMEN DEVLET ve uluslar arası statüsünün kabul edilmesi halinde, resmi müzakerelerin başlayabileceğini, Kıbrıs Türk tarafının bu pozisyonundan vazgeçmesinin, geri adım atmasının söz konusu olmadığını  ısrarla söylemektedir.

Kıbrıs Türk tarafı yöneticileri, iki eşit egemen devlet tezinin dünya ve hatta Türkiye tarafından bile kabul edilmesinin mümkün olmadığını niye analiz edemiyor.

Küçük ülkelerin etnik temelde bölünmesine, uluslar arası arenada en fazla karşı çıkan Türkiye bile, bu konuda destekleyici tavrı uluslar arası çıkarları gereği savunamaz.

Türkiye içindeki Kürt Sorunu, BAĞIMSIZ bir Kuzey Kıbrıs Devletinin gerçekleşmesi durumunda, Türkiye’yi bölecek adımları kesinlikle ön plana geçirecektir.

100 BİN Kıbrıs Türküne BAĞIMSIZ DEVLET kurmayı savunan bir Türkiye, 30 Milyon Civarındaki Kürtlerin ayrılma talebi ile kesinlikle karşı karşıya kalacaktır.

Türkiye,  Rusya ile çok sıkı ekonomik ilişkiler geliştirmişken , Rusya’nın Kırım’ı işgalinden sonra, bu işgalin sona ermesini savunmaktadır.

Türkiye’nin bu politikası, Ukrayna krizinde de, Ukrayna’ya saldırılmaması yönündeki ABD ve AB politikalarıyla tamamıyla örtüşmektedir

ABD ve AB, özellikle AB nin Rusya’ya enerji bağımlılığını kırmak için yeni yollar aramaktadırlar.

Bu arayış içerisinde,Mısır ve İsrail gazının Türkiye üzerinden AB ye gönderilmesi fikri her çevrede daha yoğun olarak tartışılmaktadır.

ABD nin EAST-MET projesine desteğini çekmesi, Kıbrıs sorununun acilen ÇÖZÜMLENMESİ ni gündeme getirecektir.

Salı günü Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun, Türkiye’nin tüm ada üzerindeki GARANTÖRLÜK HAKLARINI HATIRLATMASI, gerçekte, İKİ EŞİT EGEMEN DEVLET politikasından uzaklaşmanın ilk adımı olarak değerlendirilmelidir.

Türkiye’nin kırılgan ekonomisinin, Uluslar arası politikalarda ABD  ve AB ye yakınlaşmayı zorladığı bu  dönemde, Kıbrıs’ı BÖLME POLİTİKALARININ ilerletilmesine destek verilmesi ancak RÜYADA GÖRÜLEBİLECEK  ve hiçbir temeli olmayan politikalardır.