KÖŞEMDEN:
Bazı konuları yıllar öncesinden gelen tekrarlarıyla yeniden yazmak gereğini duyarken yeriniyorum ama bir yandan da şöyle düşünüyorum.
“Eğer yıllar öncesinden bugünlere gelirken, yaşanan olaylar anlatımlarının tekrarlarını gerektirecek kadar değişime uğramamışlarsa demek ki ayni sorunlar hâlâ devam etmektedirler..”
Kaldı ki sözünü ettiğim Ortadoğu’dur. Yani içinde olduğumuz bölgemiz..
Ki yıllardır bu bölgede insanlar gözyaşı dökme fırsatı bile bulamadan kan ağlamaktadırlar!
Ortadoğu Yahudisi, Arabı, Amerikası Rusyası, türlü çeşitli din ve mezheplere ait insanlarıyla yine bir cehennem gibi yanmakta, kentler bombalanmakta, aralarında çocukların da olduğu binlerce insan öldürülmektedir..
*****
BİR vesile ile “biz Ortadoğu’nun malıyız” dediğim yıllarda lisede öğrenciydim.. Bizden kastım “Kıbrıs”tı.. Ki Kıbrıs Mö. 1000 yılında Finikelilerin istilasıyla başlayan uzun bir tarihi süreçte Mısırlıların, Hititlerin, Asurluların… Kısaca Ortadoğu’nun karşımızdaki Lübnan, Suriye, Ürdün sahillerinden kopup gelenlerin sürekli egemenleri oldulardı…
Ve söylendiği gibi Kıbrıs, tarihin her devrinde Avrupa’dan Ortadoğu’ya, Ortadoğu’dan Asya’ya, Afrika’ya uzanan yolların üzerinde önemli geçiş köprülerinden biri oldu. Müslümanların, Hristiyanların, Musevilerin dini mabetlerinin bulunduğu bölge..
*****
YIL 1947. Henüz bir ilkokul çocuğuyum.. Mağusa’da iki buçuk kemerli evimizde tam bir patriyakal aile düzeninde yaşıyoruz.. Dedem ninem, babam annem, amcam…
Birgün aramıza halam ve eniştemle dört çocuğu da katılırlar.
Katılımın nedeni şudur: Bugün İsrail’in sahip olduğu topraklar o dönemlerde “Filistin”e aitti. Sık sık Kıbrıs’a gelirler ve on on beş sterlin başlık parasına kız alırlar, karşı yakadaki Hayfa Yafa şehirlerine götürür evlenirdi.
O yıllarda Türk toplumu işsizliğin fukaralığın sefaletin pençesinde kıvranırdı. Kızlarını o Hayva Yafa”dan gelen Arap’lara başlık parasına satacak Kadar. Halam onlardan biriydi.. Rahmetlik Suphi eniştem de halamı görüp beğenmiş, galiba on beş liralık başlık parasına alıp Hayfaya götürmüştü. Berberdi ve iyi para kazanıyordu..
İşte bir gün kapımızı çalarak ailesiyle aramıza katılan halam ile Suphi eniştem ve çocuklarıydı..
Az biraz daha büyüdüğümde sordumdu. “Enişte niçin harp etmeden Filistin’den kaçtıydınız?”
O çat pat pat bozuk Türkçe’siyle şöyle dediydi: “Biz Araplar Yahudiye toprak satardık.. Sonra bizden tüfek satın alırlardı.. Bize çok para verirler, biz de silah verirdik… Biz parayı alıp giderken o sattığımız silahla bizi vururlar, verdikleri paraları da yine geri alırlardı!..
****
İŞTE asıl büyük olay buydu! Araplarda vatan bilinci yoktu! Yahudiler ise 2 bin yıl önce kendilerinin olduğunu iddia ettikleri Filistin topraklarına dolayısıyla Kudüs’e dönüyorlardı. Dünyanın dört bir yanından taşınıyor, astronomik paralarla toprakları satın alıyor, Filistin’e yerleşiyorlardı..
VE 1947’de İngiliz’in marifetiyle 2 bin yıl sonra “kutsal” dedikleri topraklarına “yeni vatanları” olarak yerleşirlerken, Filistinlileri de ötelere sürüyorlardı.. Ki artık Filistinlilerin yerleşim yeri, Yahudilerin Filistin’e geldiklerinde ilk yerleştikleri bir iki karışlık toprak parçasından ibaretti..
Ve Yahudilerin şu anda da en büyük kıvançları, “2 bin yıl sonra vatanlarına kavuştukları” iddiasına sardıkları İsrail topraklarıdır.. ****
GEÇTİĞİMİZ günlerde İsrail’in bu topraklarına Amerika’nın Trump’ı marifetiyle bu kez Müslümanların da kutsalı olan Mescidi Aksa’lı Kudüs de katıldı.
Ha gelelim Filistin halkına! Daha dün Rum ve Yunan tarafıyla Mısır ve İtalya’yı da yanına alan Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarının gaspına yönelik bir ittifakta, bir zamanlar kan bağlarımızın bile olduğu Filistin de yer aldı! Türkiye’ye ve Kıbrıs Türk halkının haklarına karşı!
Böyle vefasız ve vatan sevgisiyle duygularından yoksun bir topluluk zaten varlığını idame ettirebilecek şansını çoktan kaybettiydi..
































