Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Rum uğraşıyor. (Türk tarafı  ahkâm kesiyor!)

Allah nazardan saklasın! Ya Kuzey’de ya ara bölgede! Fakat Güney’de değil! Hafta geçmiyor ki “ikili ilişkiler” kulpu takılmış bir iki STÖ’nün etkinlikleri sahne almasın!

Tabi asıl seyirlik olanı baş rolü oynayan Sn. Akıncı ile Anastasiadis’in sahnesi! Öyle böyle derken aralarındaki samimiyet empatiye dönüştükte,  çözüme kapı açılacak!

Tabi  bazı örgütlerin AB’nin propaganda amaçlı avroları cebellu etmek için bu gayretkeşliğe soyunduklarını biliyoruz  da etkinliklerin  masaya nasıl yansıyacağını bilmiyoruz!  Çünkü hay haşiminan süregelen şenliğe nanik sallayan ötesi siyasi gelişmeler de var ve hepsi de Güney patentlidirler!

Mesela Rumun şu Kuzey’deki taşınmaz malları için AİHM’sinin vermiş olduğu kararın uygulanması için “AB Konseyi Bakanlar Komitesine” verdiği bazı öneriler!

90 MİLYON EURO: Biliniyor: AB İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye’yi Kuzey’deki Rum taşınmaz mallarını satmak, kiralamak, devretmek gibi fiillerden dolayı mahkûm etmişti. 2014 yılında da Karpaz’da yaşayan Rumların yaşam koşulları ve kayıp şahısların yakınlarının mağduriyetlerini   dikkate alarak TC’nin  90 milyon euroluk tazminat ödemesine karar vermişti..  Bu tazminatlar 1974’sonrası içindi.

(Fakat ayni mahkeme Kıbrıs Türk halkının 1958’den beridir nasıl mağdur ve mazlum durumuna düşürüldüğünü tırnak kadar kale almadıydı çünkü  yeterince müracaatlar yapılmadığı gibi müracaat ettikten  sonra da uğraş verilmediydi!)

Rum tarafının mücadelesi devam ediyor ama!  Sonuncusu hem Kuzey’deki Rum mülkü üzerinde inşaatların yasaklanması  hem de satış, kiralama, devretme gibi işlemlerin durdurulmasıdır!

Burada bir parantez daha açayım: “Türkiye 1974’den sonra Kuzey’deki de fakto durumu oldu da bitti maşallah” tutumunda gördü! Rumlar AİHM’sinde yüzlerce dava açarlarken, Türk tarafı Lefkoşa payitahtı da dahil  en basitinden 1963 Kanlı Noelinin, Atlılar, Muratağa, Sandallar soykırımının tırnağını bile  götürmediydi AİHM’sine! Buna karşın:

DEMOPOULOS” DAVASI: Galiba tek kazançlı çıktığımız karardır! Rum’lar ve “Demopoulos”  Kuzey’deki mülklerini geri almak için  AİHM’sine müracaat ederlerken Mahkeme, “İnsan haklarının herkesin malını geri alma hakkını tanıdığı doğru değildir. Çünkü malları uzun süre kullananların da insan hakları vardır” sonucuna vardıydı.

Ancak  Türk tarafı bu kararı yeterince pişirip kurtarıp kanuni bir hak sahipliği yaratamadı! KKTC tapularının en az Rum tapuları kadar geçerli olduğunu ispat etme gayretine girmedi!

SONUÇ: Müzakerelerde ve Rum tarafının siyasi sorunda kat ettiği üstünlükte geldiğimiz siyasi ve kanuni konumumuz  kuşku vericidir! Bir anda  Kuzey’i kaybedecek duruma düşebiliriz! Buna karşın “çözüm de çözüm” çığlıkları dinmiyor kimseler de Rum’un ensemizden nasıl dolaplar çevirdiğine aldırmıyor!

ÇÖZÜM OLACAK DİYE: (UNU İPE SERDİK!)

Yıllar önce cocuklara şöyle anlatırdık: Bakın çocuklar dünyanın iki dönüşü vardır. Biri güneş etrafında diğeri  kendi ekseni etrafında. Güneş etrafında dönüşünden mevsimler oluşur. Kendi etrafındaki dönüşünden ise gece ile gündüz.

KKTC’nin de iki dönüşü vardır! “Yarattığı Sorunlar” etrafında döner bir! Sonra “çözmek için” kendisi sorunların etrafında dönmeye başlar iki! Fakat  mümkün değil devletle sorunların kuyrukları ne birbirlerine değerler ne de ele avuca gelirler! Hükümetler kovalarken onlar kaçar, onlar kovalarken hükümet kaçar!

VE RESMİ GEÇİT: Döndükçe sorunlar nanik çekip sırıtırlar! Mesela turfanda taze bakla su sorunu! Sağlık eğitim sorunları! Müşavirler sorunu! Çiftçilerin, hayvancıların sorunları! Narenciyecilerin sorunları! Özelleştirmeler sorunları! Trafik, alt yapı, çarpık yapılaşma! Uzar gider…

Elbette kurum ve sektörlerde sorunlar olacak. Fakat çözümleri de olacak. Türkiye’yi işaretleyim. Büyük zararlara uğrayan turizm sektörüne azıcık  soluklandırmak için  için “memurlara 12 aylık taksitlerle turizm kredisi verme kararı aldı.” İşte tedbir.. Tabi  KKTC’nin eti ne budu ne bu tip tedbirler alamaz,  TC verecek ki alabilsin!

O zaman sorarsanız: “TC verecek biz harcayıp devlet oluş iddiamızı sürdüreceksek, o zaman TC ile niye kavga ediyoruz?” Alın size sorun içinde sorun!

BOZULMANIN NEDENİ: En büyük nedenlerinden birisi Annan planı dönemlerinde görülmeyen müthiş bir “çözüm kampanyasının” sürdürülmesidir! Kıbrıs Türk halkı üzerinde yaratılan imaj “çözümün kesinlikle gerçekleşeceğidir!”

İnsanları rölantiye  yatırıp atalete sevk etmenin bundan ehven  nedeni olamazdı, oldu! Belki farkında değiliz ama eğer yatırımlar durmuş, inşaat sektörü hızını kaybetmiş, kırsal alanlarda üretme cehdi sönmüş, alışveriş köylerdeki festivallere kadar düşmüşse… Buna karşılık çalışan kesimin neredeyse büyük bölümü   “alacak verecek davalarından mahkemelerde sürünüyorsa…”

Dolayısıyle “çözüm olduğunda kurtulacağız” düşüncesi her bir ulusal görüşün üzerine çıkartılmışsa…

En korkunç tecelli ne olur bilir misiniz? “Nasıl olursa olsun yeter ki çözüm olsun derken, sandıklardan çıkacak “evetin” bizi Güney’in alabandasına bağlaması olur!…

Kısaca Çözümden önce sorunlarımızı çözmeliyiz! 

KISACA TAKILDIĞIM: (BÜTÜNLEME SORUNU!)

Eğitim Bakanlığı Liselerin 6.7. sınıflarında bütünlemeyi kaldırdı. Amacı şöyle açıkladı: “Öğrencileri birbirlerinden koparmadan birlikte mezun etmek..”

Karar olumsuz tepkilerde mahkûm edildi. “Ne yani dendi, şimdi çocuklara iyilik mi yapıldı”

Ben de diyorum ki “ne yani 6.7. sınıfa kadar gelmiş öğrenciyi bütünlemeye sokmak mıdır iyilik?  İlkokuldan Orta okula, Liseye gelene kadar (Eski sıralamasıyla) bir öğrencinin maddi ve manevi nasıl aşamalardan geçtiği o sıralardan artık geçmeyenin kalmadığı gerçeklerde herkes bilir..) Bu bir.

İkincisi. Sınıfta bırakılan tek çocuk bile devlet bütçesinde bir “eksidir.” Bu iki. Üçüncüsü “eğer 8. Sınıf mezuniyet sınavlarında ders notları 5.50 altına düşerse diploma alamayacak kararı var ve doğrusu budur!

Öteden beri eğitimle oynuyoruz da bu son karar öğrenciyi mağdur eden değil, “son sınıfa gelmişliğinde yolunu açan bir karardır..”

(Not. Pazar günkü Melek Eyuboğlu yazımda “iki çocuğu var” iye yazdımdı. Dalgınlık! 3. evladı  Osman Eyuboğlu vardı. Düzeltir özür dilerim.)