Crans Montana’da neler olduğunu hala merak eden varsa diye yazıyorum…
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel temsilcisi Esphen Barth Eide, Kıbrıs Rum resmi Haber Ajansı’na verdiği mülakatta ipuçları veriyor.
Her ne kadar dün gazetelere yansıyan bölümleri olduysa da, röportajın bizim gazetelerde yayınlanmayan satır araları bana daha ilginç geldi.
Kendisinin sonuçtan mutsuz olduğunu dile getiriyor bir kere.
Ve “fazla iyimser” olmakla suçlanması konusunda ise, baştan gerçektenöyle olduğunu kabul ediyor, ancak özellikle 2017’de iyimser hiçbir açıklaması olmadığını da vurguluyor.
Anlaşılıyor ki, kendisi de kötümser gitmiş Crans Montana’ya…
Gerçekten tuhaf…
Sonra, liderlerin adanın barış isteyen insanları gibi davranmadıklarını ima ediyor ve “Karşılıklı olarak bir güven sorunu olduğu aşikardı… Atmosfer, ses tonu, birbiriyle ve başkalarıyla konuşma biçimleri, adanın birleşme isteyen insanlarıyla uyuşmuyordu” diyor…
Burada sanki yaklaşık 2 aydır eylem yapan Unite Cyprus aktivistlerinin kullandığı dile gönderme yapıyor….
Genel Sekreter’in Türk tarafının söylediklerini yanlış anladığı iddialarını reddederken, hem Genel Sekreter’in, hem kendisinin ve hem de ekibinin bir çok ikili temas yaptıklarını, böyle bir şeyin mümkün olmadığını söylüyor.
En can alıcısı, tarafların ne kadar esneyebileceklerine baktıklarını ve sonuçta, tüm diğer konularda uzlaşılıp, bir paket üzerinde anlaşmaya varılması halinde, anlaşmanın yürürlüğe girdiği anda tek yanlı müdahale hakkının sonlanabileceğini anladıklarını vurguluyor.
“Dağdan elimizde tam bir anlaşmayla inmeyi beklemiyorduk, ancak, şu 6 konuda stratejik sonuçlar elde etmeyi bekliyorduk” diyor.
Eide’ye göre bunlar;
-Garantörlük Anlaşması’nın, uygulama mekanizmasıyla yer değiştirmesi nasıl olacak…
-Askerin geleceği nasıl olacak…
-Dönüşümlü başkanlık olacak mı, çapraz oyla mı olacak, yoksa…
– Toprak düzenlemeleri içinde “bir özel bölge” konusu nasıl olacak…
-Mülkiyet rejimi nasıl olacak? Biri toprak düzenlemeleri altındaki olan, diğeri olmayanlar gibi iki ayrı rejim mi olacak….
-Türk vatandaşlarına eşit veya özel muamele konusu nasıl halledilecek meselesi…
Eide, bu maddelerin halledilmesiyle sonuca ulaşılabileceğini, esas trajedinin ise sonucun ne olduğunun bilinmemesi değil, sonuca nasıl ulaşılabileceği olduğunu ifade ediyor.
Bundan sonrası için bir yorumu yok. En kötüsü, tarafların iki bölgeli, iki toplumlu federasyona bağlılıklarından emin değil… Ve şimdi BM olarak, bundan sonrası için ne düşündüklerini anlamaya çalıştıklarını söylüyor.
Yani elde var, HİÇ….
Yerli Yatırımcı Üvey Evlat Mı?
Dün genç bir iş kadınıyla konuşma fırsatımız oldu.
Çok başarılı, sıfırdan büyük bir değer yaratmış olan bir ailenin ferdi… Örnek bir işletmeleri ve başka yatırımlar yapacak sermayeleri, deneyimleri var…
Diyor ki, “Karpaz’da yıkılan bungalowlara çok üzüldüm. Hele de o yerlerin başkalarına peşkeş çekileceği haberlerini duyunca daha da üzüldüm…
Neden kendi devletimiz bu yerleri ihaleye çıkartmaz? Neden el altından yabancı sermayeye peşkeş çekilir? Bana oradan bir yer versinler, bakın ben oraya nasıl örnek bir yatırım yaparım”…
İşte bu kadar basit…
Peşkeşler “yatırım” kisvesi arkasına saklanıyor. Sanki bu ülkede iş yapacak insanlar ve sermaye yokmuş gibi…
Üstelik de yasaya rağmen bu işler ihaslesiz el altından, burnumuza kötü kokular gele gele yapılıyor.
Görüntüde tahsisler ya da izinler için, birkaç yerli isim de geçiyor. Ancak onların da kendileri için değil, başkalarına büyük paralara devretmek için aldıkları biliniyor. Bu üniversite işleri için de böyle, başka izinler için de böyle… Hatta yapılan bazı otel arazilerinin, zamanında tahsisi alan ya da kiralayanlardan milyon dolarlara devralındığını da biliyoruz.
Adalet, hukuk, yasa, ahlak..?
Diyojen gibi mumla aramaktayız…
_______________________________________________________________________________
YERİN KULAĞI VAR
SÜRPRİZE HAZIR OLUN:
Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, “Kıbrıs Türk tarafının 2003 yılında sınır kapılarının açılmasında olduğu gibi Kıbrıslı Rumları ve uluslararası toplumu şaşırtacak girişimlerde bulunabileceğini” söyleyerek, Kıbrıs konusunda sürpriz önerileri olduğunu açıklamış. İki toplumlu, iki kesimli federasyondan desteğini çektiğini açıklayan Denktaş’ın, Rumlara nasıl bir süpriz yapacağını doğrusu ben çok merak ettim… Arkasındaki halk desteği tartışılır olan bir hükümet, umarım diğer partilerin onayını almadan bir maceraya atılmaz…
HA ŞUNU BİLEYDİN:
BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide, “Tüm tarafların iki toplumlu iki kesimli federason çözümüne bağlı olduklarından emin değilim”demiş. Ha şunu bileydin. Aslında iki tarafın da aklındaki çözüm modelinin bu olduğuna ben şahsen inanmıyorum. Öyle olsaydı bu iş yarım asır uzamazdı. Ama iki taraf da ağzındaki baklayı çıkartamıyor bir türlü…
NE DİYOR BU ADAM:
Rum Sözcü Nikos Hristodulidis “Tezimiz Sıfır Garanti-Sıfır Asker değil… Bizim tarafın tezi, Garanti Antlaşmaları’nın ve müdahale hakkının ilk günden kaldırılması ve Türk askerinin çekilmesi için takvimin görüşülmesidir” diyor. Resmen aklımızla dalga geçiyor… Onca insan olaya şahitken, BM bile, bunu söylerken, kendilerinin açıklamaları gazete sayfalarında dururken, iki hafta içinde tam tersini konuşuyor. İnsaf yani, kimse bu kadar ahmak değil…
ÜLKENİN TÜMÜ ÇÖPLÜK:
“Küçükerenköy ile Esentepe arasındaki anayolda boş arazi, çevre bilinci olmayan bazı duyarsız kişilerce çöplüğe dönüştürülmüş” diyor haberde. Yalnız oraları olsa neyse diyeceğim ama, ülkenin tamamı çöplüğe dönüştü. Kentler, sokaklar, anayollar, dağ, taş her yer çöplük. Çevre bilinciymiş, temzlik kampanyalarıymış hepsi hak getire. Ama bize yakışan da bu. Ses kirliliğini bile önlemekten aciz bir Çevre Dairesinden medet ummak, ölü gözünden yaş beklemeye benzer. Böyle başa böyle traş…
GERİLİM HATTI VATANDAŞI GERDİ:
Kıb-Tek, yüksek gerilim proje çalışmasına ilan edilen günde değil de sürpriz bir şekilde bir gün önceden başlayınca olan yine vatandaşa oldu. Ciklos mevkiinden geçmek isteyen yolcular, Kıb-Tek’in Cumartesi sürprizi ile karşılaştılar ve uzun araç kuyruğu oluşmasına neden oldular. Hep diyoruz, bu ülkede en büyük sorun otorite eksiliğidir diye. İsteyen istediğini, istediği zaman yapabiliyor, nasıl olmasa hesap soran yok. Vatandaş mağdur olmuş, kimin umurunda…
ANCAK SIĞAR:
Yapılacak yeni cezaevi binasının maket resmini gördünüz herhalde. Mübarek hapishane değil, resmen köy. Ondan fazla koğuş binası, idari merkezler vs bulunuyor. E, bize de bu yakışırdı. Neydi öyle 200-300 kişilik cezaevi binası. Ülkede işlenen suç oranına bakarsak, bu yenisi bile bir kaç senede yetersiz kalacak galiba…
_______________________________________________________________________________
ZİRVEDEKİLER
Ahmet Okan: “Yazılıp çizilenler doğru ise Maraş konusunda bir şeyler olacakmış, kimilerine göre bu pek fena bir şey değildir. Kimilerine göre, Maraş da elden gidecektir, elde imiş gibi… Kimilerine göre Maraş açılsın ama şöyle olsun böyle olsun…. Kimilerine göre tünelin ucunda ışık vardır… Kıbrıs’ta sorunu çözme süreci, balıkları yemlemeye dönüştü…”
_______________________________________________________________________________
DİPTEKİLER
Rum Mezarlığına Saldırı: Haber Kıbrıs Rum Haber Ajansı’ndan geldi. Girne’deki Rum mezarlığı talan edilmiş. Mezar taşları parçalanmış. Fotoğrafları çeken Rumlar, olayın 20-30 gün içinde yapıldığını iddia ediyorlar. Bu basit bir olay değil. Taşıdığı anlam büyük ve endişe verici. Eğer içimizde bu vandallıkları yapacak tipler türemişse, bu bizi korkutur. Diğer taraftan gerek belediye, gerekse polisin bu gibi yerleri koruması, sürekli kontrol ediyor olması gerekmez mi? Korkutucu olduğu kadar, utanç verici de…
































