Köşe YazarlarıSürmanşet

Polisi ve savcılığı dövmek rahatlatıyor

Öntaç Düzgün yazdı






KKTC tanınmamış, uluslararası hukuka bağlanmamış bir devlet ve coğrafya olarak nitelikli suçlar bakımından artık gri alandan çıkıp siyah alana doğru hızla ilerliyor. Uluslararası insan kaçakçılığı, köle işçilik, kadın ticareti gibi artık kanıksanmış sorunlar uluslararası raporlarda daha sık ve büyüyen rakamlarla yer alırken, kara para sorunu artık KKTC’nin bütçesini ve kendisini aşmış durumda.

Karapara tutarı KKTC bütçesinden fazla

KKTC makamları kara paranın boyutları niteliği ve trafiği ile ilgili tahmini de olsa bilgi vermiyorlar veremiyorlar. Ama bu sorun sadece siyaseti, ya da bürokrasiyi kirletip yutmakla kalmıyor devletin kendisini de kökünden sarsacak büyüklüğü çoktan geçmiş. TC makamlarının KKTC bağlantılı olarak açıkladıkları kara para miktarı, KKTC’nin yıllık gayrı safi milli hasılasını (GSMH) aşmış durumda. 2019 verilerine göre KKTC GSMH’sı 3 milyar 500 milyon dolar olarak açıklanırken, ayni yıl, Türkiye Mali Suçlarla Mücadele Kurulu (MASAK)’ın açıkladığı KKTC bağlantılı kara para miktarı 5 milyar dolardı. 2020 yılı için açıklanan miktar ise, 2 milyar dolar. KKTC 2021 bütçesinin borçlanmalar dahil 1 milyar 150 milyon dolar olarak öngörüldüğü dikkate alınırsa kara para organizasyonunun KKTC’den daha büyük olduğu hemen anlaşılabiliyor.

ABD: “KKTC’de kurumsal çerçeve yok”

ABD’nin “2019 Uluslararası Narkotik Denetim ve Strateji Raporu”na göre Kuzey Kıbrıs’ta başta kumar ve narkotikten oluşan bir dizi kara para araçlarını izleyip engelleyecek kurumsal çerçevenin bulunmadığı vurgulanıyor. Bu nedenle kendi deyimi ile “örgütlü suç örgütü üyesi” olan Sedat Peker’in de vurguladığı gibi KKTC örgütlü mali suçlar alanında uluslararası oyuncu olma yolunda hızla ilerliyor. Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya aktarılan kokain ile Ortadoğu’da oluşan kara paranın aklanmasında KKTC adı sık sık geçiyor. Buna Türkiye’de oluşan suç gelirlerinin bir bölümünün temize çıkarılmasını da ekleyebiliriz. Herhangi birisi, elinde tuttuğu kayıt dışı bir milyon doları, kumarhane patronu ile pazarlık ederek ve bir miktarını gözden çıkararak kumarhanede kazanılmış yasal para haline dönüştürebiliyor.

KKTC’nin hukuku var mı?

KKTC makamlarının kara para ile sınavı, temennilerden ibaret. Cumhuriyet Meclisi’nde 2008 yılında çıkarılan “Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Yasası”na göre piyasa alımlarında belirli büyüklükte nakit para kullanımının mutlaka yetkili makamlara iletilmesini zorunlu kılıyor. Merkez bankasına ise, 10 bin lirayı aşkın para hareketlerini soruşturma yetkisi veriyor.
Yasa ayrıca, “Kara paranın Aklanmasını önleme Kurulu” oluşmasını ve kurumlardan gelen bilgilerin raporlanıp suç unsurlarının savcılığa yansıtmasını öngörüyor. Yasaya göre kurul, herhangi bir kişi ya da kurumun mali hesaplarını inceleme yetkisine de sahip. Ancak gelgelelim ki sistem bundan sonra tıkanıyor.
Neden böyle olduğunu anlamak için kurulun oluşumuna bir bakalım. Kurul şu kişilerden oluşuyor:
1- Maliye Bakanlığı temsilcisi
2- Para Kambiyo Dairesi Müdürü
3- Gümrük Dairesi Müdürü
4- Merkez Bankası temsilcisi
5- polis Genel Müdürlüğü temsilcisi

Bu kurul çalışıyor mu?

Akademisyen Ali Kemal Saydam’ın 2009 yılında hazırladığı ve KKTC’de mali suçlar konusunu değerlendirdiği yüksek lisans tezinde, Kara paranın Aklanmasını Engelleme Kurulu hakkında şöyle bir tespite yer veriyor: “Ayda bir kere toplanan bu kurul incelendiği zaman sadece iki üyenin özerk olarak görev yaptığı görülmektedir. İşte böyle bir kurulun ülke ekonomisi içinde kara para aklama suçunun var olduğunu söylemesi çok zor bir durumdur.”
Ali hoca açıkça bu kurulun bağımsız olmadığını, beş üyeden üçünün Maliye Bakanı tarafından atandığını ve doğrudan siyasetin güdümünde olduğunu vurguluyor. Kurumun çalışma performansı ise bu eleştiriyi haklı çıkarıyor. Kurumsal özerkliğe ve aidiyete sahip olmayan bu kurulun periyodik olarak ne gibi bulgulara ulaştığı, kaç inceleme ve sorgulama yaptığı kaç vakanın Başsavcılığa iletildiği bilgilerini kamuoyu bilmiyor. Böylesi bir toplum paylaşımı da yok zaten. Aksine kamuoyu, milyonlarca dolarlık servete çok hızlı erişen kimi aktörlerin ayni zamanda Ulusal Birlik Partisi’ne finansörlük yaptıklarına inanıyor. Hiç kimse, KKTC’nin mevcut hukuksal altyapısı ile suç gelirlerinin açığa çıkarılabileceğine inanmıyor. Zaten açığa da çıkarılamıyor. Geriye, konu gündeme geldikçe polise ve savcılığa eleştiri salvoları atarak rahatlamak kalıyor.









Başa dön tuşu