Köşe Yazarları

“Politika mı Savaş mı?


Siyasi ahvalimiz Doğu Akdeniz’e kayalı beridir, Kıbrıs siyasi sorunu da rölantiye yattı. Tutun ki “sıcak yaz mevsiminin rehaveti ile çözümsüzlükle geçen 45 yılın kırıklığı da etkin bir neden..

Ancak günlük hayat devam ediyor.. Üstelik “çözümsüzlüğün” faturasını ödeye ödeye!

Nitekim Doğu Akdeniz’de kaldırılan dalgalar, bu kez de günlük hayatımızın yeni  serüveni oldu!..

ÇÜNKÜ: Nasıl ki bu adada en az Güney Rum’u kadar devletsem… (Fakat devlet olarak tanınmıyorsam!)

Doğu Akdeniz’de de   Güney Rum Yönetimi adına  sondaj yapan şirketleri kadar, KKTC olarak bizim de Türk Petrolleri Anonim Şirketine yaptırdığımız sondaj hakkımız ve hukukumuz olmaz mı?   (Olmalı ama o da ne? AB’nin protesto ve uyarı bombardımanına uğruyoruz!)

Ki bu “hakkımız ve haklılığımız” dediğimiz olaylar her vesileyle çiğneniyor, ne ilk oluyor ne son!

Oysa biz bu  “Haklarımız  uğruna” mesela  1974 de savaşıp zafer türküleri söylemedik mi?

Peki şimdi ve halâ neden çiğnenen haklarımızın peşinde hem de yine savaşın eşiğine gelerek hakkımızı aramak zorunda kalıyoruz?

YANİ yine can mı sıkayım? Ve deyim ki yahu şu Yunanistan’la Kıbrıs Rum halkının nüfusunu  toplasan 11 milyonu bulmaz…

Ama seçimlerden hezimetle çıkan Çipras daha düne kadar, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerine sert tepki gösterirken ne diyordu. “Yunanistan hiç bu günkü kadar güçlü olmadıydı!”

NEYDİ o güç? Tabi ki şimdilerde D. Akdeniz’deki faaliyetlerinden dolaylı Türkiye’nin peşine düşen AB idi! Yada olası bir arbede de yanında yer alacağını sandığı İsrail, Mısır, Fransa falandı…

Yani Küçük Yunanistan ile  Küçük Rum devleti, Doğu Akdeniz’de “büyük oldukları için büyük oynamıyorlar!”

Başarılı ve etkin dış politikalarıyla, oluşturdukları uluslar arası ittifakları nedeniyle ve onlara dayanarak    büyük oynuyorlar…

TC’ye bakıyorum: Erdoğan ve erkânı açtılar mı ağızlarını sanırsınız ki ardından savaş çıkacak!

Yani askeri gücün büyüklüğüne  güvenerek korku salmak üzerine oluşturulmuş bir politika.. Ki bölgede dostu yok!

SONUÇ: Vallahi Kıbrıs’ta 1974’de Enosis’i gerçekleştirmek için Makarios’a yapılan darbeye karşı   son çare Türkiye’nin    “Barış Harekâtıydı” da  aradan 45 yıl geçti bırakın çözümü üstelik devam eden savaş olasılığı şimdi de Doğu Akdeniz’e kaydı!

Ne diyelim? “Politika” mı  savaşmaktan daha etkin ve büyüktür yoksa “savaşmak” mı?

(Hadi buraya kadar gelmişken gelelim “bizdeki” politikaya da!)                                                                                                                                                  **********

BU KAFA İLE OLMAZ!

“Çok önemlidir” diyorduk..

“Bu tip etkinlik ve anlaşmalara çok ihtiyacımız vardır” diyorduk..

“Ekonomiyi ayağa kaldırmak için sık sık Türkiye ile birlikte hareket etmenin” önemine değiniyorduk..

BU nedenle TC’deki Ticaret Odası ile Bizim Ticaret Odası’nın ve Koordinatörümüz Oktay’ın katılımıyla  oluşturulan “Ekonomi Konferansını” çok önemsedikti.

Ne var ki  daha konferans başlamadan   o kendimize özgü “sert ve kavgacı” tutumlarımızla  olayı şaibe altına sokmakla kalmadık; bu kez de Sn. Cumhurbaşkanını o acımasız politikanın dişlileri arasına atarak güzelim  olayı sulandırıverdik!

bütün olay Sn. Cumhurbaşkanının o Forumda (kasıtlı mı yoksa düşünülmedi mi hâlâ bilemiyoruz) “konuşturulmamasına” yönelik “kumpas” kokulu tertipti!

YOKSA olay UB’li Tatar ile HP’li Özersay politikalarında şöyle mi pişirildi:

“Sen Cumhurbaşkanı olarak eğer siyasi sorunu tekeline almış, KKTC’nin Dışişleri Bakanını yanına bile yaklaştırmazsan,  ben de seni Hükümet faaliyetlerinin dışında tutarım, Ticaret Odaları Forumunda olduğu gibi konuşmanı engellerim!..”

YOKSA şöyle mi? Cumhurbaşkanlığı seçimlerine  hazırlık kampanyalarında      bundan sonra da sık sık göreceğimizce benzer etkinlik ve olaylarla  Cumhurbaşkanını baypas etmeye yönelik bir taktiksel başlangıç!                                                                            *****

KISACA bizde politika  yukarıda da yazdığımca bu kadardır! Yani “makamlar” üzerinden sen-ben kavgası! Bu nedenledir ki “savaşmadan” hak hukuk kazanamıyoruz!

Oysa gönül isterdi ki bu “kavga”  ülkenin sosyoekonomik kalkınması için yapılsındı.. Hem de kıyasıya:

ÇÜNKÜ  Ticaret Odası ile Cumhurbaşkanlığı “prosedür” tartışması yaparken,  süte zam yapılıyor, ürünleriyle birlikte pahalılık daha çok artıyordu!..

Yetmiyor, “felsefesi ile öneminin büyüklüğünde  üretimde aracı ile tefeciyi ortadan kaldırarak,” ayni zamanda piyasada “fiyat istikrarını” da sağlayan ve piyasanın yüzde 80’ini elinde tutan Koop-Süt de sattığı süte zam yapıyordu!..

Yani en büyük Koop. kuruluşlarından olmasına karşın “Koop-Süt de yavaştan yavaştan KIB-Tek’in yolundan gitmeye başlıyor ki bir süre sonra “aldı başını gider” diyeceğiz!

OYSA bizim Ticaret  Odamızın da katıldığı söz konusu Forumdan beklentimiz,  yıllardır  topluma faydalarıyla yansıtılacak  “kalkınmaya yönelik etkin ve yetkin  reformist kararlarlardı..                                     Bunu beklerken (belki o beklentilere cevap verildi ama) doğrusu Forumun  “tepedeki protokol” odaklı çekişmelerin gölgesinde kalması, “sen-ben” tartışmalarına dönüşmesine baktığımda, “yok oğlum diyorum, biz bu kafa ile adam olmayız!”

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı