Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Pazar sohbetimdir (1956’lardan beridir çözüm planları içinde boğulduk hâlâ çözüm arıyoruz!)

Amacım “uzmanıymışım” gibi “tarih yazıp tarih anlatmak” değildir! O büyük iddia “araştırmacıların” işidir. “Bizler” tarihin o büyük taşlarını yerli yerine koymaya çalışanların, hasbelkader dediğimizce “fellik görevi” yapanlarıyız. Yazıp söylediklerimiz, yaşarken görüp işittiklerimizin hatıralarıdır işte!

Tabii bir kıymet’i harbiyesi var mıdır bilmiyorum! Buna karşın bu adada Türk halkı olarak ne kadar çok haklı olduğumuza inanıyorum ve “aman” diyorum! Olmaya ki bu hakkımızı Rum’un siyasi tezgâhlarında kaybederiz! Ki bir kez kaybetsek artık bu adada mümkün değil özgür ve egemen yaşama hakkına ulaşamayız!.. Yani ben, “Türklerle Rumların” özellikle iç içe Birleşik bir Kıbrıs’ta kardeş kardeş yaşayacaklarına inanmam! Doğrusu inananlara “inançları budur” diyerek saygı da duymam! Onların bana duymadıkları gibi…
KONUMUZA GELELİM. Dün Havadis Gazetesi’nin manşetinde “ilk “Taksim Planı”nı gösteren iki harita vardı. Gördüğümde hadi bu efsane haline gelmiş “Taksim”i tanık olduğum kadarı ile bir de ben anlatayım dedim.
1955’LER VE “YA TAKSİM YA ÖLÜM:” Mağusa Namık Kemal Lisesi öğrencisiyim. 1 Nisan 1954’de Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlayarak Enosis’i gerçekleştirmek için kurulmuş EOKA tethiş örgütünün (terör) ilk bombaları patlar… İngiliz sömürge İdaresine karşı 1931 isyanından sonra ikinci Büyük başkaldırıdır bu. İngiltere tedirgindir. Türkiye ve Türk tarafı nasıl bir strateji uygulayacaklarını bilememektedir. İngiliz Dışişleri Bakanı Harold Macmillan’dır… Türkiye’de Fatin Rüştü Zorlu’dur… İngiltere Kıbrıs sorununu çözmek için Türkiye ve Yunanistan’ın da katılacağı Londra Konferansını düzenler. (1955 Ağustos Eylül tarihleri arasında.) Macmillan Yönetimin İngiltere’de kalması şartıyla Kıbrıs’a özerklik verilmesini teklif eder. Zorlu artık adada iki halkın özerklik statüsünde buluşabilecekleri bir siyasi ortam kalmadığını savunur. Yunanistan ise Kıbrıs halkına self determinasyon hakkının tanınmasını ister…
TAKSİM’İN İLK AYAK SESLERİ: 1956’da Rumlar ilk kez Türklere saldırırlar, çatışmalar başlar… Çatışmaların odağı Lefkoşa ve Mağusa’dır. Üç gün devam eder. İngiliz Valisi çatışmalar başlar başlamaz sokağa çıkma yasağı koyar daha sonra kaldırır ve adada ilk kez “bölünmeyi” çakacak şu planını açıklar: “Lefkoşa iki kesime ayrılacak. Baf Kapısından başlayarak Mağusa Kapısı’na kadar Ermu ve Mağusa Kapısı yanındaki Sokaklar yasak bölgeler ilan edilecek. Taşıt araçları Lefkoşa Surlariçi’ne sadece Girne Kapısı ile izin alarak Hacı Sava Meydanı’ndan girecekler… Bu koşullar 26 Nisan tarihi itibarıyla yürürlüğe konur…
İLK “TAKSİM” SESLERİ. “İlk “Taksim” lafı 20 Aralık’ta Adnan Menderes’in verdiği bir demecinde telaffuz edilir. İşaret verilmiştir “Ya Taksim Ya Ölüm” cümlesi slogan haline gelir… Artık yollardayız… Adanın her tarafında Türk ahali “Ya Taksim Ya Ölüm” sloganları atarak yürümekte, Rum’un Enosis’isine karşı kendi “çözüm iradesini” ortaya koymaktadır.
Aslında “taksim” fikri de İngiliz’den çıkmadır! Nitekim rahmetlik Faiz Kaymak yıllar sonra bu olayı bana şöyle anlatır.
FAİZ KAYMAK’IN KAYIPLARDAKİ “KIBRIS HARİTASI.” Bir gün Mağusa’da rahmetli Zeria Hanım’ın dükkânında karşılaşırız. “Eşrefim” diyerek bana sarılır, iki yanağımdan öper ve tabii laf lafı açarken 1956’lar sonrası Menderes ve Zorlu dönemlerini anlatır.
O dönemde Faiz Kaymak Kıbrıs Türk kurumlar federasyonundadır. Kıbrıs konusunda istişarelerde bulunmak için bir heyetle Ankara’ya giderler. Sonrasını Faiz Kaymak’tan dinleyelim.
“Oğlum Eşref Dışişleri Bakanlığı’na gittik. (zaman zaman anlatımına ara verir beni iki yanağımdan öper yeniden devam eder.) Kararı verdik Kıbrıs’ı taksim edeceğiz. Zorlu bu taksim’i bir de Kıbrıs haritası üzerinde tespit etmek için sağa sola bakınır, çekmecelerini açıp kapar ve nafile! Ankara’da Dışişleri Bakanlığı’nda Kıbrıs haritası yoktur, bir türlü bulunamaz! Oğlum Eşref o kadar mühim mesele ama işte düşün harita yok! Neyse rahmetlik Zorlu sağa sola adamlarını koşturtur sonunda bir Kıbrıs haritası getirirler. Masaya serer, eline bir cetvel alır ve tam ortasından Kuzey ile Güney’i birbirinden ayıracak “taksim çizgisini” çizer. Sonra bize döner, “işte taksim” der!
Rahmetlik Kaymak bunları anlatırken ikimiz de olayın az biraz komediye dönmüşlüğüne takılıp güleriz ama gerçekte olay tarihe kazınmışlığı ile bugünlere gelecek kadar ciddi ve gerçekleşecek kadar hakikatti!
BİLİR MİSİNİZ? Aradan yıllar geçti. Pöö! Neleri unutmadık ki! Oysa bu yazıyı yazarken tabi bazı kitapları karıştırıyor o günkü siyasi gelişmeleri derleyip aktarmaya çalışıyorum ya! “Allah” diyorum kendime! O ne trafik? Mesela 1955’ler 1960 Londra Zürih anlaşmalarına varana dek bakın kaç plan gelip geçmiş hayatımızdan:
*1955’de Macmillan planı.
*1955’de Kıbrıs Valisi Jhon Harding’in çözüm önerileri.
*Yine 1956’nın aralık ayında Sömürgeler Bakanı olan Lord Radcliffe’nin planı.
*1957’de Yunanistan Dışişleri Bakanı Averof’un çözüm Planı!          
*Ekim 1957’de NATO Genel Genel Sekreteri Paul Hengry Spaak Önerisi.
*1959 Londra ve Zürih Anlaşmalarının hazırlık çalışmaları.
*İngiltere Dışişleri Bakanı Selwyn Loyd’un “Kısıtlı Bağımsızlık” Planı.
*1958’de yine Macmillan Planı.
* Ve 6-19 Şubat Zürih Londra Anlaşmaları…
TUTUN Kİ DOKUZ PLAN VE ÖNERİ: Sadece 4 yıla sıkışmışlığı ile! Bu Kıbrıs sorunu öylesi bir sorun işte! Ki sonradan Makarios Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yıkacak, Türklere yönelik saldırılarla jenosit hareketleri yer alırken ada kan revan içinde kalacaktı! Ve 1974 Barış Harekâtı…
“Bitti” dediğimiz son “tarih” olmasını çok istedik! Bitmedi! Yıl 2015! Hâlâ çözüm arıyoruz! Allah kurtarsın artık!