Köşe Yazarları

Ayasofya’dan kalkan bir cenaze






Osmanlıya dört kez Sadrazamlık yapmış olan Kıbrıslı Kamil Paşa 1913 yılında bir darbe sonucu Kıbrıs’a, ülkesine dönmüştü…



Ancak çok yaşamayacak, altı ayın içinde ölecekti.
Kamil Paşa Larnaka’dan Lefkoşa’ya garutsa ile gelirken, Lefkoşalılar büyük bir kalabalık oluşturup onu karşılamışlardı.
Ahali ta Eylence’den Lefkoşa’ya dizilmiş onu selamlıyordu.
Rahmetli Haşmet Gürkan, Paşanın kendi köyü olan Piroyi’den geçerken bastonu ile bir evi işaret ettiğini “İşte ben bu evde doğdum” dediğini yaşlı insanlardan duyduğunu yazmıştı bir kitabında.

Neticede Paşa Arabahmet’teki evine gelip yerleşir.
Komşularından biri de yazar Sir Harry Luke’dur.
Paşa, kalan kısacık ömründe Çetinkaya tabyasına çıkar, buralarda hava alırmış.

Yazar Luke, yayınladığı bir kitapta Paşaya da yer verir ve onun cenaze törenini anlatır.
Aktarıyoruz:
“Çelişkiler, yükseliş ve inişler ile dolu yaşamı gibi cenaze töreni de gerçekten Türk tarzında idi.
Büyük cami Ayasofya’daki dini törenden sonra tabutu sur içinin daracık sokaklarından ve kafes pencereli köşklerin altından geçirilerek son dinlenme yerine getirilmişti. (Arabahmet Camii. A.O)
Tabutun ardından adanın en yüksek tabakasından en alt tabakasına kadar her sınıf halk geliyordu. Yüksek Komiser, belli başlı İngiliz görevliler ve İslam toplumu ileri gelenlerinin yanı sıra kasabaların alelade halkı, kimi meraktan, kimi de tabutu 1-2 dakika taşıyabilir ümidiyle itişip duruyordu.”

Haşmet Gürkan ile devam edelim:
Kortej Arabahmet’e yaklaştığı bir sırada, Deftera’dan Lefkoşa’ya çiçek satmaya gelen dizlikli bir Türk köylüsünün, cenazeyi görünce çiçek köfününü bir kenara koyarak tabutun altına girdiğini ve sonradan cenazenin yeğeni olan Kamil Paşa’ya ait olduğunu öğrendiğini kaydeden Luke “bu köylünün cenazeye katılmasını kimse yadırgamamıştı” der.

Luke, Türk toplumunda yüksek düzeyli vatandaşlarla sıradan vatandaşlar arasında bir farkın görülmediğini anlatmaya çalışmıştı.

Ama bizim diyeceğimiz başka:
O Ayasofya’dan nice cenazeler son yolculuğuna uğurlanmıştır.
Biz bu sosyal ve kültürel geleneği yani kendi kendimizi dinamitlemezden önce…







Başa dön tuşu