Köşe Yazarları

RUSYA İLE İLGİLİ TUHAF TEORİLER…







Bir süreden beri Rusya’nın Kuzey Kıbrıs’a ilgisi bir yerlere sızdırılıyor.

Putin-Erdoğan görüşmesinde, Putin’in Mersin’de deniz üssü kurma talebinde bulunduğu, Türkiye’nin NATO üyeliğinin buna engel olduğu, ama buna karşılık, Mağusa’da üs kurulmasının ele alındığı iddia edildi.

Kim sızdırdı, kaynağı neydi hiç belli değildi. Ya bir kara propagandaydı ya da nabız ölçme denemesi.

Onunla da kalmadı, Sözcü gazetesinde dün emekli bir kurmay albay bu defa daha da ileri giderek, Rusya’nın Akdeniz’deki egemenlik ve zenginlik paylaşımında KKTC’ye ihtiyacı olduğunu, bunun karşılığında ya kendisinin KKTC’yi tanımasının, ya da kendi güdümündeki Abhazya’nın tanımasını sağlamasının olası olduğunu ileri sürdü.

Abhazya dediğin ülkeyi Türkiye bile tanımıyor. Gürcistan’dan ayrılmış, sadece Rusya, Nikaragua, Venezuella gibi birkaç ülkenin tanıdığı bir yer.

Buna karşılık Rusya’ya Kıbrıs’ın kuzeyinde deniz üssü verilecek öyle mi?

Yani komplo teorisi yazılır da, bu kadarına da pes yani.

Askeri üs talebine ilaveten bir de, Suriye’nin “imar ve inşası” sırasında kullanmak üzere Karpaz’da bir üs daha istermiş…

Aklıma Makarios’un Bağlantısızlar politikası yüzünden başına gelenler geliyor.

Rusya ile yakınlaşması, hatta Rusya’nın Makarios’a silah göndermesi, sonuçta da batının, daha doğrusu NATO’nun şimşeklerini üzerine çekmesi ve sonunda başına gelen 15 Temmuz cunta darbesi…

Şimdi, “ben yaptım oldu” denilecek bir konu değil ki bu.

Türkiye halen NATO üyesi. Üyelerle bazı sıkıntıları olsa da, ne Türkiye kendisi ne de NATO’nun diğer müttefikleri Türkiye’nin paktın dışına çıkmasını ister.

Kaldı ki, Türkiye’nin batı ile bütün köprüleri yaktığı falan da yok. ABD ile de Almanya ile de, İngiltere ile de diyalogu, işbirliği sürmekte.

KKTC’de Rusya’ya üs vermek demek, tüm bunları ortadan kaldırmak demek olur. Türkiye’nin de öyle bir çılgınlığa girişeceğini kesinlikle tahmin etmem. Bu konuda yorum yapılması bile abestir bence.

Kaldı ki, Rusya hali hazırda Güney Kıbrıs’la ilişkilerinde bir sorun yaşamıyor. ABD’nin “Rus savaş gemilerine akaryakıt ikmali yapmayacaksın” emrine rağmen, o iş aksamadan sürüyor.

Ha ne olabilir; bu teoriler, Güney Kıbrıs’a ABD’nin silah ambargosunu kaldırması ve NATO’ya üyeliğinin gündeme gelmesine karşı üretilmiş ve sızdırılmış olabilir. Bunu aklım alır.

Ama bunların Sözcü gazetesinde yer alması tuhaf.

Dahası da var.

Sözcü’deki haberde, CHP milletvekili Erdoğan Toprak’ın da benzer bir rapor hazırladığı öne sürülüyor. Toprak da raporunda “Rusya, güneyde Mersin-Akkuyu’da Nükleer santral, Kuzey’de ise Karadeniz kıyısında doğalgaz boru hatları ve 10 milyar metreküplük doğal gaz depolama tesislerinin güvenliği gerekçesiyle Türkiye’den üs talep edebilir” diyor.

Ha Sözcü, ha CHP ikisi de muhalefet. İddiaları reel politikayla uyuşmuyor. Aynen Kıbrıs’ın gerçeklerinden uzak oldukları gibi.

Birileri ensemizde satranç oynuyor, bize de el yordamıyla yorumlamak kalıyor ya, ona yanarım…

 

YERİN KULAĞI VAR

 NORMAL: Gezici’nin yaptığı ankete itibarım yok, değerlendirmeyeceğim. Erhan Arıklı adayların oyunun, partilerin oyunun altında gösterilmesine itiraz etmiş. Ama gerçek budur. Cumhurbaşkanlığı seçimleri de, yerel seçimler de genel seçimlere benzemez. Kazandıran da kaybettiren de partiler arasında gidip gelen oylardır. Partilerin kilitleri bu seçimlerde kırılır, böyledir yani.

SAĞIN KADERİ ONUN ELİNDE:

Partisi DP’nin kuruluş gecesinde konuşan Serdar Denktaş, “Ne adayım, ne değilim diyorum. Önümüzdeki günlerde belki de şu an adaylıklarını açıklayan arkadaşlarla konuşup, ülkemiz için en iyi ne ise, o yönde bir karar vereceğim” derken, sanki aday çıkmayıp, bir başka adaya destek verecekmiş gibi konuştu. Denktaş aday olur veya olmaz, seçim sonuçlarını, özellikle de sağın kaderini belirleyecek pozisyonda olduğu bir gerçek…

 DİSİ DE ‘SON FIRSAT’ DEDİ:

Güney Kıbrıs’ın DİSİ Partisi’nden Nikos Tornaridis’in bir açıklaması vardı geçtiğimiz gün. DİSİ malum, Anastasiadis’in partisi. Tornaridis, KKTC’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra, federal çözüme ilişkin “son fırsat penceresi”nin açılacağını söylüyor. Çözümü sürekli erteleyen Türk tarafı “bu son şans” dediğinde karşı çıkanlar, ne oldu da o noktaya geldiler. Bana ilginç geldi…

SEÇİM ÖNCESİ:

Başbakan dün TC’den bekledikleri 170 milyonluk kaynağın harcanacağı yerleri açıkladı. Çoğu yapılanmayla, iyileştirmeyle ilgili. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı yolların bakımı, tamiri için 269 milyon beklediğini söylüyor, Başbakan gelecek paradan sadece 26 milyon öngörüyor. Ama içinde turizm teşvikleri ve kredileri, tarım ve sanayiye hibeler, krediler, derneklere yardımlar var. Bunlar da nereden bakarsanız bakın, seçimlerden önce dağıtılmasında yarar görülen harcamalar. Telaş ondan…

TOPLUMLA DALGA GEÇİYORLAR:

Dünkü Meclis birleşiminde TDP Genel Başkanı Özyiğit’in, Yeniboğaziçi, İskele, Mağusa İmar Planı’nın rafa kaldırılmasını eleştirerek, “Toplumla dalga mı geçiyorsunuz?” diye sorması üzerine söz alan İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, geri adım atılmadığını, imar planlarının devam etmesi konusunda sıkıntı olmadığını iddia etti. Başbakan Tatar ise, koalisyon ortaklarının her konuda aynı görüşte olması gerekmediğini belirterek, “Ben Başbakan olarak noter değilim. Benim vicdanım imza atmaya elvermedi” dedi. Halbuki imar planının, cumhurbaşkanlığı seçimlerine kurban edildiğini beşikteki çocuk bile biliyor…

SABIR NEREYE KADAR:

Başbakan Tatar CAS çalışanlarının yanında olduklarını, iş imkanı yaratmak için çalışmaların sürdüğünü söyleyerek biraz daha sabır etmelerini istedi. İyi de aradan neredeyse iki yıl, iki hükümet geçti. Herkes sabır diyor da, nereye kadar, sabrın da bir sonu vardır…

 ZİRVEDEKİLER

Serdar Denktaş: “Ben olaya sadece kazanmak veya kaybetmek penceresinden bakmıyorum. Diğer bazı adaylar o makama kişisel hırsları nedeniyle gelebilmek için yanıp tutuşabilirler. Ben böyle değilim…Ben sadece ‘ben geleyim’ üzerinden okumuyorum bu seçimleri. Benim adaylığımın etkileri ne olur? Ben kazanamazsam başka kimleri kaybettirir, kimlerin kazanmasına neden olabilirim sorusu da aklımdan hiç çıkmış değil…”.

 DİPTEKİLER

Biz Da İnandıydık: Haziran ayında “tüp gaza ve akaryakıta zam kesindir diye konuşmanın pek doğru olmadığını” söyleyen Ekonomi ve Enerji Bakanı Taçoy’a rağmen, geçen hafta 65 TL’den 70 TL’ye çıkan ev tipi tüp gaz yeniden zamlanarak 73 TL’ye satılmaya başlandı. Yakında akaryakıta da zam gelirse kimse şaşırmasın…








Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu