Haberlere göre özlü görüşmelere geçilecek.
Bırakın ahaliyi, dış dünyada da umut hakim.
Hatta eylül ayında adaya bir sürü üst düzey ziyaretçi gelecek.
İngilizler bunun başında geliyor.
…
İngiliz dendi mi, hani insan biraz ürker.
Bunlar birinci dünya savaşında İngiliz ordusuna katılan Hintlilere, Türk askerlerini Alman askeri diye tanıtmışlardı.
Hani kurşun sıkmak serbest olsun diye.
Meseleyi öğrenen Hint askerleri aşırıp kalıyorlardı.
…
Bülent Fevzioğlu bir kitap hediye etti.
Adı “Çanakkale, Hicaz ve Kanal Cephelerinden Kıbrıs Karağulos Esir Kampına.”
Belge ve yaşanmış anılarla dolu kitaptan zaman zaman yararlanacağız.
…
Madem İngilizler geliyor,
Dikkat etmeli derim.
…
Tavşana kaç, tazıya tut diyen İngiliz’in ada üzerindeki politikaları da hep böyle olmuştur.
…
Bunlar adamı kör eder…
…
Birinci dünya harbinde Osmanlı Almanya’nın yanında yer alınca,
İngiliz de adayı tek başına ilhak etmişti.
…
O yıllarda dünyanın sırtından kan akıyordu.
Kıbrıslı Türkler çaresiz.
Gelecek belirsiz.
Derken Çanakkale savaşında esir alınan Türkler, bilindiği gibi Mağusa’daki esir kamplarına getirilirler.
…
Görüşmelerin özüne geçilecek ya,
Onun için söylüyoruz.
Bunlar adamı kör eder.
Annan Planı’nda da böyle olmamıştı denemez.
En azından bir tarafı kör etmişlerdi.
…
Esir kampları şimdiki Gülseren Kampı denilen Karağulos (Karakol) bölgesindeydi.
Lamarinadan kamplar yapılmış, aralarına da tel örgüler çekilmişti.
Esir Türkler adaya getirildiğinde olay Mağusa ahalisi tarafından duyulmuş ve gemi limana yanaştığında, Kıbrıslı Türkler hisar üstlerini doldurmuşlardı.
Kadınlar çığlık çığlığa ağlıyorlardı.
…
Olayı sözünü ettiğimiz kitaptan derledik:
Türk esirler kamplara yerleştirildikten sonra, İngiliz’in ilginç bir yöntemi olmuştu.
Esirler kamplardan firar etmesinler diye,
Her akşam yemeklerine ilaç karıştırılırdı.
İlerleyen saatlerde ilaç tesirini gösterir ve yemeği yiyenlerin gözlerinde geçici bir körlük yaşanırdı.
Bu vaziyet sabaha dek sürer, ilaç etkisini bir müddet sonra kaybederdi.
Buna “Gece körlüğü” denirdi.
…
İngiliz, bilerek insanları kör ediyordu.
Böylece firar edenler bu işe kalkışamayacaklardı…
…
Bir gün mahkumun biri ilaçlı yemeği yedikten sonra haliyle gece körlüğüne yakalanmış.
Bunun üzerine bilmeden taze baklanın yaprağını yiyen mahkumun gözleri bir müddet sonra aydınlanmış.
Taze baklanın sırrı başka mahkumlar üzerinde de denince aynı sonuca ulaşılmış,
Ve böylece mahkumlar gece körlüğünün üstesinden gelmişler…
…
Diyeceğim,
Her şey yolunda gitsin ama,
Yine de taze baklaları istif etmeyi unutmayın…
































