Geçtiğimiz günlerde Anastasiadis ile İsrail Başbakanı Netanyahu Kudüs’te bir araya geldi. Rum basın haberlerine göre “enerji kaynaklarından” ortaklaşa yararlanma konusunda uzlaştılar.
*Buna göre iki ülke doğal gazdan elektrik üretecek.
*İsrail ve Güney Kıbrıs’tan Yunanistan’a oradan da AB’ye elektrik iletilecek.
*Sonbaharda Yunanistan, İsrail, Güney Kıbrıs bu konuda zirve toplantısı yapacak.
*Bu meyanda Çipras İsrail’le enerji konularını görüşmek için 4 Ağustos’ta Kudüs’e gidecek…
*Ayrıca Anastasiadis görüşmeler sırasında İsrail Başbakanı’nı Kıbrıs’taki müzakereler konusunda bilgilendirdi.
MÜZAKERELER DEVAM EDERKEN: Nedir Rum’un bu tek yanlı tasarrufları? Hadi enerji konusunda Türkiye’yi baypas etmektedir. Ya KKTC?
Mesela daha bir süre önce “iyi niyet gösterilerinde” Kuzey ve Güney’in elektrik akımları ile telefonlarının birbirlerine bağlanarak ortak kullanımları gündeme gelmişti. Şimdi tam da dün başlayan müzakerelerden üç gün önce Anastasiadis İsrail’e uçmuş Netanyahu ile ortaklaşa enerji ve elektrik konularını görüşmüş üstelik bu “ortaklığa” Yunanistan’ı da katmış. Üçlü ittifak! Ki hatırlatalım: Güney aynı zamanda İsrail ile askeri tatbikatlar da yapıyor!
ŞAŞIRTICI OLAN. Maşallah Anastasiadis için GYÖ’lerin meali “isteyenin yüzü bir kara vermeyenin bin karadır!” Üstelik hepsi de müzakerelere ve çözüme katkı sağlamak içindir! Artık GYÖ’lerin enleri ile boyları o kadar büyümüştür ki şu anda “müze” olan St. Barnabas Kilisesi’nde bile “ayin yapalım” teklifleri gelmektedir!
Buna karşılık o “iyi niyetli Güven Yaratıcı Önlemlerin” bir teki Türk tarafı için çalışmamaktadır! Artı müzakerelerin “lafzına” aykırı olmasına karşın (tutun ki) “çözüme giderken” Anastasiadis Kıbrıs’ı “enerji politikası ve tek taraflı bir siyasi-ekonomik tasarrufla İsrail’e bağlıyor! Müzakereler sonunda çözümü sağlayacak olan Garantör ülkelerden Türkiye’yi gaz konusunda yok sayıyor, Yunanistan’la sarmaş dolaş oluyor!
ORTAK ENERJİ MÜZAKERELERE KONMALIDIR: Sorun önlemlidir. Eğer Rum tarafı hidrokarbon yataklarını tek yanlı ve istediği gibi kullanır, bunun için istediği ülke ile anlaşma yaparsa hem çözümü dinamitleyecek hem de TC ile çıngar çıkartacak! Akıncı’nın bu konuyu masaya getirmesinde büyük yarar vardır!
**********
Yeni bir CTP mi? (Yorgancıoğlu hükümetini neşterlerken)
Belli oldu: “Yeni CTP ile”, “eski hükümet” -şimdilik kaydı- ile yola devam edecek. Çünkü diyor Talat, “yeni bir hükümet için zamana ihtiyacımız vardır.” Doğrudur. Nitekim yeni Başbakanı partinin saptamasına bırakmış görünüyor da seçimi kolay olmayacaktır! CTP’nin bir süre düşünmesi ve sorunun sadece Başbakan Yorgancıoğlu’ndan kaynaklanmadığını anlaması lazımdır.
ÇÜNKÜ: 23 ay önce CTP-DP koalisyon hükümeti de bugün Talat’ın da tutumunda yansıdığınca, aynen “kesin ve kararlı” politika anlayışı ile göreve başladıydı!
Mesela “kamuya yapılacak istihdamlar en aza indirilecek ve hakka adalete dayanacaktı!” Oysa en büyük çıngar işte bu istihdamlardan koptuydu!
ÖTE YANDAN: Yorgancıoğlu bundan üç ay kadar önce yaptığı basın toplantısında bir yandan kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi yaratıldığından söz ediyor, öte yandan reformist bir yönetim anlayışı ile hareket ettiklerini iddia ediyordu. İcraatlara yönelik yaptığı açıklamalar da “başarısızlığı” değil, “başarıyı” çakıyordu!
Mesela Bütçe açığını aşağılara çektiklerini, turist sayısının yüzde 11, gelirlerinin de yüzde 4.60 ile arttığını, keza Katma Değer Vergisi’nde de artışlar olduğunu, yerel işgücü ile istihdamların desteklendiğini, CAS çalışanlarının sorunlarını giderdiklerini, Dernekler Yasası, Muhaceret Affı, Ülkesel Fizik Plan gibi önemli konuların icraatları kapsamında olduklarını, vs. söylüyordu. Dolayısıyla Yorgancıoğlu, hükümetin icraatlarını bircik bircik açıklarken ortada ne “başarısız hükümet” dedirtecek bir zafiyet görünüyordu ne de “halk kandırıldı” dedirtecek bir basiretsizlik söz konusu oluyordu. Aksine eğer rakamlar yalan söylemezlerse KKTC “geriye değil ileriye gittiydi!”
PEKALA NEYDİ SORUN. CTP’yi kurultaya götüren, parti başkanını değiştirten, “ha Yorgancıoğlu ha İrsen Küçük” dedirten, sendikaların eylemleri karşısında yenik düşüren, hayvancı, çiftçi, narenciyeci tarafından sürekli sıkboğaz edilen, belediyeler batıp giderken tedbir alamayan, Ercan sorununu çözemeyen… Kısaca sürekli güven kaybeden, kaybederken kıyasıya eleştirilen CTP-DP koalisyon hükümeti niçin müstahak olmadığı böylesi halk tepkileri ile vuruldu!
SÖZÜ SİBER’E BIRAKIYORUM: Geçtiğimiz 9 Haziran günü Meclis’teki konuşması sırasında Sibel Siber (özetle) şunları söylüyordu:
“Kamu Reformu Yasası Tasarısı Meclis’te bekletilmektedir. Siyasi Partiler Yasası Tasarısı’nın ise görüşülmesinden vazgeçilmiştir!.. Komitelerin neden toplanamadığı sorgulanmalıdır! Nisabı kimlerin sağlattırmadığı deşifre edilmelidir…”
Bir memleketin kurumları çalışmaz, milletvekilleri çalışmaz dolayısıyla Meclis’i çalışmazsa, hükümeti de çalışamaz! Kaldı ki Yorgancıoğlu’nu makamından oynatan nedenlerden birisi de “aşın, işin, makamların” aslanın ağzında olduğu gerçeklerde giderayak yaptığı istihdamlardı. Yirmi otuz kişiyi memnun ederken geride kalanların hışmına uğraması kaçınılmazdı!
Dolayısıyla CTP-DP hükümetinin dağılmasını sakın UBP muhalefetine bağlamayın… Ne de ortağı DP’ye! CTP’yi bizatihi CTP’ler vurdu! Yorgancıoğlu’nun zafiyeti partiye egemen olamamasıydı. Talat “egemen olmak” için seçildi! Göreceğiz!
**********
Kısaca takıldıklarım: (Memleketimin halleri)
Çevreciler temizledi onlar kirletti… Çevreciler temizledi onlar pisledi… Çevreciler temizledi onlar etti… Çevreciler temizledi onlar gene kirletti, gene pisledi, gene etti! Sonuç: Memleket tüberküloza da kavuştu!
İş kazları için kanunlar da çıktı, müeyyideler de. Fakat ne iş kazaları bitti ne iş kazaları nedeniyle ölümler bitti! Sonuç: “Şimdi yükselen her apartmanın temelinde asil Türk iççisinin kanı ile canı da vardır!”
Arabalar arttı trafik kazaları arttı, arabalar arttı ölümcül trafik kazaları arttı, o arttıkça o da arttı! Sonuç: Ölümcül trafik kazalarından kurtulmak için tek çare kaldı: Araba ithalinin yasaklanması!
































