Köşe Yazarları

Payitaht fokurduyor!


Lefkoşa Krallığında  kılıçlar çekildi, yağız atlar kişnedi,  açılan sancağı şerifin altında toplanan çarıklı erkân “haydin be sefere” naralarıyla hücuma kalktı ki!  Ooo! bir toz duman göz gözü görmez, el eli tanımaz!..

Ne oluyor yahuuu? Nedir bu çekişme çatışma? Neyi paylaşamıyorsunuz?

Hadi cevap vereyim: Seçimi yaklaştıkça Cumhurbaşkanlığını makamını!

Doğrusu Mağusa Dükalığından Lefkoşa Krallığını seyrederken, “tepedeki politikacılarımızın” kanıksanmış senaryolu politika oyunlarına  ne gülebiliyorum ne hayret edebiliyorum.

Buna   karşın yine de yorumlayayım:

Önce olanlara bir daha bakalım: “Tatar Hükümetinin elbette ki Erhürman hükümetinden farklı olacağı, Kıbrıs siyasi sorununa da bu farkını yansıtacağını  biliyorduk. (Nitekim Maraş açılımıyla, Anastasiadisli  yemekle, “varan bir” dedi!)

Biliyorduk ki “federasyonu” telaffuz etseler de  “konfederal sistem” savunucusudurlar. Yani “Birleşik bir Kıbrıs değil, kendi içlerinde mutlak özerkliği olan iki devletin siyasi eşitlik içinde konfederal sistemde buluşmaları ve TC’nin garantörlüğü…

UBP kanadının bu görüşleri  zaten Sn. Akıncı’nın “siyasi eşitlik olmazsa olmaz” dediği  görüşle de örtüşüyor. Dolayısıyla bu yönden büyük bir fikir ayrılığı olmamalı..

Ancak: Bir sorun daha var:   Geçmiş UBP koalisyonu döneminde, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile açığa çıkan ve şimdilerde Kudret Özersay’la devam eden sorun..

Şöyle ki “Dışişleri Bakanlarının da etkinliğince müzakerelerde yer almaları, yetki ve sorumluluklarını kullanabilecekleri bir düzenlemeye gidilmesi beklentisi..”

Nitekim Kudret Özersay’ın  Güney’e geçip Anastasiadis ile yemekte buluşması, tutun ki “siyasi arenada etkinliğince ve görevim gereği ben de varım” dedirtmeyi başardı.

Kısaca Özersay “eğer Dışişleri Bakanıysam Güney ile ilişki kurabilmeli en az Sn. Cumhurbaşkanı kadar işlev sahibi olabilmeliyim” imajını çakmaya çalışıyor olabilir..

Peki öyle mi olmalı?

Tükürdüğümü yalamam. Zaman zaman  Köşemde “neden Dışişleri Bakanlarımız müzakereler dışında tutulmaktadır” diyerek “etkinliklerince katılmalarından” yana yorumlar yaptımdı..

Yine ayni görüşteyim. Ancak Özersay’ın alışılmışın dışına çıkarak  Anastasadis’le bir yemekte buluşmasını “Dışişleri Bakanlığının rüştünü”   ispat etmek olarak değerlendirmek yeterli değildir..

Biliniyor:  Cumhurbaşkanı adaylarından biri de (büyük olasılıkla) Özersay’dır.   Dolayısıyla seçimlere hazırlanırken,  propagandasını güçlendirip etkinleştirmek için Kıbrıs sorunuyla bütünleştirmesi gerekmektedir. Anastasiadis’le “yemek” bu konuda atılan ilk adımlardan biridir..

NE var ki “keşke” diyorum. Anastasiadis’le bu  yemekli sohbetten önce Sn. Akıncı’yı bilgilendirseydi… Ne diyoruz: “İç barış” her zaman her şeyden daha önemlidir..

**********

 MARAŞ’LA SAKIN  OYNAMAYIN!

Maraş’ın “envanterinin” çıkarılacağına yönelik açıklama memleketin çoktan beridir uykuya dalmış siyasi sorununa cevvaliyet getirdi.

Nihayet kadavrası kalmış bu koca Maraş leşini 45 yıl sonra da olsa “hale yola sokacak” bir karar verebildiler..

Verebildiler de bu geçen 45 yıl yıl içinde Maraş’a neler yaptığımızı kime nasıl anlatacağız!

Ki bundan sonra “envanter çalışmalarının” başlayacağını işiten dünya medyası ellerinde kameraları Mağusa’ya düşecekler!..

Ne var ki  bu yeni açılımı bir çözüm fırsatına dönüştürebiliriz.. Şöyle:

Değil mi ki Maraş 45 yıldır çözüm için “koz” olarak tutuluyordu. İşte size Maraş üzerinden kullanılacak kozlarımız:

“Maraş’a karşılık siyasi eşitliğe dayalı federal çözüm..

“Maraş’a karşılık KKTC’nin tanınması..

Maraş’a karşılık ambargoların kaldırılması KKTC’nin de AB’ye üye olarak kaydedilmesi..

Maraş’a karşılık Doğu Akdeniz’de payımıza düşen gazdan yararlanılması.

Maraş’ın Türk-Rum halkları olarak birlikte yaşam ve iş alanı özelliğiyle  “barışın” pilot bölgesi durumuna getirilmesi…

Ne var ki Tatar’ın “envanter çalışmaları başlayacaktır” açıklamasına karşılık eğer bu ölü kenti ucundan kıyısından iskâna açma gibilerinden bir açıkgözlük tasarlanıyorsa biline ki 45 yılın “hatasına” bir hata daha eklenecektir..

Zaten dış politikada Ankara ile birlikte tutan tarafımız kalmadı, sakın diyoruz bizim olmayan Maraş’la oyun oynamaya!

**********

KISACA TAKILDIKLARIM:(“ŞÜKÜR” VE MÜJDE: BİZİM DE “LES VEGASIMIZ” OLUYOR!)

Geçtiğimiz Salı günü “partisinin Meclis grup toplantısındaki konuşmasında Kemal Kılıçdaroğlu Kıbrıs sorunuyla ilgili şöyle dedi:

Kıbrıs politikasının artık değişmesi lazım. Yeni bir hamlenin atılması gerekiyor. Bu yapılmazsa ileride çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacağız. KKTC Devletinin artık tanınması lazım..”

Yıllar sonra Türkiye’de bir siyasi Parti Başkanının “artık KKTC’nin tanınması lazımdır” demesi karşısında “şükürler olsun” dedim! 45 yıl geçmiş de olsa nihayet KKTC’nin tanıtılması gerektiğini etkin ve yetkin bir politikacıdan  işitebildik. İnşallah artık TC’nin “her şeyi olan Erdoğan da işitmiştir bu öneriyi!..”

VE Tatar ne dedi? “Maraş’ı Las Vegas yapacağız” dedi!

Yapmayın Sn. Başbakan! Onca “Casino” yetmedi, doyuramadı mı KKTC’i? Maraş’ın ne olacağı ille de akla “kumarhane” mi getirmeliydi! Meğer nasıl da işlemiş  kanımıza!

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı